Olcay Soğuk, Efsane Vali (İstanbul Valisi Dr. Lütfi Kırdar’ın Yaşam Öyküsü)
Olcay Soğuk, Efsane Vali (İstanbul Valisi Dr. Lütfi Kırdar’ın Yaşam Öyküsü)

Vali var, vali var! Sahilde bira içen bayan doktorlara kafayı takan valiler örneğin. Belediye başkanlığına vekâlet ederken kurdelesini kestiği köprüde bile adını sonsuza kadar yaşatmayı umut eden valilerimiz ya da…  Maskesiz gezen ‘avam’a sokakta haddini bildiren siyasetin medarıiftiharı valilerin de hakkını yememek gerekir.  Cinsel içerikli kitaba ön söz yazarak okullara dağıttıran,  tepki üzerine toplatarak puan kazanan valiler de unutulacak değil ya.  Devlet okullarında yönetici ve öğretmenlere posta koymayı vazifeden sayan valiler ve daha niceleri…

Yakın zamanda tanık olunan bu ve benzer olaylara adı karışan valilere idari yaptırım uygulanıp uygulanmadığı konusunda herhangi bir bilgimiz yok.  Yaptırımdan daha önemlisi, bu tür fuzuli davranışları sergileyenlerin tepe noktalara nasıl ve niçin getirildikleri sorusudur.  

Bir sistem, bilime yaklaşımın yanı sıra, askeri ve mülki erkânın yetenek ve birikimleriyle test edilir.

Mustafa Kemal Atatürk, 1927 yılında, salona girerken ayağa kalkmayan genç bir öğretmene kafayı takan ve görevden alınmasını isteyen Kastamonu Valisi İsmail Adil Güven’le (1877-1943)  ilgili kesin talimat verir:

“Hemen o valiyi görevden alın! Yapılacak bu kadar çok işimiz varken, genç bir öğretmenle uğraşan valiyle bir yerlere varamayız.”

Genç Cumhuriyet, fuzuli işlerle ömür tüketen yöneticilere tahammül edemez!

0
0
0
s2sdefault
Loriz'in iyi yürekli insanları
Soldan sağa Gülüzar (Emine) Dikme (1923-1991), Elif Doğan, Saray Günay (Geyik), Ahmet Dikme (Derviş), Hakkı Düzgün, Arzu Doğan, Hasan (Hüseyin)  Dikme, Kamer (Kekil) Dikme, Hasan (Hüseyin) Dikme, Elif Doğan, Arzu Doğan (Löriz'in iyi yürekli insanları) Fotoğraflar: Lorız resmî sayfası

 

1956 yılında Pülümür Çatalyaka (Denzeg) köyü Gole (Gola Tikmu)  mezrasında taşınma telaşı vardı. Gün ağarmadan uyanan köylüler son hazırlıklar için işe koyulmuştu. Kalın yün yataklar, el dokuması halılar, sandıklar,  cacimler, çoğu bakır kap kacak toplanmış, katırlara yüklenmişti. Yatak ve halıların bir kısmı semerlerin her iki tarafından sarkan kıl çuvalların üzerine örtü gibi serilmişti.  Köyün  yolu yoktu. Keçi kılından dokunmuş çuvallara doldurulan eşya, katırlara yüklenmişti.

Gole’de hayvancılık yapan aileler, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarını da yanına almıştı.

Keçi yolunda art arda dizilmiş katırların istikameti, Nazımiye Karvan (Uzuntarla/Hanköy)  köyüydü. Yaklaşık 15 km’lik yolda saatlerce süren yolculuk, bir yamaca yaslanmış Karvan’da noktalandığında güneş tam tepedeydi.

Karvan yokuşunu ağır ağır tırmanan Pülümür Çatalyakalı köylüler görünür görünmez köy hareketlendi. Karvan’a ulaşan köylüler yorgun düşmüştü. Çatalyakalılara, bakır taslarda ayran ikram edildi. Köyün yeni sakinlerinin eşyası katırlardan indirildi,  eve taşındı.

Çatalyaka Gole mezrasından Karvan’a, Hasan (Hüseyin) Dikme (1896-1985) ve Kamer (Kekil) Dikme  (1926-1981) kardeşler yerleşmişti. O tarihte Hasan 60, Kamer ise 30 yaşındaydı.

0
0
0
s2sdefault
Türkiye, bir kuşağın eğitimsiz kalmasının ağır yükünü taşıyamaz
Türkiye, bir kuşağın eğitimsiz kalmasının ağır yükünü taşıyamaz

Koronavirüs salgınından dolayı okulların kapısına 16 Mart’ta kilit vurulmuş, ilk, orta ve yüksek öğretim kurumları tatil edilmişti. Okulların açılması beklenirken Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), 21 Eylül’den itibaren sadece 1. sınıflarda  yüz yüze eğitime başlanacağını duyurmuştu.   Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitimle ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştı:

“21 Eylül olarak belirlediğimiz başlangıç tarihinde, yüz yüze eğitim öğretime sadece -hâlihazırda zaten açık olan okul öncesi öğrencilerimiz ve okulla duygusal bir bağ kurma ihtiyacında olan birinci sınıf öğrencilerimizle başlayacağız. İlkokul birinci sınıf öğrencilerimiz uyum haftasında 1 gün, daha sonraki haftalarda ise haftada 2 gün olacak şekilde okullarımızda olacak. 21 Eylül'den itibaren geçecek üç haftanın sonunda diğer kademelerde ve sınıflarda eğitim-öğretime başlama konusunda süreci yeniden değerlendireceğiz.” (MEB, 08.09.2020).

Açıklamadan, MEB’in,  1. sınıflar üç haftada toplam beş gün okula geldikten sonra yüz yüze eğitimle ilgili karar vereceğini öğreniyoruz.  

Gelişmeler, ilk, orta ve yükseköğretim kurumlarında yüz yüze eğitimin sağlıklı biçimde değerlendirilmesinin önemine işaret ediyor.

0
0
0
s2sdefault