Pülümür Mezra köyü, Pişi Deresi, Ferhat Ağa'nın (Fırat) iki yüzyıllık değirmeninden bugüne kalanlar
Pülümür Mezra köyü, Pişi Deresi, Ferhat Ağa'nın (Fırat) iki yüzyıllık değirmeninden bugüne kalanlar

7 Ağustos… Saat 05.45.  Kırmızıköprü’den  Mezra-Akdik-Şihan-Çemesol’a doğru yola çıkıyorum. Mezra köyünde dayım Müdürağa’nın evinin önünde Hayriye-İbrahim Satık ve Selim Salih Sadıkoğlu’yla karşılaşıyorum.

Sabah 06.24’te Pişi Deresi’ndeyim.

Çocukluğumun geçtiği derede ilk işim değirmen kalıntılarını görmek oluyor.  Değirmen taşı yerinde duruyor. İşte mutluluk! Çocukluğumdan bu yana defalarca gördüğüm ustalık ürünü taş yaklaşık iki yüz yaşında!  Değirmen duvarlarından arta kalan taşlar toprağa gömülmüş. Kadife yapraklı ahlat –mura- fidanının gölgesinin düştüğü yıkıntılarda  Sadıklar Mezrası’nın tarihi saklı.

Özhan Öztürk’ün değirmen terimlerine göz atıyorum.  Değirmenin zahire ambarı ve çark kütüğü belki yüzyıl önce toprak olmuş. Değirmen taşının dönme hızını ayarlayan isviton, öğütülecek taneleri zahire ambarından değirmen taşına taşıyan  oluk,  taneleri taşın ağzına akıtan oymalı kol, oluğun tıkanmaması için kullanılan çivi, suyu inceltmek için oluğun çıkışının önüne konulan ağaç borunun içine çakılan ahşap parça toprak damlı değirmen yıkıntılarının altında kalmış.

Tarihi değirmenin çarkını Pişi Deresi (Dere Pişiye) çevirmiş.

0
0
0
s2sdefault

 

İbrahim Yılmaz, Kocaeli Derince 15. Kolordu İlköğretim Okulunda öğrencileriyle birlikte
İbrahim Yılmaz, Kocaeli Derince 15. Kolordu İlköğretim Okulunda öğrencileriyle birlikte

 

İBRAHİM YILMAZ

(Emekli Öğretmen/Yazar)

Köy çocuğu olmamdan mı bilemem Köy Enstitüsü olayına tanımsız ilgi duyarım. İlkokulda II., III. ve IV. sınıftaki öğretmenim Cilavuz Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmendi. Köy, kent yurt içi, özel okul öğretmenliği derken yarıma asra yakın çalıştım. Sevdim bu mesleği… Öğrencilerimi sevdim. Yurdumun çiçeklenmesi için çaba harcadım. Eğitimin paydaşlarıyla iyi ilişkilerim oldu sürekli… Fakat benim ilkokul düzeyindeki öğretmenim kadar başarılı oldum diyemem.

 

Bir aydınlanma projesiydi Köy Enstitüsü uygulaması. Ne soylu öğretmenler yetişti bu güzide okullarda. Hepsi birbirlerinden değerli birer yıldızdı; yurdumuzu, “gökte yıldız kadar köylerimizi” aydınlatan. Bu okulların hazin sonları ülke sevgisini kalplerinde hisseden her yurtsever insanımız için onanmaz bir acıdır.

 

Köy Enstitülerinde  yazın sanatımıza büyük katkı veren yazarlarımız yetişti. Onların adlarını bile anımsamak gönlüme bir ferahlık verir. Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Dursun Akçam, Behzat Ay, Mehmet Başaran, Adnan Binyazar, Emin Özdemir, Talip Apaydın, Ümit Kaftancıoğlu, Yusuf Ziya Bahadınlı, Osman Şahin, Hasan Kıyafet ve daha niceleri…

0
0
0
s2sdefault

 

Olcay Soğuk, Efsane Vali (İstanbul Valisi Dr. Lütfi Kırdar’ın Yaşam Öyküsü)
Olcay Soğuk, Efsane Vali (İstanbul Valisi Dr. Lütfi Kırdar’ın Yaşam Öyküsü)

Vali var, vali var! Sahilde bira içen bayan doktorlara kafayı takan valiler örneğin. Belediye başkanlığına vekâlet ederken kurdelesini kestiği köprüde bile adını sonsuza kadar yaşatmayı umut eden valilerimiz ya da…  Maskesiz gezen ‘avam’a sokakta haddini bildiren siyasetin medarıiftiharı valilerin de hakkını yememek gerekir.  Cinsel içerikli kitaba ön söz yazarak okullara dağıttıran,  tepki üzerine toplatarak puan kazanan valiler de unutulacak değil ya.  Devlet okullarında yönetici ve öğretmenlere posta koymayı vazifeden sayan valiler ve daha niceleri…

Yakın zamanda tanık olunan bu ve benzer olaylara adı karışan valilere idari yaptırım uygulanıp uygulanmadığı konusunda herhangi bir bilgimiz yok.  Yaptırımdan daha önemlisi, bu tür fuzuli davranışları sergileyenlerin tepe noktalara nasıl ve niçin getirildikleri sorusudur.  

Bir sistem, bilime yaklaşımın yanı sıra, askeri ve mülki erkânın yetenek ve birikimleriyle test edilir.

1927 yılında Kastamonu'da düzenlenen bir balo, bu açıdan öğreticidir. Bir öğretmenle Vali arasında geçtiği belirtilen olaya karşı Ankara'nın aldığı tavır, dikkat çekicidir. Genç bir öğretmen vali girdikten kısa  süre sonra ayağa kalkmıştır.  Vali, öğretmenin geç  ayağa kalkmasına öfkelenir. Millî Eğitim Müdürünü yanına çağırarak uyarır. Amacı, öğretmenin görevden alınması ya da ağır bir cezayla cezalandırılmasıdır. Müdür işi ağırdan alır,  öğretmenin kasıtlı davranmadığını anlatmaya çalışır, olayın soğumasını bekler. Fakat Vali, öğretmeni cezalandırma konusunda sabırsızdır.

Muallimler Birliği Başkanı Rafet Sadetin (Tok), Vali’yle görüşerek yatıştırmak ister. Vali, direnir. Konu, Bakanlığa bildirilir. Ankara’ya, Millî Eğitim Bakanlığına konuyu bildirerek öğretmenle ilgili işlem yapılmasını ister. O tarihlerde Mustafa Necati, Millî Eğitim Bakanı’dır. Soruşturma açılır. Müfettiş, Vali’nin isteğini yersiz görür. Sorun iki bakan (Dahiliye-Milî Eğitim)  arasında çekişme konusu olur. Bir gün Gazi’nin önünde konuşulur.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk, böyle önemsiz ve değersiz bir sorun çıkarıp,  onunla böylesine uğraşan Vali’nin oradan alınarak sorunun çözülmesini buyurur (M. Rauf İnan, Mustafa Necati, s. 29-30).

Tartışma, Kastamonu Valisi'nin  görev yerinin değiştirilmesiyle   sonuçlanır!

1927 yılında Kastamonu’da üç vali görev yapmıştı:  Müştak Lütfü Gürsan, Ahmet Mithat Kalabalık ve İsmail Adil Güven.  Dr. Recep Murat Geçikli’ye göre, Vali Müştak Lütfü Gürsan’ın görev yeri değiştirilmişti.

Yrd. Doç. Dr. Recep Murat Geçikli, bir araştırmada,  balo olayının farklı biçimde yaşandığını işler:

 “Kastamonu Himaye-i Etfal Cemiyeti, bir balo tertip etme kararı alır ve baloya katılımın eşli olması istenir. Kastamonu Valisi Müştak Lütfü Bey’in ailesi Kastamonu’da olmadığı için bu baloya davet edilmez. Vali Müştak Lütfü Bey, balonun tertip edildiği akşam, polis müdürünü görmek bahanesiyle balo mahalline gelir. Vali’nin baloya geldiğini öğrenen balo katılımcıları bu duruma tepki göstererek Vali’den baloyu terk etmelerini isterler. Bunun üzerine Vali Müştak Bey, kendisinin vilayetin valisi olduğunu hatırlatarak bu teklifi reddeder. Bundan sonra baloyu terk eden katılımcılar, belediye salonundan ayrılarak Muallimler Birliği’ne giderler ve orada Vali’nin aleyhinde konuşmalar yaptıktan sonra Dâhiliye Nezareti’ne şikâyet telgrafı gönderirler.” https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/26229

0
0
0
s2sdefault