Seksen üç yaşında bir Anadolu bilgesi (Sokak hayvanlarını beslemek için kasapların kapısını çalan delikanlı)
Seksen üç yaşında bir Anadolu bilgesi (Sokak hayvanlarını beslemek için kasapların kapısını çalan delikanlı)

Körfez Tütünçiftlik merkez durağında otobüs beklerken çıkageldi. Saat 08.30 olmalıydı. Siyah,  çizgili takım elbiseliydi. Kasketi sol kulağına doğru kaymıştı.  Sağ  bacağı engelli olduğundan, elindeki bastondan  kuvvet alıyordu.  Sol elinde, ağır olduğu anlaşılan bir çanta taşıyordu. Sağ orta parmağı ile  kısa parmağı sargılıydı. Çalışırken zarar görmüş olmalıydı. Bıyığı, sigara dumanından sararmıştı. Kemerine  sıkıştırdığı  gazeteyle durağa gelen  bu yaşlı adam,  83 yaşında bir Anadolu bilgesiydi.

0
0
0
s2sdefault
Derince Yenikent Mert Ayakkabı Salonu (Dinlenme hakkını özgürce kullanabiliyor)
Derince Yenikent Mert Ayakkabı Salonu (Dinlenme hakkını özgürce kullanabiliyor)

Ülkemizde tanımlanması güç kötülüklere tanık olur; hoyratlık, şiddet ve magandalığın sayısız örneklerine rastlarız. Yüzümüzü kızartan akıl almaz olayların yükünü taşıyamadığımız zamanlar olmuştur. Hayvanlara yönelik şiddet de bunlardan biridir. Sokak hayvanlarına eziyet eden, katleden insan görünümlü bazı yaratıkların eylemi, koca bir ülkeyi umutsuzluğa sürükler. Kedi-köpekleri zehirleyen ya da  sakat bırakanlar, ülkenin geleceğine duyulan güveni sarsar. Hayvan katilleriyle aynı mahalleyi, sokağı ya da apartmanı paylaşmak, aynı havayı solumak duyarlı insanların katlanamayacağı bir durumdur. Medyanın,  yüz kızartıcı olayları pazarlama tekniğine ne demeli peki? Tecavüz, cinayet,  hoyratlık, magandalık çürümüş sistem medyasının temel besin kaynağıdır. Sistem medyasının acı/utanç verici olayları pazarlama tekniği, olayların etki alanını genişletmektedir. Olayların işlenme biçiminin, özendirici olduğu söylenebilir. Rezillik, izlenme oranıyla paraleldir. Rezaletin boyutu ile izlenme oranı arasındaki ilişki şaşırtıcıdır. Sistem medyasının, Türkiye’yi bir kötülükler ülkesi olarak tanıtma çabası, sorgulanmaya muhtaçtır. Türkiye eğer kötülüklere tamamen teslim olmuş insanların ülkesi hâline gelmişse, yapılacak bir şey kalmamış demektir. O zaman bu ülkede okumanın, çalışmanın, yaşamanın ne anlam var? Ülkemizde bazı  işlerin yolunda gitmediği doğrudur. Öfke, gerginlik, çatışma, tahammülsüzlük, hoyratlık, şiddet vb. davranışlar ciddi sorunlardandır. Bu olumsuzluklara karşın hâlâ ayakta kalan, direnen  bir yanımız olduğunu   kabul etmeliyiz. Sözgelimi her insanımızın hayvanlara eziyet ettiğini söyleyebilir miyiz? Sokak hayvanlarını besleyen, yaralarını saran, onlara kucak açan insanlara, TV ekranlarının niçin cimri davrandığını hiç düşündük mü? Ekranlarını utanca açan   TV’lerimiz, bazı güzellikleri niçin görmek istemez?

0
0
0
s2sdefault
Körfez Yavuz Sultan Selim Mahallesi'nin üzerinden geçen yüksek gerilim (Bu evlerde doğan bebeklere yazık!)
Körfez Yavuz Sultan Selim Mahallesi'nin üzerinden geçen yüksek gerilim hattının direği müstakil evlerin önünde yükseliyor (Bu evlerde doğan bebeklere acıyan bir vicdan yok mu?)

Elektrik Yüksek Mühendisi Fırat Ünsal, Elektromagnetik Alanların İnsan Sağlığı Üzerindeki  Etkileri konulu yüksek lisans tezinde, yüksek gerilimin insan sağlığına etkisini işliyor. Hepimizin, özellikle yetkililerin Sayın Fırat Ünsal’dan  öğrenecekleri var.

Yüksek gerilim hatları çocuklarda lösemi ve beyin kanserine yol açıyor. Hamile kadınlarda düşük riskini artırıyor, doğumu zorlaştırıyor. Sinir sisteminde elektriksel, biyokimyasal, fonksiyonel ve patolojik değişimlere neden oluyor.  Alzaymır (Alzheimer) riskini artırıyor.

Bunca hastalığa neden olan yüksek gerilim hatlarının, yerleşim alanlarından uzak olması gerekir. Devlet, hatların, canlıları etkilememesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü. Kocaeli’de kenti karpuz gibi ikiye ayıran yüksek gerilim hatları insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Körfez ve Derince’nin bazı mahalleleriyle  parklar yüksek gerilim hatlarının altında yer alıyor.

0
0
0
s2sdefault