Kaynak: U.S. Geological Survey
Kaynak: U.S. Geological Survey

24 Ocak’ta, Elazığ’da meydana gelen deprem,  alan uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Depremin yarattığı yıkım, can kaybı, ekonomik ve toplumsal sorunlar tartışılıyor. Ne var ki, depremde, hemen her doğal yıkımda rastlanan, ziyaretçi akını  gözden kaçırılıyor. Deprem bölgesine  çeşitli nedenlerle akın eden bazı ‘ziyaretçi’lerin yarattığı sıkıntılar göz ardı ediliyor. 

Direksiyonu, yıkım bölgesine kıran bazı kişiler, doğal yıkımı ‘fırsat’a çeviriyor!

Fotoğraf makinesini eline alan, yıkıntıların başında öz çekim (selfi) yaparak vatandaşlık görevini yerine getiriyor! 

Geçmiş olsun, Elazığ…

Yıkıntıların üzerinde  pozlar veriliyor.

Taş yığınlarının altındaki Gakkoşların çığlığı, başıboş ziyaretçi trafiğinden dolayı duyulmuyor!

Fotoğraf-görüntüler anında sosyal medyaya yükleniyor.  Kısa süre içinde yüzlerce, hatta binlerce beğeniyle taltif ediliyor bu görüntüler.  Hesap sahipleri, görüntüleri paylaştıktan sonra,  gönül rahatlığıyla  otomobillerine atlayıp sıcak yuvalarına dönüyor. 

Bunun psikiyatrik bir vaka olmadığını kim söyleyebilir?  

0
0
0
s2sdefault
Pülümür Kovuklu Azgulere
Pülümür Kovuklu Azgulere

Bu değerlendirme, Pülümür’de, Millî Emlak Müdürlüğü tarafından yürütülen kamu arazilerinin satışı ile ilgili tartışmalara katkı sunmak amacıyla yapılmıştır.

1)Kamu arazileri sadece Pülümür’de mi satılmaktadır?

Yurt genelinde satılan/satılması düşünülenler dışında,  Tunceli’nin çeşitli ilçelerinde, sözgelimi Mazgirt’te, kamu arazileri açık ihaleyle satışa çıkarılmaktadır. Başka il ya da ilçelerde kamu arazilerinin satılması, Pülümür’deki satışın doğru olduğu anlamına gelmez.  Başka bölgelerdeki satışlardan ‘kuvvet’ alarak,  Pülümür’deki satışlara onay verilemez. Fatsa’da siyanürle altın aranması,  Pülümür’de siyanürle altın aranmasını haklı göstermez.

2) Kamu arazilerinin satılmasının sakıncaları nelerdir?

Hazineye ait alanların satışı, KİT’lerin özel sektöre satışına benzetilebilir. KİT’ler özelleştirilirken, bazı çevrelerin tepkisi, “Benim patronum Sabancı ya da devlet olmuş, ne fark eder?” şeklindeydi.  KİT’lerin adım adım özelleştirilmesiyle gelinen nokta ortada… Pülümür vd. ilçelerdeki kamu arazilerinin satışıyla, bölge insanının ortaklaşa yararlandığı alanların etrafına çit örülmektedir. Köylülerin rahatlıkla dolaşabildiği, hayvanlarını otlatabildiği, arıcılık yapabildiği alanlar özel mülkiyete geçirilmektedir. Özel mülkiyete geçirilen alanların tasarrufu kamudan özele geçmektedir. Devletin, kamu yararına kullanılabilecek alanları üç kuruşa pazarlaması, bölge insanının lehine bir uygulama olarak görülemez.

Köylerimiz için henüz bir köy yerleşim planı bile hazırlanmamıştır. Kamu arazilerinin özelleşmesiyle, kamusal faaliyet yürütülebilecek okul, sağlık ocağı vb. kamu binalarına yer bırakılmamaktadır. Devlet, köylerde, okul, sağlık ocağı vb. kamu binaları için kullanılabilecek yerleri elden çıkarmaktadır.

Arazi satışıyla, köyler, ortak kullanım alanlarından yoksun kalmaktadır.

Hazine arazilerinin satışıyla, mera vb. alanların satışının da önü açılmaktadır. Hazine arazilerinin kamuya kaynak sağlayan bir ‘mal’ olarak görülmesinin, üretimden kopan bir ülkede ucu açık ‘satış’ sürecini tetiklemesi kaçınılmazdır. Bu süreçte yaylalar, ormanlar, dereler vb. doğal zenginliklerin risk altında kalacağı değerlendirilmektedir. Yasal bir değişiklikle, köylüler, hayvanlarını otlatabilecek alanlardan yoksun kalabilecektir. 

Kamu arazilerinin Pülümür’de satışı ne kadar yanlışsa, ülkenin herhangi bir köşesinde satışı da o kadar yanlıştır.

 

3) Pülümür’de satılan arazileri yabancılar almadı. Pülümürlülerin arazi satın alması, yanlış mı?

0
0
0
s2sdefault
Pülümür Uzunevler (Pardiye) köyü
Pülümür Uzunevler (Pardiye) köyü

Adı, Ali’ydi. İki ağabeyinden birinin adı Hasan, diğerinin ise Yusuf’tu.  Ağabeyi Hasan, kısacık bir ömür sürdü.  Hasan’ın minik bedeni  Pardiye toprağına emanet edildi.  Hasan’dan  geriye, Merkez Bankasının bastığı  çok yapraklı T.C. Nüfus Hüviyet Cüzdanı kaldı. Sararıp solmayan cüzdan, bir ihtimal,  annenin çeyiz sandığında saklanmıştı. Kucakta bebeğini toprağa veren gözü yaşlı anne ve baba, Ali’nin nüfus cüzdanına kıyamadı. Ali’ye, bedeni toprağa karışan ağabeyi Hasan’ın nüfus cüzdanı verildi.

Resmî kayıtlara göre Hasan ölmemiş, Ali de doğmamıştı!

Ali, ceketinin sol iç cebinde, ağabeyi Hasan’ın nüfus cüzdanını taşıdı bir ömür.

Hasan (Ali) Çelikel,  nüfus cüzdanına bakılırsa 1 Ocak 1932 doğumlu. Ağabeyi Yusuf’tan iki yaş büyük yani!  O zaman Danzig bucağına bağlı Uzunevler (Pardiye) köyünde doğum sancısı çeken kadın, aileyi bekleyen zor günlerden habersizdir. Tek katlı toprak damlı evin penceresinden Uzunevler’e yayılan çocuk çığlığına mutluluk gözyaşları karışır.

Geçmişe ilişkin anılar belleğinden uçup gitmiştir. Pülümür’e yaklaşık 18 km uzaklıktaki Uzunevler, onun çocuk yüreğinin kaldıramayacağı ağır bir yüktür.  Uzunevler köyünde ekilen tarlalarla yaşamı sürdürmek zordur. Hayvancılık yaparlar. Bir yaz günü gök gürlemekte, yağmur yağmaktadır. Kolluk güçleri, bir köylüyü evine doğru sürüklemektedir. Yara bere içinde sürüklenen adam, Hasan'ın babasıdır. Göğsü başı kan içindeki adamın evinde silah aranmaktadır. Hasan, bunun nedenini yıllar  sonra öğrenecektir:

0
0
0
s2sdefault