PÜLÜMÜR MEZRALI MERCAN CANERİK’İN BAŞINDA  SABAHA KADAR NÖBET TUTAN KIRMIZIKÖPRÜ SAĞLIK OCAĞI DOKTORU ALP ALALUF

Hüseyin Canerik

Ankara Fen Lisesinden mezun olduğunda 17 yaşındaydı. Üniversite tercihini doğup büyüdüğü kentten yana kullandı. 1976’da girdiği Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini başarıyla bitirdi.  1982 yılında Pülümür Kırmızıköprü Sağlık Ocağına atandığında 23 yaşında genç bir doktordu. 

(Soldan sağa) Halit Korkmaz (Tıbbi Sekreter), Dr. Alp Alaluf, Baki Canerik, Öğretmen ?, Hıdır Canerik, Pülümür Kırmızıköprü, 1984.

Paralitik Şaşılıklar   konulu mezuniyet teziyle mezun olan Dr. Alp Alaluf’un göreve başladığı yıllarda kamu sağlık hizmetleri sosyal devletin temel görevleri arasında yer alıyordu.   Kırmızıköprü Sağlık Ocağı, ana hizmet binası, garaj ve lojmanlardan oluşuyordu. Hatta bir   dönem sıtma memuru kadrosu dahi bulunuyordu. Ocağın garajında bulunan  cip, köylere sağlık hizmeti ulaştırmak için kullanılıyordu.   

Nimet Aslan, annesi Mercan Canerik’le bir arada. Fotoğraf: Nimet Aslan arşivi

Sağlık Ocağının önünde boy veren çam ağaçları, kurum personelinin eseriydi.

Dr. Alp Alaluf’un  göreve başladığı yıllarda ocağın cipi yoktu. O dönemde  Sağlık Ocağında görevli  doktor, ebe-hemşire, tıbbi sekreter ve yardımcı hizmetler personeli devlet kadrosundaydı.  

Pülümür Kırmızıköprü Sağlık Ocağı
Pülümür Kırmızıköprü Sağlık Ocağı

Dr. Alp Alaluf, kısa sürede halkla kaynaştı, adından söz ettirmeyi başardı.  Düşme sonucu kafası yarılan 11 yaşındaki bir kızı sağlık ocağı koşullarında tedavi ediyor, durumu iyi olmayan hastalara önerilerde bulunuyordu.

Dr. Alaluf, sağlık hizmetlerinin günümüzdeki kadar ticarileşmediği koşullarda mesleğe adım atan idealist doktorlardandı.

Op. Dr. Alp Alaluf

1983 yılı sonbaharıydı. Kavak ağaçları kızıla boyanmış; ahlat, alıç ve ceviz ağaçlarının erişilmez dallarında tek tük meyve kalmıştı. Ekim ayıydı. Muharrem, o yıl Ekim’e denk gelmişti. 

Muharrem ayında yas tutulur, özellikle yaşlılar oruç tutardı.  12 gün boyunca eğlencelerden uzak durulurdu. Radyoların üstüne serilen el işlemeli örtüler, orucun bitiminden sonra kaldırılırdı.

Pülümür Mezra köyü

Mezra köyü mera yoksuluydu.  Hayvanlar, yayla dönüşü bir süre ekinlerin kaldırıldığı tarlalarda özgürlüğün tadını çıkarırdı. Rüzgâra yenik düşen armut, yaban elması vb. meyveler özellikle küçükbaş hayvanların temel besin kaynağıydı. Tarlalar ve meyve ağaçlarının zengin sofrasının ömrü kısa sürerdi. Köyde yiyecek sıkıntısı baş gösterdiğinde hayvanların Pülümür Çayı’na komşu alanlara günübirlik yolculuğu başlardı. 

Gavrag’ın altındaki düzlükler, Çelige Balavan, Kume Keç (Şirket), eski Kırmızıköprü Jandarma Karakolu (1. Tünelin yanı), Jandarma Çeşmesi (Heniye Cendermu), tüneller, 1. Han Yaylası ve  Haskare, Mezra köylüsünün hayvanlarını otlattığı yerlerdi.   Pülümür Vadisi ile Pülümür Çayı’na paralel ormanlık ya da sınırlı açık alanlarda otlatılan hayvanların köye dönüşü zaman alırdı.

Mezra köyünden Mercan Canerik (1926-2014), hayvanlarını getirmek için 1. Han Yaylası yakınlarındaki Haskare yoluna koyulduğunda insan gölgesi iki katına  çıkmıştı. O gün oruçluydu. Eşi   Kamber Canerik (1912-2005), Kırmızıköprü’de  Canerik Bakkalı ve  Kahvehanesindeki mesaisini tamamlamış, nöbeti oğlu Baki’ye devretmişti.

Baki Canerik (Yoldaş Çayevinde değirmencilere sunulan sıcak bir bardak çay )
Baki Canerik (Yoldaş Çayevinin e değirmencilere sunulan sıcak bir bardak çay )

Köye geldiğinde eşi evde yoktu.   Haskare’ye gittiğini öğrenir öğrenmez çiftesini sağ omzuna astı, fişekliğini beline taktı. Evde soluklanmadan eşinin peşine düştü.  Mezra-Haskare arası tahminen 4 kilometreydi. Tarlaların arasındaki patikayı izleyerek Dalıke’den Pülümür-Tunceli kara yoluna indi. Eşiyle arasındaki mesafe kısaydı. Hemen eşine seslendi:

“Mercan, beni bekle!”

Mercan Hanım’ın adımları ağırlaştı, Dalıke Gölü’ne yakın yerde oturarak beklemeye başladı.   Kamber, kısa sürede eşine yetişti. Birlikte yola devam ettiler. 1. Tünelden itibaren kara yolunu izleyerek Han-Haskare yönüne doğru yürümeye başladılar. Yolda tek tük araç geçiyor, bazı büyükbaş hayvanlar tünel gölgesinde geviş getiriyordu.

Pülümür Mezra köyü 1. ve 2. Han Yaylaları.

Hayvanlar Pülümür Vadisi’nin her iki yakasına yayılmıştı. Yerli  ırk büyükbaş hayvanlar, Mezra ve Akdik köylüsüne aitti.  Hayvanları toplamaya çalışan Mezralı kadın yüksekçe bir yerden düştü, yere yığıldı.  57 yaşındaki köylünün kafasında derin yarıklar oluşmuştu. Vücudu yara bere içindeydi.  Ağır yaralı kadın olduğu yerde kalmıştı.

(Soldan sağa) Beser Akkılıç, Emine Aslan ve Mercan Canerik

Kamber Canerik,   yarı baygın hâlde, yerinden kımıldayamayan  eşini sırtladı.  Bir süre kara yolunda yürüdükten sonra, 1. tüneli geçti. Eski Kırmızıköprü Jandarma Karakolunun yakınlarında kara yolundan saparak batıya, Dalıke Gölü’ne doğru yöneldi. Pülümür Çayı üzerindeki ahşap köprüden karşıya geçti. Gölün kıyısında dikkatli adımlarla yol aldı.    Dik yokuşu tırmandı, meşe ve fındık ağaçlarıyla kaplı ormanda insana ferahlık veren içme suyu kaynağına vardığında sırtından süzülen kan damlacıkları ile terden sırılsıklam olmuştu.

Pülümür Mezra köyü, Pişi Deresi (Akdik ve Şihan köylülerinin soluklandığı yer)
Pülümür Mezra köyü, Pişi Deresi

Eşini yavaşça yere indirdi.  Dalıke Çeşmesi’nin yanındaki fındık ağaçlarının gölgesinde biraz soluklandı, elini yüzünü yıkadı.  Eğilerek su içti.   Dinlenme zamanı değildi, yeniden yola koyuldu.

(Solda) Hıdır Aslan ( 1916-1987) ve Kamber Canerik (1912-2005), Mezra köyü, 1985. Fotoğraf: Nimet Aslan arşivi

Mezra’da  Koca Hıdır’ın (Hıdır Akkılıç, 1923-1998)  tarlasından yokuş yukarı çıkarken,  avazı çıktığı kadar bağırdı:

“Nimet, çabuk buraya gelin!”

Hıdır Akkılıç (Koca Hıdır, 1923-1998) Fotoğraf: Hüseyin Dalkılıç arşivi

Kızı Nimet o sırada sacda ekmek pişiriyordu.   Babasının sesini duyar duymaz ocağın başından kalktı, sesin geldiği yöne doğru koşmaya başladı. Babası, Koca Hıdır’ın  tarlasından eve doğru ağır adımlarla yürüyordu.  Annesini sırtlayan babası kan ter içindeydi.   

Neye uğradığını şaşıran genç kız, hemen yardıma koştu.

Nimet Aslan (Çocuk yaşta yaşamın ağır yükünü omuzlamak)

Anne eve taşındı.

Olay duyulur duyulmaz aile bireyleri ve komşular evde toplandı.

Kırmızıköprü Sağlık Ocağında görevli Doktor Alp Alaluf’a haber verildi. Doktor, Mezra’ya geldi.  O geceyi hastanın başında nöbet tutarak geçirdi.

Hastaya düzenli aralıklarla pansuman yapılması gerekiyordu.  Hastayla yakından ilgilenen doktor, evin genç kızına pansuman konusunda bilgi verdi. Dr. Alaluf, zaman zaman hemşireler Şahbanat Ülker Demiralp ve Emine Aslan’la  köye gelir, hastayı ziyaret ederdi.

Kamber Canerik ve eşi Mercan Canerik. Fotoğraf: Nimet Aslan arşivi

Nimet, pansuman yapmayı öğrenmiş, sıra uygulamaya gelmişti. Annesinin başındaki sargıyı açan genç kız, derin yarığı görür görmez yere yığıldı.  Aygül, yere yığılan ablasını görür görmez çığlık koparmıştı. Baba, kardeşlerin kavga ettiğini düşünmüş, bir an öfkelenmişti. İlk pansuman deneyiminde bayılan Nimet’i uyandırmak için kolonya koklatılmış, kolları hareket ettirilmişti.

Pülümür Mezra köyü

Dr. Alaluf ve ekibi, Mezralı hasta iyileşinceye kadar düzenli aralıklarla ziyaret etmeye devam etti.  Yaralı eşini zor koşullarda sırtında eve taşıyan Kamber Canerik, 2005 yılında, 93 yaşında yıldızlara kavuştu. Mercan Canerik, 2014 yılında son yolculuğuna uğurlandığında 88 yaşındaydı. Bir dönemin acı olaylarına tanıklık etmiş, çocuk yaşta sürgünle tanışmıştı. Onun yaşadığı acılar, yüreğinde, geçirdiği kazadan daha derin izler bırakmıştı.  10 Temmuz 2014’te   Mezra Köyü Mezarlığında eşi, torunu Müslüm ve diğer sevenlerine kavuştuğunda  acılarından ebediyen kurtulmuştu.  

Kamber Canerik, yaralı eşini kilometrelerce sırtında taşıyarak evlerine götürdüğünde 71 yaşındaydı. Fotoğraf: Halis Canerik arşivi

1991 yılında uzman olan Op. Dr. Alp Alaluf,  İzmir’de retina hastalıkları, optik ve kırma kusurları alanında halka  hizmet sunmaya  devam ediyor.  Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) Optik, Refraksiyon ve Az Görme Rehabilitasyonu (ORR) Biriminde başkanlık görevinde de bulunan Op. Dr.  Alaluf,    birimin çalışma alanına giren konularda, ulusal ve bölgesel etkinliklerde yer alarak bilgi ve deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşıyor.

Operatör Dr. Alp Alaluf (Unutulmayanlardan)
Operatör Dr. Alp Alaluf (Unutulmayanlardan)

Op. Dr. Alaluf, paranın hüküm sürmediği bir dünyanın özlemini yüreğinde taşıyan, idealist genç doktorlarımızdan biriydi.

Üç kuruş için bebeklerin kanına girilmeyen, can derdindeki hastalarla pazarlık yapılmayan yıllardı…

(Körfez, 1 Mayıs 2025)

Related Posts

PÜLÜMÜR KOVUKLU KÖYÜNDEN ALİ SARI’YA CEZA: OCAĞI ŞENLENDİRMEK YA DA SÖNDÜRMEK!

Hüseyin Canerik Pülümür Çayı’nın doğusuna ya da batısına doğru yol aldıkça çalışkanlığın gurur verici örnekleriyle karşılaşırsınız. Çaya kuş uçuşu birkaç kilometre uzaklıktaki Kovuklu (Harşiye) köyü çalışkan çiftçileri ve ünlü ustalarıyla…

CANCAĞIZIM  (OĞLUM ERİNÇ CANERİK’E  1. YIL AĞIDI)

Hüseyin Canerik CANCAĞIZIM, Bugün sensizliğin 365. günü. Acım, ilk günkü gibi taze. Yokluğun, amansız bir hastalık,  sarmış tüm bedenimi. Önümde iki beyaz torba; Doğubayazıt’tan  gönderilmiş, Gürbulak Jandarma imzalı… 2 Şubat’ta…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kaçırdıkların

PÜLÜMÜR KOVUKLU KÖYÜNDEN ALİ SARI’YA CEZA: OCAĞI ŞENLENDİRMEK YA DA SÖNDÜRMEK!

  • Mart 7, 2026
  • 30 views
PÜLÜMÜR KOVUKLU KÖYÜNDEN ALİ SARI’YA  CEZA: OCAĞI ŞENLENDİRMEK YA DA SÖNDÜRMEK!

CANCAĞIZIM  (OĞLUM ERİNÇ CANERİK’E  1. YIL AĞIDI)

  • Şubat 26, 2026
  • 17 views
CANCAĞIZIM  (OĞLUM ERİNÇ CANERİK’E  1. YIL AĞIDI)

NİLGÜN’E YİRMİNCİ YIL  AĞIDI

  • Şubat 24, 2026
  • 22 views
NİLGÜN’E YİRMİNCİ YIL  AĞIDI

BULANCAK’TA SELANİKLİ BİR ÖĞRETMEN: AYŞEGÜL NÜMAN

  • Şubat 20, 2026
  • 51 views
BULANCAK’TA SELANİKLİ BİR ÖĞRETMEN: AYŞEGÜL NÜMAN

ŞERMİN ÇARKACI’NIN, “DEDEMİN BAKKALI”NA BULDUĞU SOKAK KÖPEĞİ: SADDAM!

  • Şubat 15, 2026
  • 26 views
ŞERMİN ÇARKACI’NIN, “DEDEMİN BAKKALI”NA BULDUĞU SOKAK KÖPEĞİ: SADDAM!

BURHAN GÜNDOĞAN’LA ANADOLU’NUN DERİNLİKLERİNE  YOLCULUK: GÜL DE ÜŞÜR    

  • Şubat 3, 2026
  • 80 views
BURHAN GÜNDOĞAN’LA ANADOLU’NUN DERİNLİKLERİNE  YOLCULUK: GÜL DE ÜŞÜR