
Hüseyin Canerik
Birçoğumuzun “Klay” adıyla tanıdığı Kamer Dikme, bundan on beş yıl önce bir yıldız gibi kayıp gitmişti. Aramızdan ayrıldığında 68 yaşındaydı. 1942’de Pülümür’ün Çatalyaka (Denzek) köyü, Göl (Gole) mezrasında dünyaya gözlerini açmıştı. Derviş Ali Dikme (Aliyo Qız) ile Emine Dikme çiftinin oğluydu. Genç yaşta dayısı Ali Aslan’ın kızı Fintoz Hanım’la yaşamını birleştirdi. Onun ömrü, fırtınalı yılların kısa ama yoğun bir özeti gibiydi.

1967 Pülümür Depremi’nin ardından devlet desteğiyle yaptırılan baraka, kimliği belirsiz kişilerce yakıldı; olay hiçbir zaman aydınlatılamadı. Dikme ailesi, 1975’te Kırmızıköprü’de güç koşullar altında yeni bir ev inşa etti. İki katlı yapı, dere kıyısında, yakılan barakanın tam yerinde yükseldi. İnşaatın en büyük yükünü Klay omuzladı; malzemeleri sırtında taşıdı, gece gündüz demeden çalıştı. Ekmeğini taştan çıkaran emekçilerden biriydi.

Klay, köyde konukseverliği ve yardımseverliğiyle tanınırdı. Güçlü bileği ve cesaretinin hakkını vermek gerekir. 1978’de Salördek Deresi taşmış, ahırları ve evleri su basmıştı. Klay kendir ipini beline dolayarak ahıra girdi. Suda çırpınan tavukları, büyükbaş hayvanları tek tek kurtardı. O gün köyün hafızasına cesaretin adı olarak kazındı.

Odun işçiliğinden ağır işlere kadar her alanda çalıştı ama belki de en güçlü yanı mizahıydı. Onu dinleyenlerin yüzünde gülümseme belirdiğinde “peynir” demeye gerek kalmazdı. Zor olayları bile dilinde tatlı bir öyküye dönüştürürdü.12 Eylül Darbesinde, inşaatında çalıştığı karakolun nezaretinde ağırlanma öyküsü de onlardan biriydi.

Kırmızıköprü’deki evi, köylüler için ücretsiz bir otel gibiydi. Yolda kalan, hastalanan, evine dönemeyen herkes kapısını çalabilirdi. Bu konukseverlikte eşinin payı büyüktü. 1992 Erzincan Depremi’nden sonra Erzincan’a taşındılar. Arslanlı Mahallesi’ndeki evleri, köydeki yoğunluğu aratmazdı; alışverişe gelenler, hastanede tedavi görenler, düğün sonrası barınma ihtiyacı duyanlar gönül rahatlığıyla o kapıyı çalardı.

2005 yılında Marmara Üniversitesi Hastanesinde refakatçi olduğum günlerde Koşuyolu Parkı’nda buluşmuştuk. Yanında Şükrü Aslan vardı. O gün bile bizi kahkahalara boğmuştu.
Klay, altı çocuk babasıydı. Zor koşullarda yetiştirdiği evlatlarını yürekten severdi. Hastalandığını öğrendiğimde, bize veda edeceğini hiç düşünmedim. Telefondan aradığımda, hasta hâliyle bile espri yapmıştı.

30 Ocak 2011’de, fırtınalı bir günde, karla kaplı coğrafyada yıldızlara uğurladık onu. Fırtınalara göğüs germiş, fırtınalı bir ömür sürmüş, fırtınalı bir günde sonsuzluğa gitmişti. Ölümünden yıllar sonra sevgili oğlu İrfan Dikme ve torunu İlker Dikme’yle yan yana uyuyor şimdi.
Bugün Salördek Mezarlığı, baba, oğul ve torunun yan yana yattığı, yüreğimizi sıkıştıran acılara ev sahipliği yapıyor.
Işıklar içinde uyuyun…


(Körfez, 30 Ocak 2026)




