Türkçe Öğreniyorum Ders ve Çalışma Kitapları (Yunus Emre Enstitüsünün hazırladığı, MEB'in okuttuğu ders kitaplarında İstiklal Marşı, Türk Bayrağı, Atatürk, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ve Andımız yok!)
Türkçe Öğreniyorum Ders ve Çalışma Kitapları (Yunus Emre Enstitüsünün hazırladığı, MEB'in okuttuğu ders kitaplarında İstiklal Marşı, Türk Bayrağı, Atatürk, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ve Andımız yok!)

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Suriyeli öğrencilerin eğitiminde kullanılan ders kitaplarını  Avrupa Birliği (AB)  ve  UNICEF’in katkılarıyla hazırlıyor. Söz konusu kitaplar için ne kadar harcama yapıldığı bilinmiyor. Bakanlığın yıl sonu faaliyet raporlarında AB-UNICEF kaynaklı harcamalara ilişkin herhangi bir bilgiye rastlanmıyor. Bakanlık, 2016-2017 yıllarında, UNICEF’ten sağlanan kaynaklarla yabancı uyruklu öğrenciler için Türkçe Ders ve Çalışma Kitapları hazırlattı.   Sözü edilen kitaplar, Yunus Emre Enstitüsüne hazırlatıldı. Kitapların tamamı MEB Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği’nin 8. maddesine aykırı hazırlandı. Söz konusu Yönetmelik’in 8. maddesine göre (ç/4-5), ders kitaplarında Türk bayrağı, İstiklal Marşı, Atatürk, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi, Andımız zorunlu. Suriyeli çocukların Türk eğitim sistemine ‘entegrasyonu’nu amaçlayan projenin ders kitaplarında Türk bayrağı, İstiklâl Marşı, Atatürk, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve Andımız’a yer verilmemiş. Peki, bu kitapları kimler hazırladı? Yönetmelik’e aykırı kitaplar kimin zamanında hazırlandı? Yazarlara ne kadar ödeme yapıldı?

 

İSTİKLAL MARŞI OLMAYAN, BAYRAKSIZ VE  ATATÜRK'SÜZ KİTAPLARI HAZIRLAYANLAR

0
0
0
s2sdefault
Selçuklular zamanında yapılan Pülümür Hanım (Hatun) Köprüsü
Selçuklular zamanında yapılan Pülümür Hanım (Hatun) Köprüsü
Pülümür Hanım Köprüsü,  bir Tunceli milletvekili  tarafından 'restore' edilerek bu hâle getirildi  (Milletvekillerinin  köprü ihalesiyle ne işi var?)
Pülümür Hanım Köprüsü, bir Tunceli milletvekili tarafından 'restore' edilerek bu hâle getirildi (Milletvekillerinin köprü ihalesiyle ne işi var? Dersim pazarlamacılarından ses yok!))

Pazarlama teknikleri iki ucu sınırsız, sonsuz sayıda noktadan oluşan doğruya benzetilebilir. Kapitalizm, pazarlama tekniklerinde ihtisas olanaklarını zorlayan sistemdir. Kapitalizmin pazarlamadığı bir nesne ya da değer yoktur. Hava, su, orman, yayla, kıyı, sudaki balık, kayalıktaki dağ keçisi, tarih, kültür, manevi zenginliklerin tamamı piyasaya sunulmuş birer ‘mal’ işlevi görür.

Sistemin siyasetçisi, bürokratı, yazar ve çizeri, pazarlama teknikleri konusunda oldukça başarılı sayılır. Onların tezgâhında müşteri bekleyen sınırsız ‘mal’ ve ‘hizmet’ bulunmaktadır. Bunlardan biri de manevi değerlerdir. ‘Öteki dünyada yanmayan kefen’ üretimi vb. harikulade ürünler,  pazarlama uzmanlarının yaratıcılıkta sınırı zorladıklarını göstermektedir.

Pazarlama, sadece sakallı din tüccarlarının işi olarak görülemez. Söz gelimi ülkemizin aydınlık kentlerinden biri olan Tunceli’de özellikle son yirmi yılda piyasaya sürülen ‘Dersim’, alan uzmanlarının dikkatini çekmektedir. Tunceli’de boy veren bu ilgi çekici pazarlama tekniğinin akçeli işlerde ‘katalizör’ rolü oynadığı görülmektedir. Dersim’in pazarlanması, akçeli işlerden ibaret değil kuşkusuz. Seksen yıl önce yaşanan acıların siyasal istismar konusu olması, ‘yanmayan kefen’in mucidine bile  rahmet okutacak niteliktedir.

0
0
0
s2sdefault

 

Pülümür Beyce (Pıriye) köyü (Kalktı göç eyledi Avşar elleri)eri...)
Pülümür Beyce (Pıriye) köyü (Kalktı göç eyledi Avşar elleri)

9 Ağustos 2019… Günlerden cuma. Sıcak bir gün. Güneşe direnmek çok zor. Bir süredir gitmeyi planladığımız Beyce (Pıriye) köyüne  doğru nihayet yola çıkıyoruz. Kırmızıköprü’den Alikuli/Areyekuli/Areyetikmi’ye kadar araçla gidiyoruz. Alikuli, Pülümür-Tunceli kara yolunun üzerinde.   Alikuli’den saat 16.30’da Beyce’ye doğru yola koyuluyoruz. Gökçekonak-Beyce yolu daha kısa, ancak yol hakkında bir fikrimiz olmadığı için Alikuli’yi tercih ediyoruz.

Alikuli’nin yakınından  Munzur’a doğru akan Pülümür Çayı’nı geçmek için köprüyü kullanıyoruz.  Köprüyü  geçtikten sonra köy yolu başlıyor. Köy yolu, kısa bir süre önce temizlenmiş. Köprü, birkaç metrelik bölümü yan yatan korkuluk dışında sağlam. Köprüden, Pülümür Çayı’nı seyrediyoruz. Yan yatan balıklar, kirlenmeye karşın, suda yaşamın devam ettiğini  gösteriyor. Köy yolunun neredeyse tamamı yokuş. Köyün batısı, günbatımına kadar güneş alıyor. Kavurucu güneşle birlikte ağır ağır ilerliyoruz.

Köy, Alikuli yol ayrımından itibaren yaklaşık dört km. Yol, meşe ve kavak ağaçlarının arasından kıvrılarak geçiyor. Meşe ve kavağın yanı sıra tek tük çam ağaçları, ayı elması, alıç, ahlat (yaban armudu) vb. ağaçlara da rastlanıyor. 90’lı yıllarda ateşe verilen orman, yangının izlerini silmiş görünüyor.  Orman kendini yenilemiş, ancak meşe ağaçları henüz beklenen boya ve kalınlığa erişememiş.

Gelişigüzel bazı balta darbeleri, ormanın, acemi oduncuların ‘staj’ merkezi olduğunu gözler önüne seriyor.  Özellikle ince ağaçların niçin kesildiğini anlamak mümkün olmuyor. Attığımız her adımla birkaç metre daha yükseliyoruz. Biraz yürüdükten sonra dönüp Pülümür Vadisi’ne bakıyoruz. Vadi gözlerimizde küçülmeye başlıyor. Pülümür Çayı’nın,  mavi gök ve yeşil ormanlarla kurduğu güzel dostluğu alkışlıyoruz. Sağlamtaş (Çirig), Murdafan, Löriz ve Avurtojige köyleri tam karşımızda. Yürüdükçe yükseliyoruz. Pülümür’ün denizden yüksekliği  bin elli  m. Beyce, tahminen bin beş yüz metre yükseklikte. Köyün batısından geçen yüksek gerilim hatlarının kopan telleri yerden kaldırılmamış.

0
0
0
s2sdefault