
Hüseyin Canerik
Yağmalanan bir kentin ayakta kalmayı başaran sayılı ağaçlarından biri. Ağadere’nin kenarında, aklın ve bilimin dışlandığı çarpık yapıların arasında bir güzellik anıtı. Dallarına konan kuşlara, gölgesinde oyun oynayan çocuklara ev sahipliği yapıyor.
Hapishane hücresi kadar oyun alanı bile kendilerine çok görülen Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nin çocukları, onun insana mutluluk ve güven veren gölgesinde özgürce eğleniyor.

Bu yıl dalları meyve yüklüydü. Güzelim ağaç, yeşil kabuklu cevizleri gözüne kestiren bir açgözlünün hışmına uğramış. Meyveler olgunlaşmadan harekete geçen açgözlülük, ağacın kolunu kanadını kırmış. Çuvallar dolusu cevizden geriye kırık dallar, yolunmuş yapraklar kalmış!

Açgözlülük yetmemiş, bu kez akşamcıların sabotajından canını zor kurtarmış. Gece vakti demlenen birkaç kişi, ağacı ateşe vermiş. Gövdesini saran alevlere karışmış çığlığı cevizin:
Ey insanlık, beni duyuyor musun?

Anıt ceviz ağacı, alevlere direnen yaralı gövdesiyle, yüreğimize ağır gelen acıların da sahibi artık.


(Körfez, 2 Ekim 2025)





