Kocaeli Körfez/Hereke/Kışladüzü Taş Ocağı (Çevre felaketine ne zamana kadar sessiz kalınacak?)
Kocaeli Körfez/Hereke/Kışladüzü Taş Ocağı (Çevre felaketine ne zamana kadar sessiz kalınacak?)

İzmit Körfezi’nin kıyısında yer alan Hereke, bir halı diyarıdır. Belde statüsüne son verilerek Körfez’e bağlanan semt, el dokuması halıyla özdeşleşmiştir. Hereke, becerikli ellerde dokunan halılarıyla Türkiye’nin medarıiftiharıdır.  Hereke halısı kalitesini anne ve genç kızların sevgi üreten ellerine borçludur. Annelerin ve  genç kızların ince uzun parmaklarıyla, halılara sevgi işlenmektedir.  Bu sevgi, asla tüketilmeyen bir miras olarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Hereke, 1843 yılında kurulan, 1933’te Sümerbanka bağlanan Hereke Sümerbank Halı Dokuma Fabrikasını 1996’da kurtlara kaptıran beldedir. Bugün 176 yaşında olan fabrika, posası çıkarıldıktan sonra çürümeye terk edilmiştir.

Halı tezgâhlarından beldeye yayılan mutluluğa rantın  gölgesi düşmüştür. 

Bu kıyı kasabası, yıllardır süren ihmal ve yağmanın sancılarını çekiyor. Hereke Kordonboyu Kafede dikkatimizi ilk çeken ağır metal kokusu oluyor. Kaynağını öğrenme olanağımız yok. Hereke, kirli sanayinin kalbi Dilovası’na 13 km uzaklıkta.  Koku Dilovası’ndaki sanayi kuruluşları  ya da Nuh Çimentonun belde sakinlerine sabah sürprizi olabilir. Hereke, sadece kirli sanayinin gazabına uğrayan bir semt olmaktan çıkmıştır. 'Taş Devri’nden, semt de payına düşeni almaktadır.

0
0
0
s2sdefault
Ayakkabı tamircisi Baki Bora (Derince İstasyon Caddesi'nde kırk yıllık bir zanaatkâr)
Ayakkabı tamircisi Baki Bora (Derince İstasyon Caddesi'nde kırk yıllık bir zanaatkâr)

Baki Bora, 54 yaşında bir ayakkabı ustası.  İstanbul doğumlu, on yıldır Derince’de yaşıyor.  Derince Deniz Mahallesi İstasyon Caddesi’ndeki atölyesi, on metrekare ya var ya yok. Arada bir ziyaret eder çayını içerim. Arçelik radyosu hep açık olur. Radyodan küçük atölyeye yayılan  şarkıların eşliğinde muhabbet ederiz.  Sabah 09.00’da açıyor atölyesini. Atölyenin kapanış saati 18.00’i buluyor. Dar ayakkabıları genişletmek için kalıba koyuyor, ayakkabı boyuyor ve tamir ediyor…  15 yaşında başlamış ayakkabıcılığa.  Yaklaşık kırk yıldır bu işi yapıyor.  Peki nesi var nesi yok? Atölyesine  göz gezdiriyorum. Mal varlığı eski bir radyo, boya sandığı, ayakkabı kalıbı, beş tabure ve dört sandalye, vitrinde sergilenen keçeler, birkaç çeşit bağcık,  üç makara iplik, iğne, boya ve cila, ayakkabı fırçası,  çekecek, duvarda tozlanmış bir resimden oluşuyor. 

0
0
0
s2sdefault
Şehit öğretmen Necmettin Yılmaz (Türkiye'nin aydınlık ili Tunceli'de saldırıya uğrayabileceğini aklından bile geçirmemiştir)
Şehit öğretmen Necmettin Yılmaz (Türkiye'nin aydınlık ili Tunceli'de saldırıya uğrayabileceğini aklından bile geçirmemiştir)
Necmettin Yılmaz, babası Hamit Yılmaz'la birlikte (İnşaat işçisinin alın teriyle okuyan genç bir öğretmene kıyılır mı?)
Necmettin Yılmaz, babası Hamit Yılmaz'la birlikte, Fotoğraf: Vatan Gazetesi (İnşaat işçisinin alın teriyle okuyan genç bir öğretmene kıyılır mı?)

 

16 Haziran 2017 tarihinde, Tunceli-Pülümür kara yolunda aracı durdurulduktan sonra dağa kaçırıldığında 23 yaşındaydı.   Siverek’in Çiftçibaşı köyünde ilkokul öğretmeniydi. Memleketi Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Demirkapı köyüne gidiyordu. Babası Hamit Yılmaz, inşaat işçisiydi. Dört çocuğunu kol gücüyle okutmuştu. Yılmaz ailesi, Şanlıurfa’dan yola düşen Necmettin’in yolunu gözlüyordu. Öğretmenin memleket yolculuğu yarıda kesildi. Kırmızıköprü’ye dört kilometre kala Ana Fatma’da teröristler tarafından yolu kesildi.  Oli’nin kutsal mekânının,  Ağlayan Kayalar’ın yanı başında öğretmene pusu kurulmuştu. Aracı ateşe verildi. Pit’in Mağarası’na doğru götürüldü ve birkaç saat sonra kafasına iki kurşun sıkıldı.

Cansız bedeni Pülümür Çayı’na atıldı.

Pülümür Vadisi, yargısız infazın utancıyla sarsıldı.

Bir ay boyunca suda sürüklendi genç öğretmen. Kan, vahşet, hukuk tanımazlık ve zorbalık Pülümür Çayı’nı kirletmişti. Genç öğretmenin bedeni otuz gün sonra, kilometrelerce uzaklıkta bulundu. Ağır ağır sürükleniyordu Necmettin Öğretmen. Pülümür Çayı,  23 yaşındaki öğretmeni sürüklemeye kıyamamıştı. Bir genç beden suda sürüklenirken söğüt-kavak dalları, çalı süpürgeleri ve kayalar, tanımsız bir acı verir.  Öğretmenin, Pülümür Çayı’ndaki cansız bedeni, tanımsız acıların büyüğüdür.    Çocukluğumun geçtiği Pülümür Vadisi’nde savunmasız bir öğretmene sıkılan kurşunlar için üretilen ‘gerekçe’lerin hiçbiri, bu utancı ve ayıbı ortadan kaldıramaz.

Ana Fatma ve  Oli, yöre halkı için kutsal mekânlardır.  Bu mekânlarda lokmalar dağıtılır, dualar edilirdi. Anneannemi, annemi ve diğer köylülerimizi,   Ana Fatma’ya lokma  tepsisi taşırken hatırlarım. Ana Fatma’da anneannem dua ederken gözlerinden yaşlar süzülürdü:

 -Ya Ana Fatma…

0
0
0
s2sdefault