Soldan sağa üst sıra Tunca Toskay,  Ahmet Bican Ercilasun ve Hamza Zülfikar
Soldan sağa üst sıra Tunca Toskay, Ahmet Bican Ercilasun ve Hamza Zülfikar

Afyonlu Mehmet Güvenç, Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinde  8 ay ile 3 yıl arasında değişen ceza talebiyle yargıç karşısına çıktığında henüz çok gençti.  6 Mart 1985’te  ilk duruşmaya katılan   Güvenç, TCK  268/3’ten yargılanıyordu.

Dava konusu, ‘hakaret’ olarak bilinse de gerçek farklıydı.

0
0
0
s2sdefault
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 4. sınıf  öğrencisi Ahmet Pekin (1962-1985), annesi Cezair Pekin (1942) ve babası İbrahim Pekin (1938) Fotoğraflar: Hüseyin Dalkılıç arşivi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Ahmet Pekin (1962-1985), annesi Cezair Pekin (1942) ve babası İbrahim Pekin (1938) Fotoğraflar: Hüseyin Dalkılıç arşivi

1985 yılı.  Temmuz ayı.   Art arda gelen iki ölüm, Pülümür’de büyük üzüntüye yol açar. Bunlardan ilki İstanbul’da gerçekleşir. 4 Temmuz’da, Avcılar’da yaşanan kuşkulu bir trafik kazası, Pülümür Akdik/Şihan köyünden bir üniversitelinin ölümüyle sonuçlanır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Ahmet Pekin’e (1962-1985) çarpan sarı Mersedes otomobil,  ön kaporta üzerine düşen genci yaklaşık yüz elli metre sürükleyerek  ölümüne neden olur.

Görgü tanıklarına göre, araç sürücüsü, ön kaporta üzerindeki genci sağa sola direksiyon kırarak düşmesine, ardından ezilerek ölmesine sebebiyet vermiştir. Ahmet Pekin,  okuduğu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde ölüme yenik düşer.  23 yaşındaki öğrenci, 9 Temmuz’da yaşama gözlerini yumar. Hastane kapısından ayrılmayan babası İbrahim (İbiş) Pekin, oğlunun ölümüyle sarsılır. 

Ahmet Pekin’in  ölümü, Cezair (1942) ve İbrahim Pekin (1938)  çiftinin yaşamını karartır. Genç öğrenci, Pülümür Akdik/Şihan köyünde toprağa verildikten kısa  süre  sonra bir ölüm haberi de Avusturya’dan  gelir.  Gökçekonak (Tasniye)  köyünden Hasan (Hıdır) Doğan (1938-1985),  kalp krizi geçirmiş,  47 yaşında yaşama veda etmiştir.

0
0
0
s2sdefault
Erzincan Çağlayan beldesi ve Girlevik köyünden kareler
Erzincan Çağlayan beldesi ve Girlevik köyünden kareler

Kirpikleri  buzdan ağarmış çoban, yüksek tepelerde ıslık çalıyor.  Çobanın dertli bir Anadolu türküsünü dillendiren ıslığına rüzgâr eşlik ediyor.  

Kar taneciklerini çukurlara  süpüren rüzgâr…

Bıyığı buz tutmuş yaşlı bir adam, sararmış parmaklarıyla tütün sarıyor.

Kasketi yana kaymış…

Beresinin içinde kaybolmuş minik bir kız çocuğu, buzlu yolda düşmemek için babaannesinin morarmış ellerine tutunuyor.

Yüzyıllık işlerde yorgun düşmüş eller…

0
0
0
s2sdefault