KÖY ENSTİTÜLERİMİZİN YALANLARLA SINAVI/ NAZIM MUTLU, YALAN ÜRETİCİLERİNE CUMHURİYET MEVZİLERİNDEN UNUTAMAYACAKLARI BİR DERS VERİYOR!

Hüseyin Canerik

Nazım Mutlu, Başlangıcından Cumhuriyet’in 100. Yılına Eğitimimizin Karşıdevrimle Sınavı (Cumhuriyet Kitapları, Ağustos 2024) adlı kapsamlı araştırmasının ardından yeni bir çalışmaya daha imza attı.  Köy Enstitülerimizin Yalanlarla Sınavı (Berfin Yayınları, Nisan 2025) başlığını taşıyan 280 sayfalık araştırma okurlarla buluştu.

Nazım Mutlu (Namuslu aydından düşünce erozyonuna isyan!)

Yazar, bu yapıtında Köy Enstitülerine yönelik karalama ve iftiralara, Cumhuriyet Devriminin mevzilerinden yanıt veriyor. Birçoğumuzun duymadığı ama Enstitülerin kapanmasında etkili olan yalanları tek tek sorguluyor, yalan üreticilerini âdeta silkeliyor!

Yalanlar ve yalancılar, güz yaprakları gibi dökülüyor!

Talip Apaydın (1926-2014)

1940’lı-50’li yıllarda, yaşamını ülkesine adayan aydınları ezmek için başvurulan komünistlik suçlamasının faturası ağır oldu. Almus’ta Gezici Başöğretmen olarak görevlendirilen   Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü mezunu Talip Apaydın’ın “Rus telsiziyle Moskova’yla görüştüğü” vb. söylentileri çıkaranların amacı, Türkiye’nin aydınlık geleceğini karartmaktı.

Köy Enstitülerine karşı başlatılan savaş, Cumhuriyet Devrimiyle hesaplaşmanın eğitim alanındaki boyutuydu. Laik, bilimsel, halkçı, karma eğitim ve aydınlanmadan duyulan rahatsızlık, Köy Enstitülerine karşı düşmanca kampanyalara dönüştürülmüştür.  

“Satılmış nişanlılar, bozulmuş bakireler, randevucular, kumarbazlar, kızlar çocuk düşürüyor, kuş beyinliler, iblisler, satılmışlar, vatan hainleri, Moskofçular, kızılbaşlar, Yücel-Tonguç veletleri, piçler, Ethem Nejat-Tonguç Baba dölleri, kızıl uşaklar, kızıl soytarı, kızıl Moskova uşağı, yerli kızılcıklar, akşamcı yarasalar, berduşlar, Kremlin köleleri, satılmış itler sürüsü….” (s. 154, 212, 213).

Ortaçağ bağnazlığının uykularını kaçıran tablo.

Bunlar 17 Nisan 1940’ta kurulan Köy Enstitülerini yıpratmak amacıyla kullanılan ifadelerden bazıları. Aydının dili temiz ve birleştirici olur.  Ağır hakaret içeren bu ve benzeri ifadelerin, aralarında üst düzey kamu yöneticileri, siyasetçiler, müfettişler ve yazarların da yer aldığı aydınlara ait olduğunu söylemek, acı verici. 

Nazım Mutlu, bu kapsamlı çalışmasında, kendi insanından nefret eden, ülkenin aydınlık birikimini akıl almaz iftiralarla hedef alanların dilinden damlayan zehri Cumhuriyet Devriminin laboratuvarında analiz ediyor. Test sonuçlarından, canlılar sistematiğine yeni bir türün daha eklendiği görülüyor:

Yalancılar!

Vatanseverliğe, aydınlanmaya, halkçılığa, laikliğe, akla ve bilime duyulan düşmanlık, bu türün ortak özelliklerinden birkaçı. Uğramadıkları okullarla ilgili sahte rapor hazırlayanlar, toplumun en geri duygularını sömürerek gerçek dışı söylentileri yayanlar, namuslu aydınların yapıtlarında eleştiri konusu olan ifadeleri onlara aitmiş gibi gösterenler… Yazar, Köy Enstitülerinin kapanmasında etkili olan, birçoğu unutulmaya yüz tutmuş yalanları tozlu raflardan indiriyor ve yalancılarla büyük bir hesaplaşmaya giriyor.

Cumhuriyetin kılıcını kınından çıkaran yazar, yalancılara meydan okuyor!

Enstitülere karşı yürütülen kirli kampanyaların, yayılmacılardan örnek alınan bir tür psikolojik savaş yöntemi olduğu söylenebilir. Kaynağı belirsiz yalanlar, yayın organlarının yanı sıra TBMM kürsüsünden de ifade edilerek ülkenin en değerli eğitim kurumları sistematik bir biçimde yıpratılmış, çalışamaz hâle getirilmiştir.

Gladyo tetikçisi Taraf gazetesinin yazarı Hadi Uluengin (Kambersiz düğün olmaz!)

Yıpratma çabasının içinde kimler yok ki… Ali Uygur, Cahit Okurer, Cezmi Bayram, Engin Ardıç, Fethi İsfendiyaroğlu, Fevzi Çakmak, Hadi Uluengin, İlhan Darendelioğlu, Kâzım Karabekir, Kenan Öner, Mustafa Çapar, Necdet Sancar, Necip Fazıl Kısakürek, Nihal Atsız, Osman Yücel Hacaloğlu, Reşat Şemsettin Sirer (Millî Eğitim Bakanı), Şevket Mutlugil, Tevfik İleri (Millî Eğitim Bakanı), Yüksel Serdengeçti akla gelen isimlerden bazıları. Yazar, Attilâ İlhan, Kemal Tahir ile  M. Tahir Hatipoğlu’nun  Köy Enstitüleriyle ilgili değerlendirmelerini de aklın süzgecinden geçiriyor. 

Cezmi Bayram (Açıklama yapacak mı?)

İkinci Dünya Savaşı yıllarında başlayan Nazi hayranlığı ile Küçük Amerika süreci, Türk eğitim sisteminin en özgün örneklerinden biri olan Köy Enstitülerine tahammül edemezdi.  Yokluk ve zorluklar içinde bin bir emekle yaratılan bu halkçı eğitim kurumlarının kapatılmasının yolu, kumpas ve yalanlardan geçiyordu.  Üst düzey yöneticiler, söz gelimi bakanlar, kurgulanan senaryonun uygulanmasında etkin roller üstlenmişti.

Enstitüler tek parti zamanında hedef tahtasına konmuş, DP iktidarı eliyle de kapatılmıştır.

Hasan Âli Yücel’in yerine atanan Millî Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer (1903-1953), Köy Enstitülerinin kapatılması için yoğun çaba harcamış, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç ve ailesini tehdit etmişti!

CHP’nin 1946 yılında Hasan Âli Yücel’in yerine atadığı Millî Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer, operasyon fitilini ateşleyen bürokratların başında geliyor. Sirer, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u “operasyon”a ikna edemeyince, “Çoluk çocuğunla birlikte belinizi kıracağım!” tehdidinde bulunur. Tonguç, “Kılımıza bile dokunmazsın!” diye tepki gösterir. Bakan Sirer, 1953 ara seçimlerinde Sivas’ta faaliyet yürütürken trafik kazası geçirir. Beli kırılan eski bakan, yaşamını yitirir (s. 214).

İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç (1893-1960)
Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel (1897-1961)

Enstitülere saldırılarda kullanılan  “mühimmat”ın büyük bölümünü komünizm ve ahlaksızlıkla ilgili üretilen yalanlar oluşturuyor. İşte onlardan birkaçı: 

“Ankara Kalesi’nde kızıl bayraklar görüyorduk. … Bu tiyatrocular, bu satılmış nişanlılar, bu bozulmuş bakireler, bu randevucular, bu kumarbazlar, bu madrabazlar, bize kara kuvvet diyen bu karaborsacılar artık susmalıdırlar…” (Osman Yüksel Serdengeçti, s. 154)

1965-1969 yıllarında Adalet Partisi Antalya Milletvekili olarak görev yapan Osman Yüksel Serdengeçti (1917-1983), TBMM’ye kravatla giriş zorunluğunu ‘protesto’ etmek için kravatını beline dolayarak Meclise girmişti!

“Enstitülerde Marx ve Engels’in komünist beyannamesi dağıtılmak istenmiştir. … Rus eğitim sistemi övülmüş, tedrisatın ona göre yapılması telkin edilmiştir. … Düziçi Köy Enstitüsünde Türk bayrağındaki ay yıldız yerine orak çekiç çizilmiştir.”  (İlhan Darendelioğlu, s. 110)

“Allahsızlık, milliyetsizlik, maddecilik ve komünizma … Zehir dağıtım üssü… …Komünist Rus bayrağı çekiliyor. Hadsiz, hesapsız, fuhuş, kepazelik, başıboşluk, bütün ulivîlikleri kirletme, kutsîlikleri pisletme, mahremlikleri mıncıklama ve didikleme levhaları…” (Necip Fazıl, s. 114, 115).

Savaştepe’de … Sosyal Bilimler kitabı… Çocuğu mütemadiyen mücadeleye ihtilale sevk ediyordu.”  (Cezmi Bayram, s. 59)

“(Hasanoğlan’ın) müzik salonunun çatısı orak biçiminde yapılmıştır.” (s. 122)

Yalan rüzgârına, 1942 yılında yolsuzluk gerekçesiyle Bakan Hasan Âli Yücel’in görevden uzaklaştırdığı (s.121) Kızılçullu Köy Enstitüsü Müdürü Emin Soysal da TBMM üyeliğiyle ödüllendirilmesinin ardından var gücüyle katılır. Bu davranış, günümüzde  olağan hâle getirilen siyasal çürümenin örneklerinden biri olarak görülebilir.

Köy Enstitülerini alkol yalanıyla hedef alan Kenan Öner’in yayımladığı “Kadeh ve Bardak İçkileri” adlı kitap.

Köy Enstitülerinde içki içildiği yalanını ortaya atan Kenan Öner, Kadeh ve Bardak İçkileri adlı eseri kaleme almıştır (İstanbul Halk Basımevi, 1937). Öner, bu eserinde 48 şurup ve şerbet. 78 mayalı içki, 8 damıtılmış içki. 97 likör, 98 punç, 99 kokteyl reçetesinin yanı sıra şarap tanrısı   Baküs’ün  çakır keyif görseline yer vermiştir! (s. 177)

Enstitüler, 1946’da başlayan, 1950’de DP iktidarıyla tırmandırılan psikolojik savaşta yalnız bırakılmıştır. Karma eğitime son veren DP’li Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin[1], “komünistler hakkında belge toplama” talebinde bulunan ve bunun için Pazarören Köy Enstitüsü Müdürlüğüne atadığı Bedri Alogan’ın, okul daktilosunda hazırladığı sahte belgeleri Kayseri’den postaya verip bakanlığa göndermesi (s. 103), Küçük Amerika memurlarının göreve bağlılık duygularını anlamak bakımından öğreticidir. Müdür Alogan’ın, Müzik Öğretmeni Veysel Arseven’i görevden aldırmak için kurduğu kumpas, unutulacak gibi değildir. Alogan, okula yeni başlayan bir öğrenciye, hela duvarına şunları yazdırır:

“Yaşasın komünistlik, kahrolsun cumhuriyet!”

Müdür, öğrenciyi, yazıyı Müzik Öğretmeni Veysel Arseven’in yazdırdığını söylemesi için uyarır.  O sırada Ankara’da olan Arseven, olayı basından öğrenir. Öğretmen gözaltına alınır ve yedi ay yirmi gün tutuklu kalır. Olay, öğrencinin mahkemede verdiği ifadeyle açığa kavuşur. (s. 103) 

Müdür Alogan’a sahteciliğin hesabını soracak vicdan, Atlantik’in serin sularına gömülmüştür!     

Köy Enstitüleriyle ilgili yalanları büyük emekle derleyen Nazım Mutlu, Cumhuriyet Devriminin tırpanlanmasıyla geri kalmışlığımız arasındaki ilişkiyi yalın bir dille ifade ediyor. Enstitülerle mücadele amacıyla sahaya sürülen, bir kısmı örtülü ödenekle desteklenen “aydın”ların utanç verici eylemlerine, namuslu insanların akıl ve ruh sağlığını bozan yozlaşmanın tarihsel köklerine ışık tutuyor.  

Yazar, listenin ilk sırasında yer   verdiği, Köy Enstitüleri/Bir Masalın Tahlili (Ötüken Yayınları, 2020) kitabından derlediği yalanları ameliyat masasına yatırıyor. Cezmi Bayram imzalı kitaptaki 40 yalanı çöpe atıyor. Konuya açıklık getirmesi beklenen Prof. Dr. Bayram’ın suskunluğu ise dikkat çekiyor. 

Nazım Mutlu, Köy Enstitülerimizin Yalanlarla Sınavı’nda, Cumhuriyet yıkıcılarına unutamayacakları bir ders veriyor. Mutlu, Türkiye’nin aydınlık geleceği için tozlu yollara düşen aydınlarımıza armağan bu  güç kaynağıyla gönülleri fethediyor.  

(Körfez, 7 Ekim 2025)

*Bu yazı, Berfin Bahar dergisinin Kasım 2025 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

https://www.berfin.net/berfin-bahar-dergisi-kasim-2025


[1] Gezici Başöğretmen Talip Apaydın, 1950 yılında Almus’ta görev yaptığı sırada radyodan dinlediği  Bakan Tevfik İleri’nin sözlerini şöyle aktarır: “Dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri konuşuyordu. Biz Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlere açtı ağzını yumdu gözünü, veryansın etti. Millî duygularımızın zayıf olduğunu, halkı zehirlediğimizi, doğru dürüst öğretmenlik yapmadığımızı, böyle olanları kulağından tutup teker teker atacağına saydı döktü. Bir sessizlik oldu kahvede. Herkes göz ucuyla bana baktı. Birisi, “Sen de Köy Enstitüsünden misin hoca?”, diye sordu. Evet dedim, Köy Enstitüsündenim.  “Ee ne diyorsun bu işe?” Dudak büktüm, yanıtlamadım. Kalkıp gittim evime ama o gece de uyuyamadım. Nasıl bir işti bu?  Bir bakan, radyodan nasıl böyle konuşabilirdi? Çember daralıyordu, gittikçe.”  Talip Apaydın, Akan Sulara Karşı/Öğretmenlik Anıları, Öğretmen Dünyası Yayınları, 2012, s. 46-47.

Related Posts

PÜLÜMÜR’DE EĞİTİM: EFSANE GERİ Mİ DÖNÜYOR?

Hüseyin Canerik Pülümür’de Eğitim Sorunları ve Çözüm Yolları Pülümür, Tunceli’nin köklü eğitim geleneğine ve birikimine sahip ilçelerinin başında geliyor. İlçedeki 4 okulda; 55’i okul öncesi, 47’si ilkokul, 25’i ortaokul ve…

PÜLÜMÜR AKDİK KÖYÜNÜN YÜZYILLIK ANITI BESER CANPOLAT

HÜSEYİN CANERİK Beser Canpolat (1927), Nazımiye Oğullar (Hılves) köyünden Ecma-Ali Dönmez’in kızı. Dokuz çocuklu ailede büyüdü.  Kardeşlerinden Ali Kamer, Ali Binat, Mehmet Ali, Mercan, Emine, Hatice  ve Sengal, gökte yıldızlara…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kaçırdıkların

PÜLÜMÜR’DE EĞİTİM: EFSANE GERİ Mİ DÖNÜYOR?

  • Aralık 1, 2025
  • 53 views
PÜLÜMÜR’DE EĞİTİM: EFSANE GERİ Mİ DÖNÜYOR?

KÖY ENSTİTÜLERİMİZİN YALANLARLA SINAVI/ NAZIM MUTLU, YALAN ÜRETİCİLERİNE CUMHURİYET MEVZİLERİNDEN UNUTAMAYACAKLARI BİR DERS VERİYOR!

  • Kasım 23, 2025
  • 77 views
KÖY ENSTİTÜLERİMİZİN YALANLARLA SINAVI/ NAZIM MUTLU, YALAN ÜRETİCİLERİNE CUMHURİYET MEVZİLERİNDEN UNUTAMAYACAKLARI BİR DERS VERİYOR!

PÜLÜMÜR AKDİK KÖYÜNÜN YÜZYILLIK ANITI BESER CANPOLAT

  • Kasım 7, 2025
  • 147 views
PÜLÜMÜR AKDİK KÖYÜNÜN YÜZYILLIK ANITI BESER CANPOLAT

GÖNÜLLERİN ALBAYI HÜSEYİN FIRAT

  • Kasım 2, 2025
  • 149 views
GÖNÜLLERİN ALBAYI HÜSEYİN FIRAT

PÜLÜMÜR YATILI İLKÖĞRETİM BÖLGE OKULUNDAN (YİBO)  TIP DÜNYASININ DORUĞUNA YOLCULUK: GÖĞÜS CERRAHİSİ  UZMANI PROF. DR. EKBER ŞAHİN

  • Ekim 26, 2025
  • 190 views
PÜLÜMÜR YATILI İLKÖĞRETİM BÖLGE OKULUNDAN (YİBO)  TIP DÜNYASININ DORUĞUNA YOLCULUK: GÖĞÜS CERRAHİSİ  UZMANI PROF. DR. EKBER ŞAHİN

PÜLÜMÜR VADİSİ’NİN FİRARİLERİ: HASAN TOSUN (HESENE HEYDERİZ/PİT ALİ) VE MELEK TOSUN

  • Ekim 13, 2025
  • 206 views
PÜLÜMÜR VADİSİ’NİN FİRARİLERİ: HASAN TOSUN (HESENE HEYDERİZ/PİT ALİ) VE MELEK TOSUN