
Hüseyin Canerik
1942 yılı… Yaza veda günleri… Pülümür Gökçekonak (Tasniye) Jandarma Karakoluna götürülen bazı şüpheliler kaşla göz arasında kayıplara karışır. Karakol Komutanı, olayda ihmali görüldüğü düşünülen erleri sıkıştırır. Birkaç gün sonra başka bir olay patlak verir. Gomederi’de, Salördek Deresi’nin ana kaynaklarından Gökçekonak Awa Bevin- Markazan Derelerinin beslediği su değirmeni silahlı kişiler tarafından soyulur. Yılmaz Cömert (?-1988)-Kamer Düzgün’ün (Qemere Hesene Momıd) değirmenine baskın düzenleyen soyguncuların sırtladığı çuvallardan biri de Gökçekonak Jandarma Karakol Komutanı’na aittir. Yokluk yıllarında yaşanan olay, karakolu teyakkuza geçirir.
Değirmenin soyulduğu günlerde Nazımiye Oğullar (Hılves) köyü Serdeniye mezrasında Ali Güler’in (Hesene Memli, 1919-1997) düğünü yapılmaktadır. Serdeniyeli Hatice Güler’le (1916-2007) Hesene Memli’nin düğününde halay çekenlerden biri de Pülümür Mezra köyünden Aliye İvis Ağa’nın oğlu Ferhat (Paşa) Arslan’dır(1898-1973). Paşa, Kırmızıköprü’ye yaklaşık 7 km uzaklıktaki Serdeniye’deyken, değirmen yağmalanmıştır.

Paşa’nın Serdeniye’de olduğu sırada, Salördek köyü Gavrag mezrasının Kulık “mahallesi”ndeki ailesine haber verilir:
“Paşa’yı karakoldan istiyorlar!”

Paşa, halayda salladığı mendili Hesene Memli’ye vererek Gökçekonak yoluna düşer. Yaklaşık 10 km yürüdükten sonra köye ulaşır. Karakola varır varmaz gözaltına alınır. Değirmen soygunuyla ilişkilendirilmek istenmektedir. Bir jandarma eri, Paşa’yı, kaçan şüphelilerden biri sanır. Tüfeğin namlusuna mermiyi sürer, Paşa’ya doğrultur! Paşa, kaçan şüphelilerden biri olmadığını güç bela anlatır. Gözaltındayken, yeni soygun haberleri gelir. Olayla ilgisi olmadığı anlaşılınca serbest bırakılır.

Soygun, Gomederi bölgesindeki değirmende gerçekleştirilmişti. Mülkiyeti, 1938 yılına kadar Gökçekonaklı Cömert ailesine aitti. Bölgede yaşanan acı olaylar ve sürgünlerin ardından Çatalyaka (Denzek) köyünün saygın isimlerinden Kamer Düzgün (Qemere Hesene Momıd) değirmene ortak olmuştu. O tarihten itibaren iki ortaklı olan değirmen tahminen 800 metrekarelik alanda faaliyet yürütüyordu.

Yılmaz Cömert ve Kamer Düzgün’ün (1936-2025) değirmeni, Salördek Deresi’nin iki büyük kaynağından Gökçekonak Awa Bevin-Markazan Deresi ile Kadısırtı Deresi’nin kesiştiği alandaydı. Çarkını Awa Bevin-Markazan Derelerinin çevirdiği değirmen, günümüzden yaklaşık 100 yıl öncesine tarihleniyor. Daha eski dönemlere ilişkin herhangi bir bilgiye rastlanmıyor.

Değirmen, sürgün kapsamı dışında tutulan Pülümür Çayı’nın doğusunda, ilçe merkezinin güneydoğusundadır. 1938 ve sonrasında çarkı kesintisiz dönen değirmenlerden biridir. Dersim sürgünlerinin dönüşünden (1947-1948) sonra bilinen değirmencilerinden Yusuf Fırat (Mustafa oğlu, 1900-1952), Mezra köyündendir. Sürgünde olduğu Çanakkale Biga Güneşli köyünde 20’li yaşlardaki oğlu Hıdır Fırat’ı toprağa veren Yusuf, bir süre Kırmızıköprü’de Sılemane Sadık’ın (1854-1935) torunları, Kamer Sadık’ın (1895-1925) çocukları Hıdır Sadıkoğlu (Müdür Ağa, 1919-2002)-Hüseyin Sadıkoğlu’nun (1929-2001)* değirmenine, ardından Cömert-Düzgün ailelerinin değirmenine emek verir.

Yusuf’un kızı Hatice (Cıvıze) Fırat (1935-2009), tahminen 1950 yılında, katırı Gulo’ya yüklediği buğdayı Gomederi’deki değirmene götürmek için yola çıktığında 15 yaşındaydı. Genç kız, Salördek Deresi’nin meşe ormanıyla kaplı kıyısına paralel patikada tek başına gitmeye cesaret edemeyince köylüsü Hıdır Canerik’ten yardım istemişti. 16 yaşındaki Hıdır, Cıvıze’yle birlikte Gomederi’ye gittiklerinde kendilerini kızgın değirmenci karşılamıştı:

“Değirmene vardık, yükü indirdik. Yusuf amca (Ap Wusıv) değirmen bahçesine ektiği kavun, karpuz ve sebze, çevre köylerden ‘baskına’ gelen çocuklar tarafından tarumar edildiği için kızgındı. Kökünden sökülen, olgunlaşmamış sebzeleri değirmenin üzerine atmış, beddua ediyordu:
‘Ya Karxane Xızır (Ey Hızır’ın iş yeri), davamı sana havale ediyorum!’
Yusuf amca Müdür Ağa’ların değirmeninde çalışırken de bahçeye kavun, karpuz ekerdi. Mezra’dan Hıdır Ş., gizlice girdiği bahçede Yusuf amca tarafından yakalanmıştı.” (Hıdır Canerik, 4 Ağustos 2026)

Gomederi’nin Mezralı değirmencisi Yusuf Fırat, 1952’de yaşama veda ettiğinde henüz 52 yaşındaydı. Onun ölümünden 35 yıl sonra oğlu Mustafa (Şişko Mustafa) Fırat (1935-1987) yaşama veda etti. Kırmızıköprü’deki Otel Fırat, Çayevi ve Bakkaliyesinde kalp krizine yenik düşen Mustafa da babası gibi 52 yıl yaşadı. Yusuf’un 1927 doğumlu oğlu Ahmet Çavuş (Hıdır Fırat), 1979 yılında aramızdan ayrıldığında 52 yaşındaydı.

Gomederi Değirmeni, değirmencisini yıldızlara uğurladığında toprak damlıydı. Hilesiz buğdayı öğüten taşını, usta eller biçimlendirmişti. Değirmene en yakın köy 2 km dolayındaydı. Yaza veda günleri, aynı zamanda yoğun iş yükü demekti. Değirmenci, taşın 24 saat kesintisiz döndüğü günlerde değirmende kalırdı. Değirmenciler, evlerinden getirdikleri ayran, ekmek, çökelek, tereyağıyla beslenirdi. İşi uzun süren bazı köylüler, zervet (yerel yemek) için tereyağı getirirdi. Buğdayı öğütülen köylülerle değirmenciler, köz ateşinde, sac altında pişirilen yağsız ekmekten (bızıke/bıçıke) zervet yapar, sofraya birlikte otururdu. Hamurun, kuyruk yağıyla yoğrulduğu da olurdu. Taze un kokusu yayılan değirmene sac altında pişen bızıke kokusu karışır, kardeş sofrasında pay edilirdi.

Değirmenlerde tahıl parayla öğütülmezdi. Öğütülen tahılın, ağırlıklı olarak buğday, yirmide biri (1/20) hizmet bedeli olarak değirmene verilirdi. Kırmızıköprü’de Sılemane Sadık’ın değirmeninde çalışan Haydar Susam’ın (1946), yeğeni Düzgün Susam’a aktardığına göre, yirmide bir hizmet bedeli olarak elde edilen toplam ürünün üçte ikisi (2/3) değirmen sahibinin, üçte biri ise (1/3) değirmencinin hakkıydı.
Bu kural, Pülümür bölgesindeki bütün değirmenlerde olduğu gibi, Gomederi Değirmeni için de geçerliydi. .
Yılmaz Cömert, Gökçekonak köyündendi. Gökçekonak İlkokulunda eğitim gören dönemin şanslı çocuklarından biriydi. Çatalyakalı Kamer Düzgün de (Kamer oğlu) Cömert’in eğitim gördüğü okulda temel eğitim görmüştü. 1947’de Çatalyakalı Pir Ahmet Dikme (1937-2026), Hüseyin Düzgün, Kamer Düzgün, Ali Düzgün, Musa Doğan (Baki Doğan’ın oğlu), Hasan Doğan (Apıl’ın oğlu), Musa Karagöz ve Hüseyin Karagöz de Gökçekonak İlkokulunda öğrenim görmüştü.
Yılmaz Cömert, 1970 yılında Gomederi’de tek katlı bir ev yaptırdı. Aile, Beğendikli taş yapı ustalarından Hüseyin Demirtaş’ın emek verdiği yeni eve taşındı. Ev, değirmenin yanı başında inşa edilmişti. Değirmenin yüzyıllık yalnızlığı, yeni komşularına kavuşmasıyla birlikte sona ermişti.

Cömert ailesi, ilkbahar ve kış mevsimlerinde ulaşımın kesintiye uğradığı, herhangi bir kamu hizmetinin sunulmadığı Gomederi’de küçük ölçekli tarımsal üretim ve hayvancılıkla yaşamını sürdürdü. Baba Mansur Ocağı’ndan Yılmaz Cömert, 14 numaralı gaz lambasının ışığında kitap ve gazete okurdu. Pülümür, Tunceli ya da Erzincan’dan sipariş listesinin en başındaki gazeteyle dönerdi:
Cumhuriyet!

Gazete ve kitaplar, Gomederi’nin zifiri karanlığını aydınlatan Çoban Yıldızı’ydı. Gökçekonaklı bilge, köşe yazıları dâhil, siyah beyaz gazetenin sayfaları arasında âdeta kaybolurdu.
Gomederi’ye taşınma süreci, değirmen taşına güç veren etkenlerden biri oldu. Yılmaz Cömert, yeni evine taşındıktan bir süre sonra Almanya’ya gitmiş, dönüşte değirmeni onarmak için ortağı Kamer Düzgün’le birlikte harekete geçmişti. 1970’li yılların başında yorgun taş başta olmak üzere, değirmen elden geçirildi. Kars’tan taş getirtildi. Zahire ambarı, çark kütüğü, taşın dönme hızını ayarlayan isviton, oluk, tahıl tanelerini taşa aktaran oymalı kol, oluğun tıkanmasını engelleyen çivi, suyu inceltmek için oluğun çıkışının önüne konulan ağaç borunun içine çakılan ahşap parça yenilendi.

Yenilik, değirmen taşına güç verdi. Kırsalda yaşayan köylüler tahılını zamanında öğütmek için Gomederi’nin yolunu tuttu. Meşe ormanlarındaki kesim alanlarından odun taşımak için kullanılan yol, değirmene kamyonlarla tahıl taşıma olanağı sağladı. Özellikle Erzincan’dan taşınan kamyonlar dolusu buğdayın öğütülmesi için gün verilirdi. Değirmene Kırmızıköprü ve çevre köylerden de (Çatalyaka, Çatalyaka Göl mezrası, Beğendik, Kadısırtı, Doğanköy vd.) buğday getirilirdi.
Değirmenin üretim süreçlerini Cömert ailesi yönetti. Yılmaz Cömert ve eşi Senem Cömert (1931-2018) başta olmak üzere, aile bireyleri değirmeni elbirliğiyle işletti. Kamer Düzgün, çalışmaları, ortak giderlere katkı sunarak destekledi.
Değirmenle Cömert ailesinin kurduğu sıcak bağlar, yıllarca sürdü. Aile, derelerin kesiştiği alandaki evde kesintisiz 17 yıl geçirdi. Gomederi’de kendi yağıyla kavrulan aile, bölgede tırmandırılan etnik terörün yarattığı korku ikliminden olumsuz yönde etkilendi. Yılmaz Cömert’in, 1987 yılında Kırmızıköprü Jandarma Karakoluna çağrılması, yaklaşan tehlikenin habercisiydi. Tek katlı prefabrik karakolun girişinde, sağdaki komutan odasında yirmili yaşlarda Jandarma Astsubay oturuyordu. Gomederi’den gelen köylü içeri girdikten kısa bir süre sonra söze girdi:
“Sizin güvenliğinizi sağlayamayız, orayı derhal terk edin!”
Köylünün, “Nereye gidelim, bize yer gösterin,” sorusu yanıtsız kaldı.
Nereye, nasıl, hangi kaynakla gideceklerdi?
Bilge köylünün, 1938 sürgünlerine bile devletin yer gösterdiğini anlatması, sonucu değiştirmedi.
O günden sonra ailenin huzuru kaçmış, gergin bekleyiş başlamıştı. Bir süre sonra değirmeni de etkileyen bir saldırı gerçekleştirilmiş, aileye göçten başka bir seçenek bırakılmamıştı.
Cömert ailesi, huzur içinde geçirilen 17 yılın ardından Gomederi’ye veda ederek Erzincan’a yerleşmek zorunda kaldı. Yılmaz Cömert, büyük emeklerle yarattığı evinden ve değirmeninden olmuştu. Pülümürlü bilge, doğup büyüdüğü coğrafyadan zorla koparılmanın acısına ancak bir yıl dayanabildi. Kayseri’de tedavi görürken 1988 yılında yaşama gözlerini yumdu.
Cömert ailesinin çalışkan ve titiz annesi Senem Cömert, 2018’de yaşama veda ettiğinde 87 yaşındaydı.
Bölgenin köklü Düzgün ailesinin (Qemere Hesene Momıd) nahif bireylerinden Kamer Düzgün, 1938’de bile sürgün kapsamı dışında tutulan Çatalyaka köyünden göç etmek zorunda kalmıştı. Aile önce Erzincan’a, ardından İstanbul’a yerleşti. Pülümür’ün saygın ismi, 23 Haziran 2025’te aramızdan ayrıldı. 89 yaşında yaşama veda eden Düzgün’ün, oğulları Haydar ve Mustafa’ya son sözü, dostlarımızla ilişkilerinizi koparmayın, olmuştu.
Cömert ailesinin Gomederi’de doğaya emanet taş yapısının duvarları ayakta kalsa da tavanı çökmüş, bir zamanlar kitap ve gazete okunan odasında bitkiler boy vermiş.
Düzgün ailesinin Çatalyaka köyünde bir zamanlar konukların ağırlandığı ev tamamen doğaya karışmış. Eve dair bütün izler silinmiş.

Gomederi Değirmeni, zor yılların kaydını tutmaya devam ediyor. Yıkıntıların altında bir dönemin acıları saklı. 11 Ağustos 2024’te değirmene tahminen 50 metre uzaklıkta görüntülediğimiz değirmen taşı (ding taşı?) kayıplara karışmış. 12 Ağustos 2026’da değirmen ve çevresinde yaptığımız araştırmada taşa ilişkin herhangi bir bulguya rastlayamamak, acı verici.
Değirmenini, değirmencilerini uğurlayan Gomederi, 1987’de insansızlaştırılan bölgenin o kahredici yıkıntılarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor.
*Bu çalışmaya katkı sunan Sayın Düzgün Susam’a, Sayın Ertekin Cömert’e, Sayın Hıdır Canerik’e, Sayın Mansur Nuri Cömert’e ve Sayın Turabi Doğan’a candan teşekkür ederim.
(Körfez, 29 Eylül 2026)
KAYNAK:




