
Hüseyin Canerik
CANCAĞIZIM,
Bugün 22 Ocak… Yaşama merhaba dediğin ilk gün. Annenin sevinç gözyaşlarına karışan mutluluğumuzdun.
Seninle çoğaldı sevgimiz.
Ateşinin yükseldiği geceler, ömrümüzden çalınan gençliğimizdi.

Seni sıcak kollarıyla saran annen yirmi dokuzundaydı. Altı aylıkken, yataktan göz açıp kapayıncaya kadar yere düşmüştün. Dudağın kanamış, ağlamaya başlamıştın. Koşar adım yetiştiğimiz hastanede bizi ilk karşılayan annen olmuştu.

Annenin beyaz önlüğünde dudağından damlayan kan lekesi…
Yüreğimde iz bırakan acılardan ilki.
Tıp Fakültesinin prefabrik odasından yayılan çığlığına Hatem deden dayanamamış, çift kanatlı kapıya yüklenerek içeri girmişti:
“Çocuğa işkence mi yapıyorsunuz?”

Yüreğimiz yangın yeriydi.
Art arda geldi acılar…
Annen hastalandığında üç yaşındaydın. Otuz ikisindeydi kıymetlin. Sımsıkı ellerini kavramış, iyileşeceksin, demiştim. O kahrolası hastalığa kafa tutan annenin en büyük güç kaynağıydın. Yaşam savaşına yenik düştüğünde otuz beşindeydi yeşil gözlün.
Altısında öksüzdün artık.
Anne senin için yitirilmiş en değerli varlıktı. Ders kitaplarındaki anne görselleri, çocuklarını okula götürüp getiren anneler, edebî metinlerdeki anne karakterleri yüreğine akan gözyaşıydı.

Cancağızım,
Altısından sonraki doğum günlerinde hep annesizdin. Odanı süsleyen, elinden tutup fotoğraf stüdyosuna götüren, sofraya sevdiğin yemekleri koyan annen bir yıldız gibi kayıp gitmişti.
Evimizin ışığı sönmüştü.

Cancağızım,
Bugün doğum günün… Annesiz geçirdiğin doğum günlerinin on dokuzuncusunu soğuk kış koşullarında bir nöbet kulübesinde geçirdin. Yirmi altıncı doğum gününde acılarımla baş başayım. Bir köy mezarlığında karla kaplı mezarında gözyaşı bile dökemiyorum.

Bundan tam yirmi altı yıl önce bir kıyı kentinde gözlerini açmıştın. Yirmi beşinde, bir sınır karakolunda, evine dönmene iki hafta kala sonsuzluğa karıştın. Evlat acısı, bir anlamda insanın kendi ölümüne tanıklığıdır.

Çocuğunla doğar, onunla güler ve ağlarsın.
Annenin önlüğüne süzülen kanın, yüreğimizin ilk sızıydı.
Karla kaplı coğrafyada toprağın derinliklerindeki bedenin, kolu kanadı kırılmış babanın asla dinmeyecek yürek yarasıdır.


(Körfez, 22 Ocak 2026)




