Öğrenim belgesi yerine kullanılan sertifika, Fransızca kökenli bir sözcük.  Söz konusu sözcüğün kullanımı, özellikle son yıllarda oldukça  yaygınlaştı. İş yeri açmayı  düşünüyorsanız,   hijyen sertifikasına sahip olmalısınız.  Sertifikanız yoksa, çocuklara halk oyunları kursu vermeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Çocuğunuzu traş etmeye karar vermeden önce elinize makası değil, sertifikayı almalısınız. Sertifika yoksa, makas kesmez!

Sertifikanın  araç olmaktan çıkarılarak amaç hâline getirilmesi, bazen trajik sonuçlara yol açabilir. Sözgelimi iş olsun diye açılan ilk kurtarma kursunun sertifika tutkunu kursiyerleri, boğulmalara neden olabilir. Çünkü sertifikanın kulaç attığına henüz tanık olunmamıştır.  Yangınlara müdahale  için açılan göstermelik bir kursu tamamlayanlar, binaları alev topuna çevirebilir. Sertifika, ateşle oksijenin bağını kesemez.

  Çürüyen sistem, yüceltmek istediği beceriksiz insanları sertifikalara boğar. Fuzuli işlerde görevlendirilen bu insanlara verilen sertifikalar; görevde yükselme, dolgun maaş  vb.  durumlarda işe yarayabilir.

Yetenek ve birikim züğürtlerinin,  sertifikalarla övünerek ömür tüketmeleri, adeta olağan bir kamu görevi sayılmaktadır.  Onları mutlu edecek  yaratıcı bir eylem ya da  davranış olmadığından, tek övünç kaynakları, üstlerinden aldıkları sertifikalardır.   

0
0
0
s2sdefault

 

Bir pazartesi sabahı... Meslek lisesinin müdürü öğrencilere hitap ediyor. Öğrencilere saygılı olmalarını, derslerine çalışmalarını, sigara içmemelerini öğütlüyor. Müdürün konuşma yaptığı sırada parkta oturan bir grup öğrenci  sigara içiyor. Öğrencilere, müdürlerini niçin dinlemediklerini soruyorum. Hemen hepsi aynı cevabı veriyor:

Hep aynı şeyleri konuşuyor!

Öğrencilerin verdiği cevap şöyle de yorumlanabilir:

Sürekli tekrar edilen konuşmalar niçin dinlensin?

 Okul müdürlerinin konuşmaya meraklı oldukları biliniyor.  Törenlerde  mikrofonu elden düşürmeyen müdürlerin konuşma tuıtkusunu anlamak kolay olmasa gerek.  Onları konuşmaya mahkûm eden herhangi bir mevzuat da bulunmamakta.  Bazen dakikalarca süren,  öğretmen ve öğrencileri bezdiren bu konuşmalar niçin yapılır? Konuyla ilgili olarak şu sorular sorulabilir:

Müdürler niçin konuşur?

Müdürler ne konuşur?

Müdürleri konuşmaya mecbur bırakan herhangi bir yasal düzenleme var mı?

Çok konuşan müdürler ödüllendiriliyor mu?

Müdürler sık sık konuşmak zorunda mı?

Konuşmalar, öğretmen ya da öğrenciler tarafından nasıl karşılanıyor?

Öğrenciler, müdürlerini  dinliyor mu?

Öğrenci ya da öğretmen, bazen ders süresini kısaltan bu konuşmaları dinlemek zorunda mı?

Ses sisteminden yararlanılarak  yapılan konuşmalara, okula komşu evlerde oturan mahallelinin kulak misafiri olması, olağan mı?

Müdürlerin yaptığı konuşmalar öğrencilerin yaş, ilgi ve beklentilerine uygun mu?

Yukarıdaki sorular çoğaltılabilir. Müdürlerin konuşmalarının akademik bir çalışma gerektirdiği açık.

Müdürlerin görev aşkını bu konuşmalara bakarak anlayabilir miyiz?

Okullarımızın duvarlarında estetik olmayan hoparlörlerden okul bahçesine yayılan  ses,  dalgalar hâlinde mahalleyi kuşatır. Müdür, öğrencilere değil, mahalleliye hitap ediyor! Öğrencilerin dinlemediği konuşmanın dinleyicisi, çay ocağındaki vatandaşlar oluyor.

Müdürlerin okul merdivenlerine çıkıp konuşmaları,  üçüncü sınıf zübük politikacıları çağrıştırıyor. Birikimsiz yöneticilerin yapacağı konuşmalar, O konuşmaların öğrenciler üzerinde olumlu bir etki yaratma olasılığının çok düşük olması, müdürlerin umurunda bile değil. Eğitimbilimlerinde nasihate yer olmaması da müdürlerin ilgisini çekmiyor.

0
0
0
s2sdefault

ATATÜRK’Ü LİDERLİĞE HAZIRLAYAN KOŞULLAR VE ATATÜRK’ÜN LİDERLİK ÖZELLİKLERİ

 

Hüseyin CANERİK

09  11  09  104

Hatice DAĞTEKİN

09 11.09 109

DERS ÖDEVİ

EYS 501 Liderlik ve Çatışma Yönetimi

Dr. Mustafa FARSAKOĞLU

İstanbul

Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

EYD Tezli YL Programı

Kasım 2009

ÖZET

Bu çalışmayla, Cumhuriyet Devriminin önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü liderliğe hazırlayan koşulların irdelenmesi ve Atatürk’ün liderlik özelliklerine ışık tutulması amaçlanmıştır.  Çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu’nun özellikle 20. yüzyılın başında geçirdiği ekonomik ve siyasal krizlerin ülkeyi parçalanma noktasına getirmesi, İstanbul Hükûmeti’nin emperyalist işgale tepkisiz kalması ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı boğmak amacıyla işgal güçleriyle iş birliği yapmasının, Mustafa Kemal’de, ülkenin birlik ve bütünlüğünün İmparatorluğu yaşatmakla değil ancak savaşla sağlanabileceği düşüncesinin oluşmasına yol açtığı ve liderlik potansiyelinin açığa çıkmasında bu olguların etkili olduğu değerlendirilmektedir. Mazlum ulusların bağımsızlık mücadelelerine esin kaynağı olan Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet Devrimi’nin önderi, Altı Ok’un mimarı Mustafa Kemal ulusun öz gücüne güvenen, devrimci, aydın, ulusalcı, birleştirici, bağımsızlıkçı, laik, örgütçü nitelikleriyle mazlumlar dünyasında ezilenlerin önünü aydınlatan meşale, Türkiye’nin, karanlığa ve sömürüye karşı direnen uluslara eşsiz bir armağanıdır.       

  Anahtar Sözcükler: Lider, Bağımsızlık,  Ulusal Kurtuluş Savaşı

 

 İÇİNDEKİLER

 GİRİŞ

1.ATATÜRK’Ü LİDERLİĞE HAZIRLAYAN KOŞULLAR

1.1. 20. Yüzyılın Başında Osmanlı İmparatorluğu

1.2. Ömrünü Tamamlayan Feodal İmparatorluk

1.3. Milletin ve Vatanın Bütünlüğünü Korumak İçin Savaşma Zorunluluğu

2. ATATÜRK’ÜN LİDERLİK ÖZELLİKLERİ

2.1. Gericiliğe Ödün Vermeyen Kararlılık

2.2.Milletin Özgücüne Güven

2.3.Örgütçülük

2.4.Devrimcilik

2.5. Halkçılık

2.6. Problem Çözücü Olma

2.7.  Etkili ve Doğru Karar Verebilme

2.8.  Öngörü Yeteneği

2.9.  Gerçekçilik

2.10. Akılcılık ve Bilim Tutkusu

2.11. Laiklik

2.12. Aydın Devlet Adamı

TARTIŞMA

SONUÇ VE ÖNERİLER

KAYNAKÇA

 

GİRİŞ

İngilizce kökenli leader sözcüğünden dilimize uyarlanan lider, sözlüklerde şöyle tanımlanmaktadır: “1.Önder, şef. 2. Bir partinin veya bir kuruluşun en üst düzeyde yönetimiyle görevli kimse.”  (TDK,  2005). “Önder, baş, siyasal parti, sendika, … herhangi bir toplumsal örgüt ya da hareketin yöneticisi.”  (Aşukin ve ark., 1979).

Atatürk, ezilenleri emperyalizme karşı ayaklandıran devrimci bir liderdir. Kitleleri seferber etmedeki olağanüstü başarısı ancak  devrimciliği ile açıklanabilir. Kitleleri büyük tarihsel dönüşümün öznesi yapmayı başaran Atatürk, gerçek bir  lider ve halk önderidir.

0
0
0
s2sdefault