
Hüseyin Canerik
Pülümür Hınzori köyünden Hasan Günal… Onu çoğumuz Hasan Çakır olarak tanırız. Çakır unvanı, ona gök mavisi gözlerinden armağan. Işık saçan gözleri, günümüz diplomatlarına taş çıkartan diplomasi dili, zekâsı ve çalışkanlığına kimse itiraz edemez. Gözleri hep ufukta… Küçük çıkar hesaplarının dışında kalmayı başarmış ünlü taş yapı ustası. Pülümür Vadisi’nin erişimi güç köylerinde yükselen taş yapılarda onun göz nuru ve parmak izleri saklı. Hengırvan’dan Murerike’ye, Hınzori’den Harşiye’ye hemen her yerde onun taşlara biçim veren çekicinin sesleri yankılanır.

Kayıtlara göre 1932 doğumlu. Birkaç yaş büyük de olabilir. Çocuk yaştayken, 1935 ya da 1936’da babası Hıdır Ağa sonsuzluğa uğurlanmış. Genç baba, geride üçü kız, altı çocuk ve dul bir eş bırakmış. Hasan’ın, babasının, Hınzori’nin eşsiz coğrafyasına ne zaman, nasıl emanet edildiğine ilişkin anıları kavaklığa düşen çığa karışmıştır.

Annesi Beser Hatun, yüksek rakımlı köyde zorluklara meydan okuyarak çocuklarına kanat geren annelerden. Dağ başındaki toprak damlı evlerinde kimseden yardım talebinde bulunmadan yaşamını sürdüren aile, 1938’de diğer köylüleriyle birlikte sürgüne gönderilir. Günal ailesi, Bursa Kemalpaşa Çardakbelen köyünde yaklaşık 10 yıl süren zorunlu iskânda başı dik yaşamak için çaba gösterir. Anne, tarla, bağ ve bahçe işlerinde çalışır; kavak, ceviz ve çeşitli meyve ağaçlarını diker. Çocuklar, ayakta kalma mücadelesinde anneye destek verir.

1948’de memlekete dönen ailenin Çardakbelen’deki arazileri buharlaşır. Beser Hatun’un diktiği kavak ağaçları, köy camisi yararına kesilir. Çocuk yaşta sürgüne gönderilen çocuklar, dönüşte bu kez yeni sorunlarla karşılaşır. 16 yaşındaki Hasan, hayata yeniden tutunma mücadelesine usta elleriyle katılır. Yıkılan evler yeniden inşa edilir. Hayvan sayısı yıldan yıla artar.

Hasan Günal, taşa hayat veren ustalardan. Hınzori’deki iki çeşme onun imzasını taşıyor. İlk çeşmeye, 1956’da Ahmet Aybek’le birlikte emek vermiş. Hüseyin Han’ın evinin önündeki çeşme, Eylül 2024’e kadar kesintisiz akardı. Oğlu Yılmaz Günal ve köylüler, insansızlaştırılan köydeki çeşmeyi yılda bir ziyaret eder, gerektiğinde onarırdı. Çeşme, 2024’te yerine yenisi yapılınca yıkıldı. Yeni çeşmenin ömrü iki yıl bile sürmedi. 2026 kışında düşen çığ, çeşmenin sonu oldu.

Ustanın parmak izlerini saklayan ikinci çeşme, 1959 tarihli. Hasan Usta ile Kovuklu köyünden Hasan Karaaslan’ın (Hesene Kılaçi, 1924-1969) ortak eseri. Çeşme, 67 yıldır aralıksız akıyor. Su deposu, bölgede sal olarak adlandırılan yassı taşlardan yapılmış. Taşlar, köye yaklaşık 3 km uzaklıktaki Kırx/Kır Yaylası’ndan getirilmiş. Hasan Usta, taşları katır sırtında taşımış. Depoyla çeşmenin bağlantısında boru ve metal gereçler yerine, yassı taşlardan yapılan , toprağa gömülü kanaldan akıtılmış. Bugün akmaya devam eden çeşmenin yapımı bir hafta sürmüş.

Hasan Usta’yla, 1966 yılı Ekim ayında birlikte çıktığımız 3 bin 200 rakımlı Buyer Baba Gölü ziyaretine ilişkin anılarım, annem ve anneannemden duyduklarımla sınırlı. Mezra’dan Buyer Baba Gölü’ne yaya yolculuk, ortalama 6 saat sürer. O zaman iki aylık bile değilmişim. Bulutlu ve serin bir sonbahar günü çıktığımız uzun ve yorucu yolculuğa Mezra köyünden Veli Çınar (marangoz-sünnetçi), annem Emine Canerik, anneannem Emine Arslan, Hınzori’den Hasan Günal eşlik eder. Günal’la kirveliğimiz böylece başlar.


Günal ailesi, Mezra köyüyle yakın ilişkileri olan ailelerden biridir. Oğlu Yılmaz, 1970’te açılan Kırmızıköprü Ortaokulunun ilk öğrencilerinden. Okula, Mezra’dan yürüyerek gidip gelir. Mezun oluncaya kadar Ali Arslan’ın (Koca Ali) evinde kalır. Yılmaz, o güzel dostlukları bugün de yaşatmak için çaba gösteren bir vefa örneği sergiliyor.

Mezralılar, köye tahminen 3 saat uzaklıktaki Keşiş’e giderken Akdik-Şihan-Hınzori güzergâhını kullanırdı. Her kış yıkılan yayla evleri ilkbaharda onarılırdı. Onarım işi bazen ilk gün tamamlanamaz, ertesi gün devam ederdi. Böylece yayla evlerinde yorgun düşen köylüler konaklamak için Hınzori’ye dönerdi. Hınzori’de geceyi geçirmek için akla ilk Günal ailesi gelirdi. Kalabalık olunduğunda Korkmaz ve Ayçil ailelerinde de kalınırdı. Lise çağındayken, 1982 olabilir, yaklaşık 10 kişiyle bu konuksever ailenin kapısını çalmış, o gün onlara konuk olmuştuk. Hasan Kirve o tarihlerde Libya’da olmalıydı. Mezra’ya oldukça uzak Buyer Baba Gölü’ne giderken ailenin evine kaç kez konuk olduğumuza ilişkin anılarım Meydan Dağı’ndan esen yele kapılmıştır.

Hasan Usta, fırtınalı ömür süren büyüklerimizden. Çocuk yaşta yetim kalmış, 6 yaşında köyünden zorla kapı dışarı edilmiş. Sürgün gönderildiği Kemalpaşa Çardakbelen köyünde ancak çalışarak başı dik yaşanabileceğini öğrenmiş. 12 yaşında döndüğü memleketinde yapı ustalığıyla yaşamını sürdürmüştür.

Acı ikliminde büyüyen usta, iyimserliğiyle sevincimizi ikiye katlıyor. 12 Aralık 2025’te evinde düşme sonucu kalça kemiğinin kırılmasıyla birlikte bazı sağlık sorunları yaşamaya başlamış. Erzincan Mengücek Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki ameliyat sürecini, doktorlar dâhil, en ince ayrıntılarıyla bizimle paylaşıyor. Güçlü belleğiyle yıllara meydan okuyor. En büyük sorununun, evinin üst katından aşağıya inememek olduğunu anlatıyor. Ustanın, kahvehane önünde dostlarıyla sohbet olanağını sınırlayan bu soruna kayıtsız kalınır mı, yakınları ve sevenleri ustayı evinde yalnız bırakmamak için âdeta yarışıyor. Babaya çiçek gibi bakan kızları, konuklarını güler yüzle ağırlıyor.

Hasan Günal, şimdi 94 yaşında… Onunla Ekim 1966’da, 3 bin 200 rakımlı Buyer Baba Gölü’nde başlayan dostluğumuz tüm güzellikleriyle devam ediyor. Temmuz 1974’te, Hınzori’nin kengerlerle süslü patikası, Buyer yolunda soluklandığımız Çeqerıne Yaylası, Vıle Duzgin yokuşu hilesiz hurdasız dostluğumuzun anılarına ev sahipliği yapıyor. 27 Temmuz 2026’da Çeqerıne’de Kavimler Kapısı’nın izlerini saklayan çeşmenin bir avuç soğuk suyuyla susuzluğumuzu gidererek yarım yüzyılı aşan dostluğu selamlıyoruz.

94 yaşındaki büyük usta, 10 Haziran 2021’de hayat arkadaşı Beser Hanım’ı sonsuzluğa uğurlamıştı. Acısını paylaşmak için ziyaret ettiğimizde 89 yaşındaydı. Onunla son olarak 16 Temmuz 2026’da Mollaköy’deki evinde bir araya geldik. Hasan ve Özge’nin de yer aldığı ziyarette ustayı yıllar sonra dinleme olanağı bulduk. Ev içinde destek alarak yürüyen ustanın en büyük özlemi özgürce dışarı çıkabilmekti. Çocukları, bir an önce olağan yaşama dönmesi için babalarına güç veriyor. Ustanın takılmadan anlattığı yaşam öyküsünü arada bir hüzünlenerek dinliyoruz. Hava kararmaya başlıyor. Veda zamanı… Birbirimize sarılıyoruz. Ustaya ve bizi sıcak karşılayan çocuklarına el sallıyoruz.

Ustalar, eserleriyle yaşar. Hınzori’nin 94 yaşındaki yetenekli ustası, kirvem Hasan Günal’ı sevgiyle selamlayarak Erzincan Mollaköy’den ayrılıyoruz.

(Erzincan Mollaköy, 16 Temmuz 2026-Pülümür Kırmızıköprü, 3 Ağustos 2026)




