Pülümür Kırmızıköprü Halk Lokantası (Mustafa Fırat'ın güler yüzünü  özlemek)
Pülümür Kırmızıköprü Halk Lokantası (Mustafa Fırat'ın güler yüzünü özlemek)

Mustafa Fırat, Pülümür Mezra köyünün beyefendilerindendir. Kibar, nazik ve hoş sohbettir. Askerliğini Kore’deki Türk birliğinde yapmıştır.  İlerlemiş yaşı, onun mutluluğundan hiçbir şey eksiltmemiştir.  Çevresiyle kurduğu güzel ilişkiler, hayranlık uyandıran türdendir. Yüreği sevgi doludur. Büyük küçük fark etmez, herkese karşı son derece saygılı ve duyarlıdır. Birkaç yıl önce, akşamüzeri,  evinin bahçesinde bize anılarını anlatırken hepimiz pürdikkat kesilmiştik. Onun ağzından çıkan bir sözcüğü bile kaçırmamaya özen göstermiştik. Kore’yle ilgili askerlik anılarını ilgiyle dinlemiştik.

0
0
0
s2sdefault
PÜlümür Löriz Çeşmesi (Bütün hatıralar Pülümür Çayı'na taşınmış)
PÜlümür Löriz Çeşmesi (Bütün hatıralar Pülümür Çayı'na taşınmış)

İlk ve ortaokul yıllarımda anneannemle arada bir Löriz köyüne giderdik. Kırmızıköprü’den, köyün yol ayrımına kadar arabayla gittiğimiz olurdu. Arabadan indikten sonra meşe ormanının arasındaki keçiyolundan köye yürüyerek giderdik. Yolun büyük bölümü yokuştu. Löriz’e araba yolu yapılmamıştı. Araç bulamadığımızda, yürüyerek gider gelirdik. Löriz yol ayrımına varmadan kara yolunun kenarında bir çeşme vardı. Her gidiş-dönüşümüzde o çeşmede  soluklanır, bakır maşrapa-tastan su içerdik. Çeşmenin oluğundan bolca su akardı. Çeşmeyi, Ali Dikme’nin amcası Hüseyin Dikme yaptırmıştı.

Löriz’e  perşembe günlerinde giderdik. Yokuş çıkarken gözümüz ve kulağımız kekliklerdeydi. Özelikle kış mevsiminde bölgede keklikler konaklardı. Onlar öttüğünde mutlu olurdum. Kışın yürürken üstümüz başımız ıslanırdı. Arzu teyze (Arzu Doğan),  anneannemle beni alır, evine götürürdü. Hemen sobayı yakar, çayı demlerdi. Akşama doğru Dikme ailesinin evine giderdik.  Derviş Dede,  üç telli sazıyla hepimizi hüzünlendirirdi. Derviş Dede’yi dinledikten  sonra Arzu teyzenin evine gider, geceyi onlarda geçirirdik. Arzu teyze, Löriz’de içimi ısıtan sevgi dolu insandı. Onun sevgi dolu bakışları, insanın yüreğine işleyen sesi, konukseverliği  çocukluğumun değerli hatıralarındandır.

0
0
0
s2sdefault

 

Erzincan Çağlayan Kalecik köyü (Çalışkanlık ve üretkenliğin merkezi)
Erzincan Çağlayan Kalecik köyü (Çalışkanlık ve üretkenliğin merkezi)

Erzincan Çağlayan’da sabah uyandığınızda kırk metre yükseklikten yere dökülen suyun serinliğiyle uyku mahmurluğundan kurtulursunuz. Girlevik Şelalesi, günün her saatinde belde sakinlerini serinletmekte, bir ninniyi andıran ezgisiyle dinlendirmektedir.  Kırkçeşmeler’den beslenen Girlevik Şelalesi’nin ezgisi ve serinliği, insana mutluluk vermektedir. 

Çağlayan’dan, Girlevik ya da Kalecik köylerine doğru sabah yürüyüşüne çıkanlar, güne,  Girlevik Şelalesi’ni selamlayarak başlamaktadır.

Kalecik Köyü, Çağlayan’a üç km  uzaklıkta.  Köy yolu soğuk asfaltla kaplı.  Çağlayan’dan yürüyenleri, ortalama on dakika süren yokuştan sonra ceviz, söğüt, kavak, erik, elma, kayısı, mamuh, meşe ağaçlarıyla kuşatılmış güzel köy yolu beklemektedir. Kuşburnu ve böğürtlen, yola renk katan diğer bitkilerden. Kuşburnu dalları meyve yüklü. Bazı böğürtlenler yeni çiçek açmış, bazıları ise kızarmayı bekliyor.  Bir kısmı belki yüz yaşında olan söğüt ağaçlarının çürümeye başlayan gövdesi, canlıların doğal yaşam alanı olmuş. Kertenkele, sincap, karınca vb. canlılar koca söğütlerin gövdesine sığınmış durumda. Ölümün o soğuk elini gövdesinde hisseden söğüt, bedenini canlılara sunarak ölümsüzleşmektedir. Üç-dört yaşında bir ceviz fidanı, yan yana sıralanmış söğüt ağaçlarının arasından güneşe doğru uzanmış. Çürümeye yüz tutmuş ağaç gövdeleri, cevizin güneşe kavuşma özlemine engel olamamış.

0
0
0
s2sdefault