Öğretmen Dünyası, Temmuz-Ağustos 2019, Sayı: 475-476
Öğretmen Dünyası, Temmuz-Ağustos 2019, Sayı: 475-476

ÖZET

Bu çalışmada, okul öncesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında uygulanan tatiller irdelenmektedir. Tatillerin yasal dayanaklarının ele alındığı yazıda, kırsal nüfus yoğunluğu dikkate alınarak düzenlenen yaz tatillerinde,  köyden kente göç olgusuyla birlikte, düzenlemeye gidilmesinin önemine işaret edilmektedir. Çalışmayla, uzun yaz tatillerinin örgün eğitim çağındaki çocuklar üzerindeki olası etkilerine dikkat çekilmekte ve çeşitli önerilere yer verilmektedir.

 

GİRİŞ

Tatil kavramı akla ilk olarak öğrenci ve öğretmenleri getirir. Bunda öğrenci-öğretmen  sayısının toplam nüfusa oranının yüksek oluşunun etkili olduğu söylenebilir. Türk eğitim sisteminde tatiller yarıyıl ve yaz tatillerinden oluşur.  İlk ve ortaöğretim kurumlarındaki yaz tatilleri hemen her yıl farklı bir tartışmayla gündeme gelmektedir.

Türkiye bir tatil cenneti olarak bilinir. Bayramlar, yarıyıl ve yaz tatilleri, öğretmenlerin  ‘yattığı’na ilişkin önyargıları güçlendirir. Öğretmenliği bir tatil mesleği sayanların sayısı azımsanmayacak sayıdadır. Bu düşüncede olanları, yaz tatilinin iki ayla sınırlı olduğuna inandırmak güçtür. Ülkemizin tatil cenneti olduğuna ilişkin değerlendirmeler, somut dayanaktan yoksundur. Bu değerlendirmelerden, ülkemizdeki dinlenme süreleriyle çeşitli ülkelerin dinlenme sürelerinin karşılaştırılması beklenir. Söz konusu karşılaştırmada ülkelerin sosyo-ekonomik yapısı, iklim, coğrafi koşullar vb. özgüllüklerin de dikkate alınması gerektiği açıktır.

 

Tatil Nedir?

Türk Dil Kurumu (TDK), Arapça kökenli tatili şöyle tanımlıyor: “Kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre, dinlenme. Eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre.”  Her çalışma, tatil hakkını da beraberinde getirir.  Çalışan ve  üreten insanın doğal haklarından biri olarak kabul edilen tatil, eğitimin de vazgeçilmez ögesidir. Öğrenci için tatil karnedir. Karne bazı öğrenciler için sevinç, bazıları için hüzündür. Tatili  müjdeleyen karne, Cemal Süreya için sevinçtir:

 

Kısacası o yıllarda ben 
Hayatım karışık çantam gibi 
İki kişiyi birden severdim 
Karnemde sevinç bir aşk iki

0
0
0
s2sdefault
Kastamonu Tosya Sekiler köyünden Münir Özkan (Benim o yaylada nazlı yârim var/Var git duman şu yaylanın üstünden)
Kastamonu Tosya Sekiler köyünden Münir Özkan (Benim o yaylada nazlı yârim var/Var git duman şu yaylanın üstünden)

Ona ilk olarak Körfez Tütünçiflik  merkez durağında rastladım. Dilovası’na gitmek için araç beklediğim bir saatti. Saatime baktım, 08.30’u gösteriyordu. Kırmızı beyaz bastonuyla çevreyi yokluyor, ağır adımlarla ilerliyordu.  Elleriyle, birbirine bitişik iki büfeden birinin penceresinin önünü yokladı. Duraktaki gençlerden biri, yönünü şaşırmış olabileceği düşüncesiyle yardımına koştu. Ben de delikanlı gibi düşünmüştüm.

İkimiz de yanılmıştık!

Atmışlı yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim, gözleri görmeyen bu adam, büfe işletiyordu. Sabah büfenin kapısını açmadan önce güneye bakan pencerenin önüne bırakılan çöpleri temizliyordu. Hafta için hemen her gün aynı işi tekrar ediyordu. Penceresinin önündeki çöpleri temizleyen adam,  çantasından anahtarını çıkarıp büfeyi açıyordu. Bir top anahtar arasından  büfe anahtarını  seçerken zorlanmıyordu.  Kapıdan içeri adım attığında yaptığı ilk iş, fişi prize takmak, ardından radyosunu açmaktı. Mikado marka radyosundan yayılan ezgilere eşlik ettiği de oluyordu. Büfenin  aralanan penceresi, o gün başlayan mesaiyi haber veriyordu. Her sabah evinden yürüyerek yola çıkan bu adam kimdi? Nerede doğmuş ve büyümüştü? Gözlerine ne olmuştu? Yaşamını nasıl sürdürüyordu? Yaşam öyküsünü merak ettiğim büfecinin kapısını çalmaya karar verdim.

0
0
0
s2sdefault
Gelibolu Burhanlı Köyü İlkokulu bahçesinde park etmiş Murat 124 (Şehir turuna çıkan gelinlerden yadigâr)
Gelibolu Burhanlı Köyü İlkokulu bahçesinde park etmiş Murat 124 (Şehir turuna çıkan gelinlerden yadigâr)

  

Gelibolu Burhanlı Köyü İlkokulu, kapısına kilit vurulan okullarımızdan. Okul bahçesine  park edilmiş araçlardan biri dikkatimi çekiyor. Gelin gibi süslenmiş bir  Murat 124! Düğüne hazırlanmış bir damada da benzetilebilir. Bakımlı, pırıl pırıl bir Murat 124’le karşılaşmak keyif verici. Arda, Cansın, Ziya ve Asrın, bu şirin otomobilin arka camına adlarını yazdırmayı başaran şanslılardan. Onlara gıpta ediyorum. Onlarla birlikte araca atlayıp rüzgârı avuçlamak istiyorum.

0
0
0
s2sdefault