Nuri Gökçek. (2020). Öğretmenim Sen Hiç Boyun Eğmedin, İstanbul: Tunç Yayınları.
Nuri Gökçek. (2020). Öğretmenim Sen Hiç Boyun Eğmedin, İstanbul: Tunç Yayınları.

27  Eylül 1975’te,  Erzurum Oltu’da komünizm ilan edilecekti!

İstihbarat birimleri teyakkuzdaydı. Haber elemanlarına uyku haramdı. İlçedeki en küçük hareketlilik, anında yetkililere bildiriliyordu.  Yetkililer, Türk âleminin en büyük düşmanı  komünizme kayıtsız kalamazdı.

Muhafazakâr ilçe sakinlerini harekete geçirmek için düğmeye basıldı.

0
0
0
s2sdefault

 

Pülümür Beğendikli Ahmet Demirtaş (1933-1987), 1967 yılında kardeşi Hıdır Demirtaş’la birlikte  açtığı kahvehane ve bakkalı, 1970 yılında Doğanköy Geliyamısku’nun sevilen isimlerinden Mehmet  Ali Şahin’e (Memedaliye Kamori)  devretmişti.
Pülümür Beğendikli Ahmet Demirtaş (1933-1987), 1967 yılında kardeşi Hıdır Demirtaş’la birlikte açtığı kahvehane ve bakkalı, 1970 yılında Doğanköy Geliyamısku’nun sevilen isimlerinden Mehmet Ali Şahin’e (Memedaliye Kamori) devretmişti.

1967 yılıydı. Beğendikli iki kardeş kafa kafaya vermiş, birlikte iş yeri açmaya karar vermişti. Pülümür Beğendik, o tarihte bucak konumundaki Kırmızıköprü’ye bağlıydı. Bucak, doğusunda Kızılkayalar,  batısında ise Pülümür Çayı’yla âdeta kuşatılmıştı.

Salördek Çayı, küçük kasabayı kuşatan bir diğer akarsu kaynağıydı.

Kasaba, yüzölçümüyle çelişen insan hareketliliğine sahne oluyordu. Çevre köylerden kasabaya akan köylüler, temel gereksinimlerini Kızılkayalar’a ve Pülümür Çayı’na paralel uzanan,  süpermarketleri aratmayan  bakkallardan karşılıyordu. Bakkallarda yok yoktu! Temizlik, gıda, giyim, kırtasiye, yapı malzemeleri, ilaç (Gripin, Opon, Aspirin vb.) ürünler bakkal raflarını süslüyordu.

0
0
0
s2sdefault

 

 
Son Köylüyü  22 Eylül 1992’de  yitiren Pagu Çeşmesi (Heniye Pagu), acı hatıraların kaydını tutuyor.
Son Köylüyü 22 Eylül 1992’de yitiren Pagu Çeşmesi (Heniye Pagu), acı hatıraların kaydını tutuyor.

Ah şu çeşmeler… Lülesinden sevgi akan. Sevgiyle, aşkla, coşkuyla çağlayan çeşmeler. Yurdun dört bir yanında yorulmak bilmeyen.  Doğaya hayat veren, doğanın hayat verdiği  çeşmeler.   

Can verir çeşmeler doğaya,  tutkuyla, aşkla.  

Su, kirden pastan arınmanın aracı.  

Köy çeşmeleri, darda kalanların imdadına yetişen  Hızır’ın mekânı.

Su, kardır;  beyaz, bembeyaz, kar beyazı…

Sevdadır.

El değmemiş, kirlenmemiş, kirletilmemiş.

Suyla arınır, yaşama gözlerini ilk  açanlar.  

Suyla uğurlanırız  sonsuzluğa.

Öylece hareketsiz duran bedenimize dökülen  suyla çıkarız son yolculuğumuza.    

Köy çeşmeleri, elde yıkanan çamaşır, soğuk kış günlerinde ipte buz tutmuş okul önlüğüdür.

Ablanın biri yamalı, iki cepli önlüğü…

Dantel işlemeli yakalık bir de…

Zorbalığın yumruğunu sineye çeken genç kadının tülbendindeki kanı temizleyen tatsız, kokusuz, renksiz bir sıvı.

Kanına girilen masum köylünün çizgili pijamasından toprağa karışan zorbalığın suç kaydının  tutulduğu   arşiv.

0
0
0
s2sdefault