Hüseyin CANERİK

09 11 09 104

 

 

DERS ÖDEVİ

EYZ  503 Eğitimde Örgütsel Gelişme

Yrd. Doç. Dr. Mürşide ÖZGELDİ

 

 

İstanbul

Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

EYD Tezli YL Programı

Kasım 2009

 

 

ÖZET

Bu çalışmayla, yaratıcılık ve yaratıcılık eğitimi konusunun irdelenmesi amaçlanmaktadır. Ülkemiz eğitim kurumlarında yaratıcılık eğitiminin ilke ve yöntemlerinin ele alındığı araştırmanın sınırlarını ilköğretim okulları oluşturmaktadır. Çalışmada ilköğretim Türkçe, Görsel Sanatlar,  Beden Eğitimi,  Müzik dersleri yaratıcılık eğitimi kapsamında değerlendirilmekte, ilköğretim programlarının yanı sıra Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) mevzuatında yaratıcılık olgusuna nasıl yer verildiği sorusuna yanıt aranmaktadır.

  

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

1.YARATICILIK

1.1. Yaratıcılık Kavramı

1.2 Yaratıcılık ve Kişilik Özellikleri

2. İLKÖĞRETİM PROGRAMLARINDA YARATICILIK

2.1.Türkçe Programı
2. 2. Görsel Sanatlar Programı 

2.3. Müzik Programı

2.4. Beden Eğitim Programı

3. MEB MEVZUATINDA YARATICILIK

3.1. 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu

3.2. İlköğretim Kurumları Yönetmeliği

3.3. İlk ve Orta Öğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği

4. YARATICILIKLA İLGİLİ BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR

4.1.  Yaratıcılık ve Zekâ

4.2. Yaratıcılık ve Cinsiyet

4.3. Yaratıcılık ve Yaş

5. YARATICILIK EĞİTİMİ

6. YARATICILIĞI ENGELLEYEN ÖĞRETMEN ÖZELLİKLERİ

 

TARTIŞMA

 

Sonuç ve Öneriler

 

Ek

 

Kaynakça

 

 GİRİŞ

Yaratıcılık kavramının sanatla birlikte anıldığı gözlenmektedir.  Bu durum, sanatın, yaratıcılık ürünü oluşundan dolayı doğal karşılanmaktadır. İnsanı, doğayı tanıma ve değiştirme sürecinde sanatın, diğer bir ifadeyle yaratıcılığın, işlevi son derece önemlidir. Yaratıcılık özgün, sıra dışı, alışılagelenden farklı yol ya da yöntem biçiminde adlandırılabilir. Yaşamda karşılaşılan sorunlara farklı ve özgün çözümler üretme sürecinde geliştirilen düşünce,  yöntem ve teknikler yaratıcılık kapsamında görülmektedir.  

Alet yapabilme yeteneğine sahip  tek varlık olan insanın hayallerini besleyen maddi bir altyapının  dikkate alınması gerektiği açıktır. Hayallere doğaüstü bir işlev yüklenmesi bilimsel bir değer ifade etmemektedir. Yaşamdan, gerçeklerden ve toplumdan kopuk bir hayal sürecinin yaratıcılıkla ilgili olamayacağı değerlendirilmektedir. İnsana yön veren tutum ve davranışların kaynağında sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel zemin yatmaktadır. Bilimsel dünya görüşü, yaratıcılığı bu zeminde açıklayabilmektedir.

0
0
0
s2sdefault

 

ÖZET

 Öğretmen sorunlarının Türkiye’nin genel sorunlarından ayrı bir biçimde ele alınarak kavranması pek mümkün görünmemektedir.  Sorunları sosyo-ekonomik yapıdan bağımsız bir biçimde ele almak,  kavram kargaşasına yol açmakta ve pratik bir yarar sağlamamaktadır. Ulusal devletin hedef alındığı günümüz koşullarında eğitimde büyük bir tasfiye yaşanmaktadır. Yabancı dille eğitim, eğitimin ulusalcı niteliklerinden arındırılması, vatansızlığın kutsanması, öğretmenlik mesleğinin taşeronlaştırılması; eğitim yönetiminin yerelleşme adı altında cemaat, mezhep, etnik vb. odaklara devredilmesi girişimi Türkiye’nin ulusal devlet yapısına zarar vermektedir. Öğretim Birliği Yasası,  öğrenciler arasında duygu ve düşünce birliği (vatan sevgisi, vatandaşlık bilinci, Atatürk devrimlerine bağlılık vb.)  sağlayan en önemli Devrim Kanunlarımızdan biridir. Türkiye ulusal eğitim davası Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı,   kendisini vatanına adayan,  milletini özünden çok seven, ülkesi için her tür fedakârlığı yapmaya hazır, laik ve bilimsel düşünceyi esas alan halkçı öğretmenlerle başarıya ulaşabilir. 

 

GİRİŞ

Ulusal Devlet=Ulusal Eğitim

Ulusal devlet varsa, ulusal eğitim de var demektir. Şöyle de ifade edilebilir: Ulusal eğitimsiz bir ulusal devlet düşünülemez.   Her ulusal devlet kendisine uygun bir ulusal eğitim modeli yaratır. Türkiye ulusal eğitim modeli özgündür; taklit, çalıntı, ithal değildir. Kemalist Devrimin eğitim modeli Türkiye gerçekleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Cumhuriyet Devriminin coşkulu yıllarında yapılan eğitim hamlelerini bu özgünlüğe borçluyuz. Özgün model,  insanlığın ulaştığı evrensel bilgi birikiminin üzerine inşa edilir. Nitekim bizde de öyle olmuştur.  Günümüzde eğitim laik, bilimsel, halkçı ve ulusal niteliklerinden arındırılmaktadır.

Başarısızlığı Tetikleyen Etkenler

Türk eğitim sisteminde yaşanan kalite tartışmasında personel ve fiziksel koşulların öne çıkarıldığı gözlenmektedir. Sorun, ifade edildiği gibi,   kalabalık sınıflar, atölye, laboratuar, kütüphane,  spor salonu vb. fiziksel yetersizlikler ile personel sıkıntısı ve programla mı sınırlıdır? Bugün dile getirilen eksiklikler eğitimde kaliteyi olumsuz yönde etkilemekle birlikte,    sorunun ana kaynağı olarak değerlendirilemez.   

0
0
0
s2sdefault

 

ÖZET

Bu çalışmayla, Eylül 2015 tarihinde faaliyetlerine son verilecek olan dershanelerin etüt merkezi, özel okul öncesi, özel ilkokul, özel ortaokul ve Temel Lise adıyla faaliyet yürütmelerine olanak sağlayan yasal düzenlemelerin irdelenmesi amaçlanmaktadır. Dershanelerin pratikte kapatılıp kapatılmadığı sorusuna yanıt aranan çalışmada, faaliyetlerine özel okul olarak devam edecek olan ‘yeni’ dershanelerin devletçe desteklenmesinin yaratacağı olası sorunlar ele alınmaktadır.

           

GİRİŞ

Dershaneler, eğitim sistemimizin sorunlu alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu kurumların varlığı sürekli tartışma konusu olmuştur. Özel eğitim kurumlarının sistemin desteği olmadan varlık gösteremeyeceği bilinmektedir. Dershanelerle ilgili tartışmalarda, sistem desteğinin genelde gözardı edildiği görülmektedir.   Dershaneler, 1980’den sonra, devleti küçültme adı altında millî devletin hedef alındığı koşullarda gündeme getirildi. Sınırlı sayıdaki dershaneyle, devletin  asli görevi olan eğitimin kapıları  piyasaya  aralanmış,   Türk eğitim sisteminin millî ve  laik  niteliği  tartışmaya açılmıştı. Dershanelerin eğitim sisteminin ‘tamamlayıcı’ ögesi hâline gelmesinde sistem belirleyici oldu. Cemaat, tarikat, mafya vb. ‘yükselen’ yapılar,  dershaneler aracılığı ile eğitim sisteminin merkezine oturtuldu. Küçülen devletin görevleri,  bu yasa dışı ‘hücre’lere devredildi.

Dershaneler, kural dışı özel okullardır. Kural dışı, aynı zamanda sistemin  gözbebeği! Köy okulunun gönderindeki bayrak ütüsüz diye ihbar edilen öğretmeninin gözünün yaşına bakmayan sistem, dershanelerde  hiçbir zaman   İstiklal Marşı ya da  Andımız’ı okutmadı. Tebeşir parası toplandı diye müdürünün yakasına yapışan sistem, dershanelerde toplanan kayıt dışı parayı hiç sorgulamadı. Dershane-özel okul yönetici ve öğretmenleri, dağ başındaki köylerde görev yapan genç öğretmenleri odalarından kovan  il-ilçe millî eğitim müdürlerinin en itibarlı konukları oldu. Özel okul öğretmenlerinin, kılık-kıyafetten dolayı,  vali ya da kaymakamların gazabına uğradığını, kahrından öldüğünü duyan oldu mu?  Valiler ve kaymakamlar,  özel okula dokunanların sistemin fırınında  yanacağını bilecek kadar zekidirler.  Mülki amirler, çürüyen özel okulların yanından bile geçemezler. Bir kişi kovulacağını bildiği bir yere gider mi?  O yüzden ‘amirlik’ gösterisi için, devletin  beş kuruş vermediği devlet okullarına mecburdurlar. (Belediye başkanlarının, ‘güç gösterisi’ için süpermarket yerine bakkalı tercih etmeleri de bu doğrultuda ele alınabilir.)

0
0
0
s2sdefault