ARTVİN YUKARIMADEN  (HOD) KÖYÜNÜN AYDINLIK YÜZÜ:  OSMAN  AKMAN

Hüseyin Canerik

Yaşları yetmişe yaklaşan aydınların önemli bir bölümü, zor coğrafyalarda yetişti. Okulu, yolu, suyu olmayan köy ve mezralarda dünyaya geldiler. Aileleri çiftçilik ya da hayvancılıkla geçinir, konfordan uzak bir yaşam sürerdi. Barınma ve beslenme olanakları sınırlıydı. Ancak bu koşullardan yakınmaz, zorluklarla başa çıkmayı çocuk yaşta öğrenirlerdi.

Dağınık yerleşim düzeni, okullaşma çabalarının önündeki en büyük engellerden biriydi. Bu nedenle okul çağına gelen çocukların önemli bir kısmı eğitime erişimde güçlük yaşardı. Ulaşılması zor köy ve mezralardan okullara gitmek hem zahmetli hem de tehlikeliydi. Albümler; okul yolunda çığa yenik düşen, sele kapılan öğrencilerin hüzünlü hikâyelerine tanıklık eder.

Artvin’in Yukarımaden (Hod) köyünden Osman Akman, tüm bu tehlikelere ve zorluklara meydan okuyarak ayağa kalkmış bir kuşağın kültürel birikimini temsil eden eğitimcilerimizden biridir.

Osman Akman

Yukarımaden Yollarında Bir Çocuk

Osman Akman, 1957’de doğdu. Artvin Nüfus İl Müdürlüğünün kayıtlarına   1959 tarihi işlendi.  Çocukluğu doğa harikası köy ve yaylalarda geçti. Tek katlı ahşap bir yapı olan Yukarımaden Merkez İlkokulunda (Canoğlu Mahallesi)  eğitime  başladı. Eğitmeni Yusuf Koç’tu. İkinci yıl Cartiyet İlkokuluna geçti. Bu okul da tek katlı, ahşap ve tek derslikliydi; beş sınıf bir arada, tek öğretmenle eğitim yapılırdı. Bu okuldan mezun oldu.

Osman Akman ve eşi Meriman Akman (Yarım yüzyıllık bir sevgi anıtı!)

2. sınıfta öğretmeni Namal Ural’dı.  3., 4. ve 5. sınıflarda ise Hasan Öz’ün öğrencisiydi. Birinci sınıfta sıra arkadaşı Kamil Kaçar’dı. Ekrem Yıldırım ve Nusret Üstündağ’la  dört yıl aynı sırada oturdu. Hamza Batman, Seyfullah Batman, Nurizet Alkan, Gülten Üstündağ, Nazmiye Alkan ve Huriye Dayanç diğer okul arkadaşları arasındaydı.

Ailesi ve  Çocukluk Yılları

Ailenin üç evi vardı: Biri Yukarımaden  köyünün Veziroğlu Mahallesi’nde diğerleri Rem ve Tacgum mezralarındaydı.   Hayvan sayısı fazla olduğu için Rem’deki ev de aktif olarak kullanılırdı. Okula yürüyerek gidilirdi.

Osman Akman’ın ablası Gülsüm Öz, aileye büyük emek veren kardeşlerden biri olarak hafızalarda yer edindi.

Birinci sınıftayken anne ve babası Rem ve Tacgum’da kalıyordu.  Ablası Gülsüm (Öz) kendisine ve ağabeyi Casim’e baktı. Ev çok soğuktu,  o yıl bronşite yakalandı.

1964’te birinci sınıfa başlayacağı yıl, ağabeyi üçüncü sınıfa gidecekti. Murgul’da esnaflık yapan dayısı Remzi Akın iki kırmızı çanta göndermişti; biri parlak, diğeri mattı. Parlak çanta için ağabeyiyle kavga etti; yarım saat dayak yedi ama çanta kendisinin oldu.

İlk gün öğretmen Yusuf Koç tahtaya büyük harflerle “AT” yazdı. Zil çalınca mahalleden arkadaşı Cevat Soykan, “Yusuf Çavuş, akşama ödevimiz naydur?” diye sordu. Öğretmen “nikor”la sert bir karşılık verdi. Bu, köy okulunun disiplin anlayışını gösteren ilk hatıralarındandır.

Artvin Yukarımaden köylüleri toplu hâlde. Doğa harikası köy kural tanımaz madencilik faaliyetlerinin yıkıcı etkisiyle karşı karşıya…

3. sınıftayken rahatsızlandı, doktor iğne yazdı. Köyde sağlıkçı yoktu, iğnelerini öğretmeni Hasan Öz yaptı.

2 ve 3. sınıfta ağabeyi Casim’le birlikte mezradan okula gidip geldi. Ağabeyi mezun oldu, okul yolu artık ıssızdı. 4. sınıftayken tek başına eve gidip gelmeye başladı.   Okuldan Rem’e yalnız başına dönüyordu. Kayalık bir geçitten sonra  yol düzelirdi. Ablası onu karşılamaya gelirdi. Bir gün yolda alıç yerken bir ayıyla karşılaştı. Ayı ablasıyla arasında kaldı. Bir süre karşılıklı durup baktılar; sonra ayı yoluna devam etti.

Taçgum’dan okula gidip gelirken, özellikle Naskilev Deresi’nde, çevresi meşeyle kaplı yerde korkuya kapılırdı. Annesi Emine Hanım, Rem’in sırtında onları beklerdi. Yollar keçiyoluydu. 5. sınıfta komşuları Ayten ve Fatma Yıldırım ile kardeşi Fehmi’yle birlikte okula gitmeye başladı. 5. sınıftan itibaren annesinin diktiği çantayı kullandı.

Osman Akman, meslektaşları Bekir Öğüt ve Mustafa Hilmi Bayrak’la, Kendirli.

Kış Koşullarında Öğrencilik

Kışın yoğun kar yağışı nedeniyle okula gidilemeyen zamanlarda, Cartiyet mezrasında Kadir Alkan’ın evinde kalırlardı. İki yıl ağabeyiyle, üçüncü yıl yalnız, dördüncü yıl kardeşi Fehmi’yle birlikte kaldı. Aileyle akrabalıkları yoktu. Çocuklarıyla aynı odada yatarlardı.

Elektrik yoktu, gaz lambası ışığında ders çalışırlardı.

Sabahları lor ya da mısır çorbası içilir; mısır ekmeği, patates, tandır ekmeği yenirdi. Taze ve kuru fasulye, haşlanmış patates, lenger kebabı, erişte, katmer ve bazlama yapılan yemekler arasındaydı.

Okul odun sobasıyla ısıtılırdı; her öğrenciden bir at yükü odun getirmesi istenirdi.

Annesinin Hastalığı

1965 sonbaharında annesi Emine Akman (1928-2005) hastalandı. Sedyeyle köyden çıkarıldı. Taçgum’dan Cartiyet’e, oradan Van Mahallesi’ne kadar köylüler nöbetleşe taşıdı. Van’dan 15 kilometre yaya yoldan ana yola indirildi. Artvin Devlet Hastanesine, oradan Trabzon’a sevk edildi. Ameliyat oldu; hayatta kaldı fakat bebeğini kaybetti. İki ay Trabzon’da yattı. Bu süreçte çocuklara ablası baktı.

Babası Mevlüt Akman (1937-2010) hayvancılıkla uğraşırdı. Yörede “Ağa” diye anılırdı. Boyunduruk, karasaban, döven, çıkrık, tahta kaşık ve keser sapı yapar; para almaz, karşılığında imece usulü yardım görürdü. Tacgum’daki kızlara tavla öğretmiştir.

Köy Yaşamı

Taçgum’da uzun süre su yoktu. Dere uzaktı; su taşınırdı. Kışın kar eritilip hayvanlara içirilirdi. 1965’te Taçgum suya kavuştu. Babasının en büyük yardımcısı ablası Sevim’di (İsminaz).

Beş kardeştiler; nüfus kaydında altı görünürler.

Köyün tarihsel arka planında, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra yer adlarının bir süre Gürcüce kullanıldığı anlatılır. Yöre halkı köken olarak Ahıska Türklerindendir. Rusların bölgede bakır madeni çıkardığı, tüneller açtığı söylenir.

İlkokul Sonrası

1969’da ilkokulu bitirdi. Öğretmen Okulu sınavına girdi ancak kazanamadı. Murgul’da (Damar) yaşayan dayısı Remzi Akın’ın yanına gitti. İlk kez takım elbise, kravat ve öğrenci şapkasıyla orada tanıştı. Pantolonu yünlü “şal” kumaştandı.

Üç yıl dayısının evinde kaldı. Yengesi Gülo Hanım’dan hiçbir olumsuz söz duymadığını özellikle vurgular. Damar Ortaokulu o yıl yeni açılmıştı; Etibank Murgul Bakır İşletmelerine ait bir yer kiralanmıştı. İlk yıl iki şube açıldı.

Köyden gelen öğrencilerin şivesi belirgindi; şehirdeki öğrenciler daha düzgün konuşuyordu. Bu durum, köyden gelen çocuklar için uyum sürecini zorlaştırdı.

Murgul Damar Ortaokulu Yılları

Aşağı Murgul’dan Mümtaz adlı bir Matematik öğretmeni müdür olarak görevlendirildi. Matematik ve Beden Eğitimi derslerine giriyordu. İlk iki ay diğer dersler boş geçti. İlk Matematik yazılısında notlar oldukça düşüktü: 1, 2, 3… Osman 6 almıştı. Sınıftaki herkes dönüp ona bakmıştı.

İki ay sonra Yusufelili Erol Keskin asil müdür olarak göreve başladı. O da Matematik öğretmeniydi. Osman, Matematikteki temelini ona borçlu olduğunu özellikle vurgular. Eksik öğretmen kadrosu ilkokullardan takviye edilerek tamamlandı. İngilizce ve Fen Bilgisi derslerine Murgul Bakır İşletmesinde görevli bir mühendis giriyordu.

İkinci yıl Ardanuçlu Türkçe öğretmeni Nuri Aksakal geldi. Üçüncü sınıfta Matematiğe Muammer Kırdar, Sosyal Bilgiler’e ise Mehmet (…) öğretmen girdi.

Ortaokul ikinci sınıfta A ve B şubeleri vardı. Resim-İş dersi dönüşümlü yapılırdı. Öğretmen bir hafta önce “ağaçtan bir şey yapıp getirin” diye ödev vermişti. Osman, B şubesindeki bir arkadaşının yaptığı çalışmayı gösterdi:

“Resim-İş dersi vardı. Öğleden sonraki ilk saat B şubesinin, ikinci saat ise bizim şubenindi (A). Bir hafta önce Resim öğretmeni ödev vermişti: ‘Ağaçtan bir şeyler yapıp getirin,’ demişti. Ben de B’deki arkadaşımın yaptığı işi gösterdim. Öğretmen bunun başkasına ait olduğunu  söyledi, fakat ben kabul etmedim. Bunun üzerine beni dövmeye başladı. Direnmeye devam ettim. ‘Al götür, haftaya kendin yap getir,’ dedi. Ertesi hafta yine aynı çalışmayı götürdüm. Bu kez ilk dayağın yarısı kadar yine dövdü. ‘Lanet olsun, al git,’ dedi ve bana 5 verdi.”

 Bu olay, dönemin disiplin anlayışının sertliğini yansıtan anılardandır.

Damar Oratokulu Müdürü Erol Keskin’in, öğrencisi Osman Akman’la ilgili izlenimleri, 31 Mayıs 1972.

Ortaokul yıllarında onu en çok etkileyen öğretmenler Türkçe öğretmeni Nuri Aksakal ile Matematik öğretmenleri Erol Keskin ve Muammer Kırdar oldu.

Bir yarıyıl tatilinde köye gitti. Dönüşte yoğun kar nedeniyle Artvin’de bir köylüsünün  evinde üç gün kalmak zorunda kaldı; ancak sonra Murgul’a dönebildi. Artık  kendi başına gidip gelebiliyordu.

Ağabeyi Casim, ilkokuldan sonra komşu köyde yatılı Kur’an kursuna gönderilmiş, dört yıl orada kalmış ve eğitim hayatı bu noktada sona ermişti.

Öğretmen Okulu Sınavları

Ortaokul bitirme sınavlarından sonra Borçka’daki yatılı Öğretmen Okulu sınavına girdiler. O güne kadar test sistemiyle karşılaşmamışlardı. Sınav sırasında 15 sorunun cevabı kendilerine ulaştı; bazılarını işaretledi, bazılarını ise emin olamadığı için yapmadı. Sınavı kazanamadı.

Aynı günlerde Hopa ve Arhavi’ye geziye gittiler. Denizi ilk kez orada gördü. 1972’de mezun olup köye döndü.

Artvin İlköğretmen Okulu öğrencileri, 1973-1974.

Artvin Öğretmen Okulu

1972 sonbaharında Artvin Öğretmen Okulunun gündüzlü sınavına kendi başına girdi. Babası “Yoruldun, dinlen” demişti; özel bir yönlendirmesi olmadı. Sınavda Türkçe ve Matematik vardı. Türkçeyi tamamen yaptı. Matematikte altı problemin dördünü çok iyi çözdü: iki bilinmeyenli denklemler, havuz problemleri vb.

Sınavı kazandığını, Artvin’de bakkal işleten Üstündağ ailesinden Şehrinaz Üstündağ’dan öğrendi.

Artvin’de, annesi Havva (Taylan) ile yaşayan köylüsü Şemsettin Taylan’ın yanında kaldı. İkisi aynı odada kalıyordu. Havva Hanım’ın kendilerine çok iyi baktığını özellikle belirtir. İkinci yıl, Murgul’daki dayısının Artvin’deki binasının bodrum katında, iki girişli dört bağımsız odadan birinde kaldı. Okulu orada bitirdi. Isınmak için kimi zaman gizlice odun temin eder, kimi zaman köyden torbayla gönderilen odunları yakardı. Gürültü yaptıklarında üst kattan üzerlerine su döküldüğü olurdu.

1972–1973 öğretim yılında Artvin İlköğretmen Okuluna başladı. Derslerde zorlanmadı; yalnızca Müzik dersi güç geldi. İlk yıl İngilizce dersi boş geçti; yıl sonunda kurs açıldı. Gelen öğretmen Ülkücüydü, dersten çok siyasi faaliyetleriyle öne çıkardı. Ülkücü öğretmeninden etkilendi:

“Az daha Ülkücü olacaktım!”

 Okulda öğrenci başkanlığı seçimlerinde iki grup vardı: “50. Yıl” (Cumhuriyet’in 50. yılına atfen) ve “Ufuk” grubu. Seçim sürecinde kavga çıktı; bir grup dershanede, diğer grup yemekhanede toplandı.

Meslek Yaşamı

  1. Rize Kendirli İlkokulu (1976)
  2. Rize Pazar Tütüncüler Köyü İlkokulu (1977-1981)
  3. Kocaeli Kandıra  Çerçili Köyü İlkokulu (1981-?)
  4. Kocaeli Kandıra  Hediyeli Köyü İlkokulu Md. Yetkili Öğretmenliği (?-1987)
  5. Kocaeli Kartepe Avluburun Köyü İlkokulu
  6. Kocaeli  Derince  Nene Hatun İlkokulu
  7. Kocaeli  İzmit  Mehmetçik İlkokulu
  8. Kocaeli İzmit  7. Boru İlkokulu
  9. Kocaeli Derince  Nene Hatun İlköğretim Okulu Md. Yardımcılığı ve Müdür Vekilliği (1998-2005) 
  10. Kocaeli İzmit  Mehmetçik İlköğretim Okulu Md. Yardımcılığı (2005-2010) 
  11. Kocaeli  Derince İbni Sina İlköğretim Okulu Müdürlüğü (2010-2014)
  12. Kocaeli Derince Şükrü Aracı İlkokulu depo
  13. Kocaeli  İzmit 75. Yıl İlköğretim Okulu ve İzmit Halk Eğitimi Merkezi
  14. Kocaeli  Derince Sabancı Çalışanları ve Ortakları İlkokulu
  15. Kocaeli Körfez Nene Hatun İlkokulu Müdürlüğü (2016-2018)
  16. Kocaeli Körfez İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü depo
  17. Kocaeli  Körfez  Yavuz Selim İlkokulu
  18. Kocaeli  Derince Çınarlı İlkokulu Md. Yardımcılığı (2018-2019)

Rize’de görevliyken, Kendirli Sağlık Ocağında hemşire olan Neriman’la tanıştı. Ağabeyini çağırıp tanıştırdıktan sonra köye gidip anne ve babasının onayını almak istediler. Akşam namazında Yukarımaden’e ulaştılar; gece fenerle 4–5 saat yürüyerek Tacgum mezrasına vardılar. Annesi başlangıçta “Köprüden aşağı kız istemem” (Çoruh üzerindeki köprü sınır kabul edilirdi) diyerek razı olmadı. Babası kabul edince o da razı oldu.

1977 ilkbaharında babası, Ardanuç’un Aydın (Danzot) köyüne at sırtında kız istemeye gitti. Düğün tarihini netleştirmek için Osman, öğretmen Latif Demirel’in taksisini 500 liraya  kiralayarak bir sepet kirazla Ardanuç’a gitti. O gece kaldılar, düğün kararlaştırıldı.

Gelin almaya kendisi gitmedi; o dönem gelenek böyleydi. Latif Öğretmen’in Murat 124 otomobiliyle gelin köye getirildi. Davul-zurna gece yarısına kadar sürdü; düğün ertesi gün öğleye kadar devam etti. Bahçede yemek verildi. Rakı ve mezeler babasından habersiz dağıtıldı; içenler ağaçların altında toplandı.

Rize Kendirli Sağlık Ocağı Hemşiresi Neriman Akman, evine astığı Bülent Ecevit fotoğrafından dolayı Sağlık Ocağı şoförü tarafından ihbar edilmiş, ardından sürgün edilmişti!

Sürgün Olayı

Nişanlılık döneminde (1976), Neriman evinde asılı Bülent Ecevit fotoğrafı nedeniyle, Sağlık Ocağı şoförünün şikâyeti üzerine Kendirli’den Rize Pazar Uğrak (Çingit) Köyü Sağlık Evine sürüldü. Eşyaları taşımak güç oldu; yollar kapalıydı. Çeyiz sandığı yarı yola kadar araçla götürüldü, kalan yaklaşık 5 kilometrelik yolu köy kadınları sandığı sırtlarında taşıdı. Osman yaz tatilinde iki ay orada kaldı; köy insanının kültürel zenginliğinden etkilenmişti.

10 Temmuz 1977’de evlendiler.

Neriman Akman ve Osman Akman çifti, köylüleriyle birlikte pekmez üretmenin sevincini paylaşıyor.

Geride Sıcak İlişkiler ve İz Bırakan Dostluklar

Yirmiye yakın okulda görev yapan Akman, geride sıcak ilişkiler ve iz bırakan dostluklar bıraktı. 17 Ağustos Marmara Depreminin ardından Derince Nene Hatun İlköğretim Okuluna yapılan ek prefabrik yapıya arkadaşlarıyla birlikte  emek veren eğitimcilerimizden. Öğretmen arkadaşı Kebire Çağlar, o yıllara ilişkin anısını şöyle özetliyor:

“1999 yılında Nene Hatun İlköğretim Okuluna tayinim çıktığında, okul müdür yardımcısı Osman Akman ile tanıştım.

2000 yılında ise, deprem sonrası açılan prefabrik binada Osman Bey ile birlikte görevlendirildik. Prefabrik bina yalnızca sıralardan oluşan basit bir yapıydı. Atanan diğer öğretmenlerle birlikte, binayı eğitim ve öğretim yapılabilecek bir hâle getirdik.

Bu çalışmalar sırasında Osman Bey’in idarecilik becerileri ve insanî yönünün önemi çok büyüktü. Kendi adıma, 2005 yılına kadar Osman Bey’in idarecilik anlayışından ve tecrübelerinden yararlandım. Bugün hâlâ Osman Bey ile arkadaşlığımız ve dostluğumuz sürmektedir”

Derince Nenehatun İlköğretim Okulu öğretmenlerinden Kebire Çağlar ve Dilek Gezgin, 1999 Marmara Depreminin ardından yapılan prefabrik okul binasını boyamıştı. Bu kare, okulda yütütüel çalımlaradan sadece biri. Okul kadrosu, yeni yapıyı herhangi bir karşılık beklemeden eğitim öğretime hazırlamıştı.

Nene Hatun İlköğretim Okulundan meslektaşı Hülya Demirpehlivan da benzer düşün

“Osman Bey’le 2000’li yılların başında Kocaeli/Derince’deki Nene Hatun İlköğretim Okulunda birlikte çalıştık. Çalıştığımız okul, 1999 depreminden sonra depremzedeler için yapılmış konteyner evlerin bulunduğu bölgede yer alan ve çoğunlukla depremzede çocukların eğitim gördüğü prefabrik bir binaydı. Fiziksel koşulların zorluğu ve çeşitli sorunlara rağmen, benim gibi henüz beş yıllık bir öğretmen için Osman Bey’den ve diğer öğretmen arkadaşlardan çok şey öğrendiğim bir ortam oldu.

Osman Bey, okulda müdür yardımcımızdı. Öğretmenlere ve velilere karşı olumlu yaklaşımı, güler yüzü ve çözüm odaklı tutumuyla, tüm olumsuz şartlara rağmen okulu çalışmaktan keyif aldığımız bir yer hâline getirmişti.

Hülya Demirpehlivan, Derince Nenehatun İlköğretim Okulu prefabrik yapısını eğitime hazır hâle getiren öğretmenlerden biriydi.

Müdürlüğünü yaptığı Derince İbni Sina İlkokulundan arkadaşı  Ceyhun Aslan, Akman’la ilgili düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor:

“2011 yılında ilk kez idarecilik görevine başladığımda ne kadar şanslı olduğumu bilmiyordum: İbni Sina İlkokulu’nda Osman Akman ile çalışacaktım. Daima çözümün yanında olmayı ve sorunların aslında işin doğal bir parçası olduğunu Osman Akman’dan öğrendim. Çalıştığımız süre boyunca onu çok az sinirlenmiş gördüm; o döneme dair hafızamda hep gülen yüzüyle yer etmiştir.

Osman Akman müdürümüz, Ali Turan ve ben ise müdür yardımcısıydık. Meslek hayatım boyunca keyifle hatırladığım yıllar, en çok bu döneme aittir.

Uzun zamandır hatıralarını yazdığını ve bu işe büyük emek verdiğini biliyorum. Nihayet kitabını tamamladı ve bastırdı. Meslek hayatında karşılaştığı haksızlıklara karşı bu kitabın bir yanıt niteliği taşıdığını ve bu durumun Osman hocamı mutlu ettiğini düşünüyorum.

Kitabının okuru bol olsun Osman hocam…”

Sonraki Yıllar

Cehaletin hüküm sürdüğü koşullardan olumsuz etkilenen öğretmenlerimizden. 2004 yılında kurum müdürlüğüne atanma koşullarını taşıdığı hâlde, dönemin Kocaeli İl Millî Eğitim Müdürü Hayrettin Gürsoy’un “takdir” puanıyla elenen yöneticilerdendi. “Atatürkçü Müdür” tercihini  cemaat bağlantılı olduğu öne sürülen kişiden yana kullanmıştı.

2014 yılında görev yaptığı Derince İbni Sina İlkokulu Müdürlüğünden, müdürleri değerlendirme tarihinin bitimine bir ya da iki gün kala Derince İlçe Millî Eğitim Müdürü Remzi Turan’ın yerine atanan Ömer Akmanşen tarafından görevden alınan 13 müdürden biriydi.  Akmanşen, hiç tanımadığı müdürler hakkında değerlendirme yapmıştı. Aynı yıl Kocaeli  genelinde 200 müdürün işine son verilmişti.  

Ocak 2016’da kayarak düşme sonucu sol gözünü yitirdi.

2016’da yargı kararıyla atandığı Körfez Nene Hatun İlkokulu Müdürlüğü görevine, Kocaeli İl Millî Eğitim Müdürlüğünün İstinaf Mahkemesine yaptığı itiraz sonucu son verildi. Cumhuriyet yargısının kapıları,  Cumhuriyetin öğretmenine kapalıydı.

23 Eylül 1976’da mesleğe adım atmıştı. Yaklaşık 43 yıllık meslek yaşamını eğilip bükülmeden, başı dik tamamladı.  19 Temmuz 2019’da emekliye ayrıldı. 

Artvin Yukarımaden köyü Veziroğlu Mahallesi’ndeki baba evini 2018’de onardı. “Akman Mavi Köşk” adı verilen bu evde havalar ısındığında yılın 5-6 ayını geçirirler. Mahallede iki hane kalmıştır. Bahçe işleriyle uğraşırlar; alışveriş için Artvin merkeze giderler. Köyde servis yoktur, özel araçla ulaşım sağlanır.

Öğrencilik yıllarını ve 43 yıllık meslek yaşamından önemli kesitleri “Bir Aşk Gibiydi Öğretmenlik” adlı kitapta bir araya getirdi (Ankara, Bilgin Sanat Kültür Yayınları, Şubat 2026, 363 sayfa).  Kitapta, kırsalda gözlerini açan Artvinli eğitimcinin yüreğinden süzülen güzelliklerden bir demet sunuluyor. Eserde, özellikle 1970’li yıllarda ülkenin duygu ve düşünce birliğini tarumar eden siyasal müdahalelerin eğitim kurumlarına yansımasına ilişkin ilgi çekici örneklere yer veriliyor.  

Bugün Öğretmen Okullarının kuruluşunun 178. yıl dönümü. Osman Akman, bağnazlık ve yozlaşma iklimine Türkiye’nin aydınlık birikimiyle  direnen Cumhuriyet öğretmeninin ruhunu gelecek kuşaklara taşıyor.  

Petnos’un, Hod’un, Tacgum’un, Rem’in zorlu coğrafyasında çelikleşen Osman Akman ve değerli eşi Neriman Akman’la  saklı cennet Akman Mavi Köşk’te buluşmak umuduyla vedalaşıyoruz…  

(Körfez, 16 Mart 2026)

Related Posts

GÜLİSTAN DOKU  SORUŞTURMASINDAN SONRA SIRA  ROJİN KABAİŞ DOSYASINDA

Hüseyin Canerik Diyarbakır’dan Tunceli’ye okumak için gelen üniversite öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kayıplara karışmıştı. Yüksek güvenlikli bir kentte yaşanan bu olay kamuoyunda büyük üzüntü ve şaşkınlık yaratmıştı. Öğrencinin…

PÜLÜMÜR KOVUKLU KÖYÜNÜN SEVİLEN AYDINLARINDAN MEHMET AÇIK 75 YAŞINDA

Hüseyin Canerik Pülümür Kovuklu köyünün aydınlarından Mehmet Açık, 14 Nisan 2021’de kalbine yenik düştü. Fransa’da yaşıyordu. Memleketini, Fransa’ya tercih etmişti. Köye dönmeye karar verdi. Köyündeki evi zamana yenik düşmüştü. Avrupa’dan…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kaçırdıkların

GÜLİSTAN DOKU  SORUŞTURMASINDAN SONRA SIRA  ROJİN KABAİŞ DOSYASINDA

  • Nisan 16, 2026
  • 12 views
GÜLİSTAN DOKU  SORUŞTURMASINDAN SONRA  SIRA  ROJİN KABAİŞ  DOSYASINDA

PÜLÜMÜR KOVUKLU KÖYÜNÜN SEVİLEN AYDINLARINDAN MEHMET AÇIK 75 YAŞINDA

  • Nisan 14, 2026
  • 22 views
PÜLÜMÜR KOVUKLU KÖYÜNÜN SEVİLEN AYDINLARINDAN  MEHMET AÇIK 75 YAŞINDA

PÜLÜMÜR DEĞERLİ BİR EVLADINI, THM SANATÇISI HÜSEYİN DÜZGÜN’Ü SONSUZLUĞA UĞURLADI

  • Nisan 12, 2026
  • 43 views
PÜLÜMÜR DEĞERLİ BİR EVLADINI,  THM SANATÇISI HÜSEYİN DÜZGÜN’Ü  SONSUZLUĞA UĞURLADI

PÜLÜMÜRLÜ HALİL ÖZKAYA’NIN YÜREĞİNDEN SÜZÜLENLER: BİR SEVDA ÇİÇEĞİ

  • Nisan 9, 2026
  • 24 views
PÜLÜMÜRLÜ HALİL ÖZKAYA’NIN YÜREĞİNDEN SÜZÜLENLER: BİR SEVDA ÇİÇEĞİ

PÜLÜMÜR VADİSİ’NİN USTA DAVULCUSU  ZEKİ GENÇ

  • Nisan 4, 2026
  • 26 views
PÜLÜMÜR VADİSİ’NİN USTA DAVULCUSU  ZEKİ GENÇ

PÜLÜMÜR MEZRA KÖYÜNDE SEVİNCİN ÖZNESİ EMİNE AKKILIÇ

  • Nisan 2, 2026
  • 67 views
PÜLÜMÜR MEZRA KÖYÜNDE SEVİNCİN ÖZNESİ EMİNE  AKKILIÇ