NAZIMİYE OĞULLAR (HILVES)  KÖYÜ SERDENİYE MEZRASI  ÇEŞMELERİ*

Hüseyin Canerik

Sırtını yamaca yaslamış köy yeni aydınlanmıştı.  Meşe ormanının kuşattığı keçi yoluna düştüğünde, kadınlar yayık yaymaya yeni başlamıştı.

1968 yılıydı.

Nazımiye Oğullar köyü Serdeniye mezrasında, Hüseyin Güler’in evinin yakınında 57 yıl önce yapılan çeşme akmaya devam ediyor!

Kasketliydi.  Bir teneke balı sırtlamış, yokuş aşağı, dikkatli adımlarla iniyordu.    

Yaklaşık 70   kovan arısı vardı.

Nazımiye Oğullar köyü Serdeniye mezrası.

Kovanlar, ağaç kovuğu ya da örgü sepettendi.  Kalın ağaç gövdeleri dikey biçimde iki eş parçaya bölünür, keski ve keserle oyulurdu. İçi oyulan meşe,  çivi ya da menteşeyle birleştirilerek kovana dönüştürülürdü. Söğüt çalısından  (azur)  örülen  sepet kovanlar, hayvan gübresi ve çamurla  sıvanırdı. 

Arılar, soğuk ve uzun kışı arılıkta (balığ)  geçirirdi. Havaların ısınmasıyla birlikte kovanlar,    arılığın üstüne ve  söğüt ağacının dalları arasına  yerleştirilirdi.

Bal taşıyan kasketli köylü, resmî kayıtlara göre 37 yaşındaydı.  Dede mirası arılarının  kaynağı, doğaydı. Aile, ağaç kovuğu ya da kayalıklarda ulaşılan  arılarla işe koyulmuştu.  Bal satmazlardı.  O yıllarda bal satmak,  günah sayılırdı.  İlaç ve şeker yüzü görmemiş bal,  köylülerle paylaşılırdı.  

Hıdır Aslan (1916-1987) Fotoğraf: İsmail Aslan arşivi

Çevre köylerde yaşayan bazı köylüler, ondan aldıkları arılarla  arıcılık yapıyordu. Pülümür Salördekli Hıdır Aslan (1916-1987)  ve Pülümür  Lörizli  Hüseyin Dikme (Tikme, 1896-1985)) de onlardan biriydi.

Kamer (Kekil) Dikme (Solda) ve Hasan (Hüseyin) Dikme (Fotoğraf: Lorız Resmî Sayfası)
Kamer (Kekil) Dikme (1926-1981) ve ağabeyi Hasan (Hüseyin) Dikme (1896-1985) Fotoğraf: Lorız Resmî Sayfası

Yaklaşık  2 km   uzunluğundaki keçi yolundan kara yoluna indi. Stabilize yol tenhaydı.  7. beton tünelin yanında araç beklemeye başladı. Yoldan tek tük araç geçiyordu. Cebinden tütün tabakasını çıkardı, sararmış parmaklarıyla tütün sararken, tozu dumana katan kamyon göründü.

El kaldırdı, kamyon durdu.

Merdivene tutunarak kamyon kasasına çıktı. Sırtını ahşap kasaya dayadı. Kasketini rüzgâra kaptırmamak için sımsıkı kavradı. Tütünden yayılan duman, kamyonun kaldırdığı toza karıştı.

Yaklaşık yarım saat sonra sürücüye seslendi:

Hop!

Kamyon, Nazımiye yol ayrımında durdu. Ceketinin iç cebinden çıkardığı parayı kamyon sürücüsüne uzattı.  Nazımiye yokuşunu ağır adımlarla çıkmaya başladı. Yolda rastladığı başka bir kamyonun kasasında Nazımiye’ye vardığında saat 10.00’a geliyordu.

Nazımiye Hükûmet Konağı’nın önünde kasketini eline aldı. Beyaz torbaya yerleştirdiği içi bal dolu tenekeyle içeri girdi.  Müdür, sigara eşliğinde sabah çayını yudumluyordu.

Köylü kısa  süren sessizlikten  sonra söze girdi:

“Efendim,  size layık değil  ama eli boş gelmek olmazdı. Kabul buyurursanız sevinirim.”

Müdür, köylüye yer gösterdi. Koltuğunun arkasındaki zile dokundu. Kapıyı açan odacıdan çay istedi. Odacı, kasketi dizindeki  köylünün önündeki sehpaya çay bıraktı. Sabah yoğurt ekmekle kahvaltı yapan köylü, avuç dolusu şekerle çayını karıştırırken müdürle konuşmaya başladı.

Köyün içme suyu sorunu için gelmişti. Suya karar verilmiş ama işe bir türlü başlanmamıştı. Müdür, çayını yudumlayan köylüye söz verdi:

“Hüseyin Ağa, sen merak etme, tez zamanda suyunuz akacak.”

Köylü sevinçle ayağa kalktı.

Nazımiye’den birkaç paket çay ve şeker aldı,  yeniden yola düştü. Gün batımından önce köye vardığında kan ter içinde kalmıştı. Meraklı bekleyiş içindeki köylülere müjdeyi verdi:

“Gözünüz aydın,  yakında çeşmelerimiz yapılacak.”  

Sultan Güler (1926-2024) ve eşi Hüseyin Güler (1933-2023) Fotoğraf: Mahsuni Sağlam arşivi

Nazımiye Oğullar (Hılves) köyünün Serdeniye mezrasında yaşayan Hüseyin Güler (1933-2023),  köyde yaşanan su sıkıntısı için devletin kapısını çalmıştı.

Cumhuriyet  45  yaşındaydı.

Türkiye Cumhuriyeti, 1968 yılında Tunceli Nazımiye Oğullar köyü Serdeniye mezrasını içme suyuna kavuşturmak için harekete geçmişti.

Serdeniyeli Ahmet Sever (1934-1998), köyün ezilen emekçilerindendi. Arkadaşı Hıdır Canerik, Sever’in, 1950’li yıllarda, Han Yaylası yakınlarında kesilen odunu sırtta depoya taşıyan tek kişi olduğunu belirtiyor. Fotoğraf: Murat Sever arşivi
Nazımiye Oğullar köyü Serdeniye mezrasından Ahmet Sever (1934-1998), köyün ezilen emekçilerindendi. Arkadaşı Hıdır Canerik, Sever’in, 1950’li yıllarda, Han Yaylası yakınlarında kesilen odunu sırtta depoya taşıyan tek kişi olduğunu belirtiyor. Fotoğraf: Murat Sever arşivi

Hüseyin Güler,  Ahmet Sever,  Kamer Sever, Hüseyin Sever, Zeynel Sever,  Sefer  Sever, Hıdır Sever, Binali Dönmez,   Hıdır Güler,  aileleriyle birlikte,  Serdeniye’nin zorluklara kafa tutan köylülerindendi.  

Binali Dönmez (1946), Hüseyin Güler’in ev yapımında çalışan ustalardandı.
Binali Dönmez (1946), Serdeniye çeşmelerine emek veren ustalardandı.

1968’de suya kavuşan köy,  1980’li yılların başında  boşalmaya başlamıştı. Serdeniyeliler, yurdun dört bir yanına savrulmuştu.  1985’te köyde Hüseyin Güler ve Ahmet Sever’in ailelerinden başka kimse kalmamıştı. Aynı yıl, Hüseyin Güler,  Erzincan Yalınca’ya taşınmıştı.

Köyde  dumanı tüten tek ev Sever  ailesinindi.

Ailenin yalnız kaldığı o yıl  bir yaban tekesi köyü tek başına   ziyaret ediyor, çeşmenin kurnasından su içiyordu. Koca boynuzlu teke, köpek  devriyesine denk geldiğinde,  yokuş yukarı tırmanarak gözden kayboluyordu. 

Ahmet Sever ve ailesi, yalnızlığa ancak bir yıl dayanabilmiş, 1986’da Erzincan Yalınca’ya yerleşmek zorunda kalmıştı.

Serdeniye,  1986’da insansızlaşmıştı. 

Köyün okulu ve yolu yoktu. Serdeniye’de gözlerini açanların birçoğu,  Tunceli-Pülümür kara yoluna 2 km uzaklıktaki  köye yol yapılmadan birer birer yaşama veda etmişti. Okulsuz köy,  özlemi duyulan yola da hiçbir zaman kavuşamayacaktı.

Serdeniye’de yıkıntıların yanında zamana direnen söğüt ağacını Ahmet Sever dikmişti.

Serdeniye’de kamunun tek varlığı, devlet eliyle yapılan iki çeşmeydi.  

Peki,  çeşmelere  kimler emek vermişti? Çeşmeler yapılmadan önce köylüler su ihtiyacını nasıl karşılamıştı?

Serdeniye, zengin su kaynaklarına sahipti. Köylüler, su ihtiyacını köyün farklı noktalarındaki    kaynaklardan karşılıyordu.   Köyün doğusundaki Hope (havuz)  tarlaları  sulamak için kullanılıyordu.  Heniye Zıme, Heniye Hurdi,  Heniye Bevin,  Heniye Çağıle, Heniye  Cırne, Heniye Kavağu köyün su kaynaklarından bazılarıydı. Şiyu Yaylası’ndakiler  (Ware Şiyu),  Heniye Kadin’in buz gibi suyuyla ferahlıyordu.    Kunike Yaylası’ndaki (Ware Kunike) Serdeniyelilerin içme suyu kaynağı, Dere Pil ve   Han Yaylası’ndaki  (Xane Seren) çeşmeydi.

Dönemin Pülümür YİBO öğrencisi Murat Sever. (Erişilmez coğrafyaya duyulan büyük aşk)

Hayvanlarını otlatan çocuklar, yiyeceklerini buz gibi soğuk suda saklardı.  Murat Sever,  Pülümür Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda (YİBO)   okurken,  yiyeceklerini soğuk suda saklayan Serdeniyeli çocuklardan biriydi.

Kışın eve su taşımak,  çığ,  tipi vb. doğal etkenlerden dolayı riskliydi. Köylüler, zorlu kışı genelde  kar suyuyla   atlatırdı.  

Sever kardeşler, suyu Heniye Kavağu’dan (Kavak Çeşmesi) karşılardı. Hüseyin Güler’in ailesinin su kaynağı Heniye Zıme’ydi (Kuzey Çeşmesi).

Serdeniye’de zamana yenik düşen yapılar, 12 Ağustos 2023.

Su taşıma görevi öncelikle kız çocuklarına aitti.  Kulplu metal kovalarda taşınan su, evin tüm ihtiyaçlarında kullanılırdı.  Çangalın (hemal/hamal) her iki ucuna asılan metal kovalardaki suyun bir kısmı taşıma sırasında yere dökülürdü. Kış koşullarında havanın görece iyi olduğu zamanlarda hayvanlar su kaynağına götürülürdü. Fırtınalı günlerde hayvanlar dışarı çıkarılmaz, eritilen kar suyu ya da kaynaktan taşınan su  verilirdi.  Havalar ısındığında çamaşırlar su kaynağına yakın yerde kazanlarda ısıtılan suyla yıkanırdı.   

1968 yılı, kar suyuna veda yılıydı.

Nazımiye Oğullar köyü Serdeniye mezrası çeşmesinin lülesinden bir damla su bile akmıyor.

Nazımiye Oğullar köyü Serdeniye mezrasının içme suyu ihalesi tamamlanmıştı.  İhaleyi, Pülümür Akdik/Şihan köyünden Müteahhit Ahmet Pekin (Kadir oğlu Ahmet/Hemede Qeder, 1928-2002) kazanmıştı.

Köye iki çeşme yapılmasına karar verilmişti. 

Çeşmelerin kaynağı, köye yaklaşık 2 km  uzaklıktaki Bevin’di.

Pülümür-Tunceli kara yolunun kenarına bırakılan malzemeler, katır sırtında köye taşınmıştı.

Pülümür Akdik Şihanlı Ahmet Pekin (1928-2002), Serdeniye çeşmelerinin müteahhidiydi. Fotoğraf: Ali Pekin arşivi

Ahmet Pekin,  1938’de, Balıkesir Sındırgı’ya sürgün edilen Pekin ailesinin, o tarihte henüz  10   yaşındaki çocuğuydu.  1947’de memlekete dönmüş, ev ihtiyacından dolayı ustalığa adım atmıştı. Yörede Ahmet Usta adıyla anılıyordu.  Taş yapı ustasıydı. Çevre köylerde yükselen  taş yapılara emek veriyordu. 1962 ya da 1963 yılında Almanya’ya işçi olarak gitmiş, 1967’de dönmüştü. 

Hüseyin Güler (1933-2023), 1940’lı yıllarda Pülümür Vadisi’ndeki taş tünelin (4. Tünel-Tünele Keke Areyiz) yapım çalışmalarına emek veren işçilere Heniye Tuzku’dan su taşımıştı.

Müteahhit, çeşme işinde çalışacak usta ve işçileri Oğullar Serdeniye’den  seçmişti.  Kesme taştan yapılan çeşmelerin ustası, aynı köyden Hüseyin Güler’di. Hüseyin Usta, 40’lı yıllarda ustalığa başlamıştı.  Onun taşla ilk teması, 1940’lı yıllarda bin bir emekle delinen  uzun taş tüneldi (Tünele Keke Areyiz). Usta, kol gücüyle dev kaya kütlesini delen işçilere Pülümür Çayı’nın kıyısındaki  Heniye Tuzuku’dan su taşırdı.  Güler’in tüneldeki çalışma arkadaşlarından biri de köylüsü Ahmet Sever’di.

Pülümür Çayı

Oğullar Serdeniye’nin taş yapı ustası Hüseyin Güler’le birlikte çok sayıda işçi de çalışmaya omuz vermişti. Binali Dönmez (1946), Ali Sağlam (1944-1992) ), Rıza Sağlam (1946-1999), Cemal Güzel, Ahmet Sever (1934-1998), Sefer Sever,  Kamer Sever, Kemal Açıkbaş (1936-1998), Ali Kamer Dönmez  (1941-1979), Mehmet Ali Dönmez (1949-1979),  unutulmayan isimlerdendi. 

Yörenin sevilen isimlerinden Kemal Açıkbaş (1936-1998) ve eşi Selvi Açıkbaş. Fotoğraf: Açıkbaş aile arşivi

Kesme taşlar, köye yakın yerden çıkarılmıştı.

İşçilerin tamamı kahvaltıyı kendi  evlerinde  yapıyordu.  

Mehmet Ali Dönmez (1949-1979) ve Ali Kamer Dönmez (1941-1979) kardeşler 1 Mart 1979’da Serdeniye yakınlarında çığa kapılarak yaşama veda etmişti. Fotoğraf: Kadri Dönmez arşivi

Öğle yemekleri, söğüt ağacının serin gölgesinde yeniyordu. Yemekler, hamur ağırlıklıydı. Zervet, şir, bzıka tava, tereyağlı dut kurusu ve kuru kayısı  vb. yemeklerle enerji toplayan çeşme emekçileri akşam yemeğini kendi evlerinde yiyordu. İşçilere yemeğin yanı sıra çay ikramında da bulunuluyordu.  Çeşme için Nazımiye bürokrasisinin kapısını çalan Hüseyin Güler ve  komşuları,  işçilere yemek veren ailelerdendi.  

Serdeniye’de ayakta kalan tek yapı, taş ustası Hüseyin Güler’in evi, 3 Temmuz 2024.

Çalışmaları,  Muğlalı bir görevli denetliyordu. 

Çeşmeler,  Serdeniye’de günlük yaşamı olumlu yönde etkilemişti. Çamaşır için eve su taşıma dönemi, zorlu kış koşulları dışında, geride kalmıştı. Birçok köylü çamaşırını çeşme başında yıkamaya başlamıştı. Çamaşır yıkamak için büyük zorluklara katlanan köylü kadınlar nefes almıştı. Teneke ya da güğümde ısıtılan suyla çamaşır yıkanıyordu. Serdeniyeliler, alışverişini Nazımiye’den değil, ulaşımın görece kolay olduğu Pülümür Kırmızıköprü’den yapıyordu. Kırmızıköprü’den satın alınan temizlik ürünleriyle yıkanan çamaşırlar çalı çırpı üzerine serilerek kurutuluyordu.

Serdeniye, 3 Temmuz 2024.

Köylülerin buluşma noktası  çeşmeler bir tür sosyal doyum merkeziydi. 

Çeşmeler, hayvancılığın gelişmesine de dolaylı  katkı sağlamıştı. Hayvanlara ahırda  su verme  döneminin  sona ermesi, hayvancılıkla geçinen köylülerin  işini kolaylaştırmıştı. Olağanüstü kış koşulları dışında, hayvanlar su ihtiyacı için çeşmeye götürülüyordu.

Serdeniye’de Hüseyin Güler’in evinin yanındaki çeşme buruk yürekleri ferahlatıyor, 3 Temmuz 2024.

Hüseyin Güler’in evinin yakınındaki çeşme,  söğüt ve akasya ağaçlarına hayat vermişti. 

Serdeniye Çeşmesi, zaman direniyor, 3 Temmuz 2024.

Çeşme ustası Hüseyin Güler, 2023 yılında Erzincan Yalınca’da son nefesini verdiğinde, köyüne hasretti. Ahmet Sever, 1998’de akciğer kanserine yenik düştüğünde 64 yaşındaydı. Sefer Sever,  Kamer Sever ve  Kemal Açıkbaş sonsuzluğa göçen diğer isimlerdi. Çeşme işçilerinden Cemal Güzel, 1979’da Munzur’un derin sularında son nefesini vermişti. Ali Kamer Dönmez  ve kardeşi  Mehmet Ali Dönmez,   1 Mart 1979’da çığa kapılmış, geride büyük acılar bırakmıştı. Ali Sağlam, 22 Eylül 1992’de, acımasız biçimde yaşamdan koparılmıştı.  Rıza Sağlam, ağabeyinin acısına fazla dayanamamış,  1999’da gözlerini bir daha açılmamak üzere kapamıştı. Çeşme emekçilerinden geriye kalan birkaç köylü, savruldukları  köy ya da kasabalarda verdikleri yaşam mücadelesiyle ayakta kalmaya çalışıyor. Binali Dönmez (1946), çığa kapılan  kardeşlerinin acı vedasından hep kendini sorumlu tuttu.

Serdeniye’de ayakta kalan ancak suyu kesilen çeşme.

Serdeniye,  zor yıllarda başı dik yaşama mücadelesi  veren köylülerini birer birer sonsuzluğa uğurladı. Geride devletten armağan iki çeşme, toprağın bağrında kaybolmuş mezarlar, yerle bir olmuş toprak damlı evler  kaldı.

Acı hatıralar…

Delikanlıların vadiye yayılan sevdaları…

Gelinlerin, genç kızların buruk öyküleri…

Çocukluk ve gençlik coşkusu çalınmış bir kuşağın yüreğine gömülmüş derin acılar bir de…

*Bu yazı, Nazımiye kitabında yayımlanmıştır. Nazımiye (Derleyenler: Şükrü Aslan, Zülfiye Koçak, M. Ali Sağlam) Ütopya Yayınları,   Ankara,  Mayıs 2025.

**Bu çalışmaya katkı sunan Sayın Ali Pekin’e, Sayın Çiçek Dönmez’e, Sayın Fecire  Sağlam’a, Sayın Hüseyin Güler’e, Sayın Mahsuni Sağlam ve Sayın Murat Sever’e candan teşekkür ederim.

Related Posts

PÜLÜMÜR VADİSİ’NİN EVLİYA ÇELEBİ’LERİ DURSUN KARĞIN VE JAPON SARAY KARĞIN

Hüseyin Canerik Dursun Karğın, Nazımiye’nin Büyükyurt (Hakis) köyü Gomegul mezrasında doğdu. İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı ağır koşulların hüküm sürdüğü yıllarda dünyaya geldi. 1943 doğumluydu; ancak nüfus kayıtlarına 1942 olarak geçti.…

PÜLÜMÜR, BİR DÖNEME TANIKLIK  EDEN ANIT İSİMLERİNİ SONSUZLUĞA UĞURLADI: PİR AHMET DİKME VE KAMER DÜZGÜN

 Hüseyin Canerik Pülümür Çatalyaka köyünün sevilen isimlerinden Kamer Düzgün, 22 Haziran 2025’te İstanbul’da, 89 yaşında yaşama veda etti. Yüreği iyilik için çarpan, çevresinde saygıyla anılan büyüklerimizdendi. Özellikle II. Dünya Savaşı’nın…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kaçırdıkların

PÜLÜMÜR VADİSİ’NİN EVLİYA ÇELEBİ’LERİ DURSUN KARĞIN VE JAPON SARAY KARĞIN

  • Ocak 14, 2026
  • 44 views
PÜLÜMÜR VADİSİ’NİN EVLİYA ÇELEBİ’LERİ DURSUN KARĞIN VE JAPON SARAY KARĞIN

PÜLÜMÜR, BİR DÖNEME TANIKLIK  EDEN ANIT İSİMLERİNİ SONSUZLUĞA UĞURLADI: PİR AHMET DİKME VE KAMER DÜZGÜN

  • Ocak 12, 2026
  • 64 views
PÜLÜMÜR, BİR DÖNEME TANIKLIK  EDEN ANIT İSİMLERİNİ SONSUZLUĞA UĞURLADI:  PİR AHMET DİKME VE KAMER DÜZGÜN

PÜLÜMÜR VADİSİ’NDE DOĞAYA KARIŞAN KÖYÜN ÖYKÜSÜ: NAZIMİYE HANKÖY (KARVAN)  KÖYÜ MURERİKE MEZRASI

  • Ocak 4, 2026
  • 153 views
PÜLÜMÜR VADİSİ’NDE DOĞAYA KARIŞAN KÖYÜN ÖYKÜSÜ: NAZIMİYE HANKÖY (KARVAN)  KÖYÜ MURERİKE MEZRASI

PÜLÜMÜR’DE EĞİTİM: EFSANE GERİ Mİ DÖNÜYOR?

  • Aralık 1, 2025
  • 141 views
PÜLÜMÜR’DE EĞİTİM: EFSANE GERİ Mİ DÖNÜYOR?

KÖY ENSTİTÜLERİMİZİN YALANLARLA SINAVI/ NAZIM MUTLU, YALAN ÜRETİCİLERİNE CUMHURİYET MEVZİLERİNDEN UNUTAMAYACAKLARI BİR DERS VERİYOR!

  • Kasım 23, 2025
  • 172 views
KÖY ENSTİTÜLERİMİZİN YALANLARLA SINAVI/ NAZIM MUTLU, YALAN ÜRETİCİLERİNE CUMHURİYET MEVZİLERİNDEN UNUTAMAYACAKLARI BİR DERS VERİYOR!

PÜLÜMÜR AKDİK KÖYÜNÜN YÜZYILLIK ANITI BESER CANPOLAT

  • Kasım 7, 2025
  • 225 views
PÜLÜMÜR AKDİK KÖYÜNÜN YÜZYILLIK ANITI BESER CANPOLAT