PÜLÜMÜR VADİSİ’NDE KURŞUN SAĞANAĞINA TUTULAN YOKSUL KÖYLÜ 81 YAŞINDA

Hüseyin Canerik

Köylüler birer birer çekip gitmişti. Çoğu Erzincan’a göç etmiş, bazıları İstanbul, Bursa gibi kentlerde gelecek arayışına girmişti. Köyde, sadece bir aile kalmıştı. Başka yere taşınma olanağı olmayan yoksul aile hayvancılıkla geçiniyordu.

Yüksek gerilim hatları köyün karşısından geçiyordu.  Bölgede elektriğe kavuşmayan sayılı yerleşim birimlerinden biriydi.

Yedi çocuklu aile, 14 numaralı gaz lambasıyla aydınlanırdı.

Bundan tam 33 yıl önceydi.

22 Eylül…  Bir gece vakti…

Pülümür Vadisi’nin doğu yakasındaki köy karanlığa gömülmüştü.

Sofra toplanmış, alüminyum ve çinko kaplar çoktan yıkanmıştı.

Börtü böceğin, Pülümür Çayı’nın bir ninni gibi insana huzur veren sesinden başka ses duyulmuyordu. Kara yolu, gün batımından doğuşuna kadar araç trafiğine kapalıydı.

Gün içinde zırhlı araçlarla devriye gezen askerler zaman zaman pusuya düşürülüyordu. 

Silahlı bir grup toprak damlı evin çevresinde sipere yatmıştı. 

Gökte yıldızlar ve  yiyecek arayışına giren yaban hayvanlarından başka ortalıkta kimse yoktu.

Beş kişi ahşap kapıyı tekmeleyerek içeri girdi. Çiviye asılı gaz lambasının alevi titredi. Dört yaşındaki çocuk annesine sokuldu. Baba, sarı renkli çizgili pijamasıyla sedire uzanmıştı. Kapıdan içeri girenleri görür görmez yerinden doğruldu.

Evin üzerinde dolaşanların ayak sesleri duyuluyordu.

Anne, akşam vakti eve girenlerden dolayı tedirgindi. Sofrayı yeniden kurdu, gelenlerin önüne yemek koydu. Yemeğe oturanlar, yanlarında götürmek için de yiyecek istedi. Evde yeteri kadar ekmek yoktu. Ocak yakıldı, hamur yoğruldu. Sacda ekmek pişirildi. Çökelek, tereyağı ve ekmek torbaya dolduruldu.

Sofradan kalkanlar, babadan, kendilerine yol göstermesini istedi. Ayağında terlik, pijamalı köylü, gıcırdayan kapıdan dışarı çıktıktan birkaç saniye sonra kayıplara karıştı. Anne ve 2 çocuğu, açık kapının önünde babayı beklemeye koyuldu.

Birbirine sokulan anne ve çocukları, güz soğuğunun farkında değildi.

Çok geçmeden babanın çığlığı yayılmaya başladı. Bölgede kimsenin bileğini bükemediği adam, silahlı grup tarafından sürüklenerek götürülüyordu. Üstü başı yara bere içindeydi. Bedenine yüzlerce kurşun yağdırıldığında, gaz lambası sönmüştü.

Köy, karanlığa gömülmüştü.     

Köyde tek başına yaşam mücadelesi veren köylünün cansız bedenini kara yolunun kenarına bırakan silahlı grup, kanına girdikleri köylünün yiyecekleriyle kahvaltı yaparken, özgürlük uğruna işledikleri cinayeti kutlamıştı.  

Ölüm, göz göre göre gelmişti.

Evde olmadığı bir şafak vakti, daha önce yolda tartıştığı bir “komutan”ın emrindeki askerler tarafından ev basıldı. Ailenin yaşadığı ev değil, giriş kapısı bağımsız ek bina arandı. Çavuş, tüm aramalara karşın herhangi bir suç ögesi bulamadan döndü. Komutanın ısrarı üzerine, bir avuç mermi ve bildiri bulundu!  Sözde suç kanıtları için düzenlenen tutanak, okuma yazma bilmeyen kadına zorla imzalatıldı.

Cinayet için grubu kim ya da kimlerin yönlendirdiği sorusu yanıtsız kaldı. Eve kendi elleriyle mermi ve bildiri koyan “görevli”, 33 yıldır soruşturulmayı bekliyor!

Yetkililer, bir tünelin yanında yere serilen köylünün kendi köyünde gömülmesine izin vermemişti. Çünkü köy güvenli değildi! Güç koşullar altında Erzincan’a taşınan cenaze  köy evinin ahşap balkonunda bir gece  bekletildi. Köylünün bedeninden akan kan, balkondan yere süzüldü.

24 Eylül’de düzenlenen törene hiçbir yetkili katılmadı.   

Gözü yaşlı eş ve eltisi, cenaze toprağa verildikten sonra köye döner. Köyde ahıra kapatılan hayvanlar otlatılır, sağılır. Eşyalar toplanır. İki kadın,  sütü mayaladıktan sonra evin kapısını kilitleyerek komşu köye gider. İlkokul binasında kalan eltiler, sabah gün doğar doğmaz yeniden köylerine döner.  Kadınların, yol kenarındaki köye eşya taşıma çabası günlerce sürer. At sırtında  ev eşyası taşıyan ikiliye  yardım eli uzatan olmaz!

Pülümür Vadisi
Pülümür Vadisi

Onların komşu köye gittiği bir gün, kara yolundan geçen BTR’lerden yaylım ateş açılır!  Terörist sanılarak kurşun sağanağına tutulan iki genç kadın, ölümün eşiğinden döner. 

Kadınlar, cenaze toprağa verildikten 3 gün sonra verilen hayır yemeği için hazırlıklara girişir. Köyde, onlardan başka kimse bulunmamaktadır. Gündüz saatlerinde hayvan kesilir.  Genç kadın hayvanı keser, derisini yüzer. Sacda ekmek pişirilir. Et haşlanır. Hava karardığında köpekler havlamaya başlar. Eve yakın yerden insan sesi ve çıtırtılar duyulur. Kadınlar eti ve ekmeği evde bırakıp, ev eşyası taşıdıkları komşu köyün yoluna düşer.

Alabildiğine sessiz adımlarla, orman içi yoldan köye giderler.

Yıllar sonra, bir örgüt üyesinin, o akşam köye yiyecek almak için gittikleri, kimse olmadığından alamadıklarını anlattığı öne sürülür! Canına kıydıkları köylünün evine, cinayetten 3 gün sonra gidip yiyecek almak istemiş ancak eli boş dönmüşlerdir!

Ertesi gün korku içinde yeniden köylerine varırlar. Hazırladıkları yemeği Erzincan’a götürmek için karayolunda araç beklerler. Erzincan’ın köyünde 3. gün yemeği verirler. Yemek verilen  gün, YİBO’da okuyan çocukları, ahıra kapatılmış hayvanlarını otlatmak için köye gelir.

Hayvanlar otlatılırken, karayoluna komşu köyde konuşlanan bir grup asker, “terörist” diye ateş açmaya yeltenir. O sırada askerlerin yanında bulunan bir köylü, onların, babaları katledilen çocuklar olduğunu, hayvanlarını otlattıklarını söyleyerek engel olur.

Köylünün uyarısıyla facianın kıyısından dönülür.

Pülümür Vadisi'nden Munzur'a doğru yol alan Pülümür Çayı (Pülümür Çayı'nı kirletenlere söylenecek söz yok mu?)

Işığı söndürülen evin eşyasını iki kadından başka taşıyacak kimse bulunamaz!

Askerî ve mülki erkân, aileye sahip çıkmaz!

İki kadın, yaklaşık 40 gün gündüz kendi köylerinde, akşam komşu köyün okul binasında   kalır.

Onlara hiçbir kurumun yardım eli uzanmaz. Okulda toplanan eşyalar, kamyonla Erzincan’a taşınır.

Masum adamın kanına girenler, cinayetten iki gün sonra, kalan yiyeceklerini almak için evin yolunu tutmuşlardı.  

Yedi yetim çocuk ve anne, vicdanların sustuğu bir dönemin hayal edilmesi güç tüm acılarını tatmıştı.

Fırat’ın kıyısında kaybolan kuzunun hesabını veren devlet geleneğinin rafa kaldırıldığı bir dönemin tüm acıları…

(Körfez, 22 Eylül 2025)

Related Posts

ALEXA GADE’İN 1979 YILI TÜRKİYE İZLENİMLERİ: İSTANBUL VE BATI TÜRKİYE

ALEXA GADE Her Şeyin Başladığı Yer – Başlangıca Bir Bakış Değerli Okurlar, Önceki yazılarımızda, Demirpınar’daki deneyimlerimizi ve Pülümür dağlarındaki misafirperverliği sizlerle paylaşmıştık. Gösterdiğiniz harika tepkiler, 1979 yılına dair anıların hâlâ…

YIKINTILAR VE  MASAL ANLATAN BÜYÜKANNE

Hüseyin  Canerik Babaannem Hatice Arslan’ın (Canerik) anısına… Yıkıntılar… Usta ellerin biçimlendirdiği, lokum tanelerini çağrıştıran kesme taş yapılardan geriye kalan hüzün. Onlarca kişinin omzunda bin bir zorlukla taşınan mertekler, terk edilmişliğin…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kaçırdıkların

ALEXA GADE’İN 1979 YILI TÜRKİYE İZLENİMLERİ: İSTANBUL VE BATI TÜRKİYE

  • Ekim 1, 2026
  • 5304 views
ALEXA GADE’İN 1979 YILI TÜRKİYE İZLENİMLERİ: İSTANBUL VE BATI TÜRKİYE

YIKINTILAR VE  MASAL ANLATAN BÜYÜKANNE

  • Eylül 30, 2026
  • 5893 views
YIKINTILAR VE  MASAL ANLATAN BÜYÜKANNE

PÜLÜMÜR GOMEDERİ KAMER DÜZGÜN-YILMAZ CÖMERT DEĞİRMENİNDEN VE YILMAZ CÖMERT’İN EVİNDEN NOTLAR

  • Eylül 29, 2026
  • 4682 views
PÜLÜMÜR GOMEDERİ KAMER DÜZGÜN-YILMAZ CÖMERT DEĞİRMENİNDEN VE YILMAZ CÖMERT’İN EVİNDEN NOTLAR

PÜLÜMÜR VADİSİ’NDE TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’NIN İŞLEDİĞİ  ACIMASIZ CİNAYET: NAZIMİYE OĞULLAR (HILVES) KÖYÜNDEN ALİ (RIZA) SAĞLAM 

  • Eylül 22, 2026
  • 14303 views
PÜLÜMÜR VADİSİ’NDE TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’NIN İŞLEDİĞİ  ACIMASIZ CİNAYET: NAZIMİYE OĞULLAR (HILVES) KÖYÜNDEN ALİ (RIZA) SAĞLAM 

PÜLÜMÜR’DE TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’NIN ŞEHİT ETTİĞİ ÖĞRETMEN AYHAN KURAL’I ANIYORUZ

  • Eylül 16, 2026
  • 5294 views
PÜLÜMÜR’DE TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’NIN ŞEHİT ETTİĞİ ÖĞRETMEN AYHAN KURAL’I ANIYORUZ

HATEM OFLİ BABAMIZI SEVGİYLE ANIYORUZ

  • Eylül 12, 2026
  • 3610 views
HATEM OFLİ BABAMIZI SEVGİYLE ANIYORUZ