Erzincan Otogarı, 5 Temmuz 2022
Erzincan Otogarı, 5 Temmuz 2022

Erzincan Otogarında  araç bekliyor.  Çığırtkanlar, telaşlı yolcular, beklemekten sıkılan yolcular umurunda değil. Cep telefonlarına gömülen gençlere bir adım uzaklıkta.   Baş ağrısı yapan müziği duymuyor.  ‘Silah zoru’yla yolcu toplayan çığırtkan kim bilir kaç kez geçmiştir yanından.   Çığırtkan onu, o çığırtkanı görmüyor.

Acaba kaç yaşında?

0
0
0
s2sdefault
TRT Türk Halk Müziği Sanatçısı Süleyman Yıldız (Tunceli Birman mezrasında duvara asılı sazın zaferi)
TRT Türk Halk Müziği Sanatçısı Süleyman Yıldız (Tunceli Birman mezrasında duvara asılı sazın zaferi)

Tunceli Birman (Yıldızlar) mezrasında, duvarında saz asılı toprak damlı evde dünyaya geldi. Temiz ellerle dokunulan saz, evin baş köşesindeydi.  Takvim  yaprakları 1 Ocak 1953’ü gösteriyordu. Günlerden Perşembe’ydi. Perşembe günleri evde cem bağlanır, saz çalınırdı.

Sazı eline aldığında 5 ya da 6 yaşındaydı.

Köyünden 7 km uzaklıktaki  ilkokula başladığında saz çalmayı öğrenmişti.

Kent merkezinde bisiklet gördüğünde 7’sindeydi. Babası, bisiklet alamamıştı. Köyünde bisiklet kullanabileceği  alan  yoktu. Toprak damlı evler ne güne duruyor!  Eline bıçağı, testereyi, keseri ve  tahrayı (dariye) aldı.  Tahta tekerlekli bisiklet üretti.

O yıllarda bir de tef yapmıştı.

Tef ve üç  tekerlekli bisiklet, onun ilk sanat eserlerindendi.

Küçük yaşta tef üreten Birmanlı çocuk, yıllar sonra  2 bin 5 yüz dolayında   türkü ve semah derleyecek olan TRT Türk Halk Müziği Sanatçısı Süleyman Yıldız’dı. 

0
0
0
s2sdefault
Ulu Ağacın gövdesinde saklı acılar
Ulu Ağacın gövdesinde saklı acılar

Ulu ağaçlar… Anıt ağaçlar ya da… Doğanın insana  yüzyıllık, binyıllık armağanı. Sadece insana mı, börtü böceğe,  yaban hayvanlarına,  soluk alıp veren tüm canlılara armağan ağaçlar.

Nice savaşların, acıların, yoklukların, zorbalıkların sicilini tutmuş.

71  yıl önce bir iftiraya kurban giden köylünün, Pülümür Çayı’nın azgın sularına atılan kız çocuğunun, evi ateşe verilen çiftçinin tanığı… Yağmurun, karın, sıcağın, soğuğun, vakitsiz sararan yaprağın dert ortağı.

Ulu Ağaç, Pülümür Vadisi’nin doğusunda, meşe ormanının ardıçla yer değiştirdiği  sınırda.  Ağır ve uzun kışın etkisinden yeni yeni kurtulmaya çalışan kavak ağaçlarıyla kuşatılmış. Az ötede yaylalar, yüreğimi sıkıştıran. Ocağında 40 yıldır süt kaynatılmayan, yayık yayılmayan yayla evleri…  Üst üste yığılmış taşlardan oluşan yapılar. Her bir ‘oda’nın,   taşın, paslanmış teneke parçasının, kapı niyetine kullanılan ardıç dalının  öyküsünü dinliyorum, ulu meşe ağacından.

0
0
0
s2sdefault