
Hüseyin Canerik
“Konya Yunak Sülüklü Mimar Sinan İlkokulunda Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri sırasında bir velinin okul müdürüne kermes gelirleri ve artan yemeklerin ücret karşılığı satışıyla ilgili soru sorduğu, müdürün ise ‘Siz beni hırsızlıkla mı suçluyorsunuz?’ diyerek tepki verdiği iddia edildi. Sonrasında velinin 8 yaşındaki çocuğuna okul içinde baskı uygulandığı, pedagog olmadan ifadesinin alındığı ve İlçe Millî Eğitim Müdürünün, Okul Müdürüne destek verdiği öne sürüldü. Veliler, artan yemeklerin bazı öğrencilere ücret karşılığı verildiğini iddia ederek belgeler sundu. Tepkiler üzerine Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlattı. Veliler, çocuk hakları ve kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili bağımsız ve şeffaf biçimde araştırılmasını talep ediyor.” (Taylan Gülkanat, Cumhuriyet, 7 Haziran 2026).

Sülüklü, Yunak ilçe merkezine 60, Konya il merkezine ise 160 km uzaklıkta yer alıyor. Mahalle statüsündeki Sülüklü’de jandarma karakolu ve sağlık ocağı hizmet sunuyor.
87 öğrencinin öğrenim gördüğü, beş derslikli Yunak Sülüklü Mimar Sinan İlkokulunda altı öğretmen görev yapıyor. İlkokul, tek katlı okulun bahçesini Sülüklü Mimar Sinan Ortaokuluyla paylaşıyor.

Sülüklü Mimar Sinan İlköğretim Okulu, 2012’de 4+4+4 uygulamasıyla ilkokul ve ortaokul olarak iki farklı eğitim kurumuna dönüştürülen okullarımızdan. Okulda uzunca bir süre önce yaşandığı anlaşılan yemek parası olayı, eğitim yönetiminde sıklıkla karşılaşılan sorunlardan biridir. Eğitime yeterince kaynak ayırmayan ilgili kurumlar; temizlik, personel, araç gereç gereksinimleri için kaynak yaratmaya çalışan okul yöneticilerini ihbar eden velileri memnun etmek için devlet olanaklarını seferber eder. Düşük maliyetli inceleme ve soruşturmalarla kurum yöneticilerine âdeta hırsız muamelesi yapılır.
İdari işlemlerde hakkaniyet ilkesine uyulduğunu söylemek oldukça güç. Olgular, idari hukuku uygulama sürecine hukuk dışı etkenlerin (siyaset, ekonomi, kimlik vd.) karıştığına işaret ediyor. Sıradan sorunların çözümsüzlüğünde bu tür müdahalelerin payı yadsınamaz.

Sülüklü’de yaşanan olayın bunca süre sonra gündeme taşınması, bu bağlamda ele alınabilir. İddialar doğruysa, uygulamanın gerekçesinin kurumun mali ihtiyaçlarıyla ilişkili olup olmadığı araştırılmalıdır. Taşımalı öğrencilerden artakalan yemeklerin parayla satılması, kaynağın yanlış yerde arandığını gösterir. Toplumun bu tür uygulamalara tepki göstermesi, doğal karşılanmalıdır.
Sülüklü’de öğrencilerin tamamına niçin ücretsiz yemek verilmediği sorusunun muhatabının Okul Müdürü Merve Şengül Can olmadığı kabul edilmelidir.
Bu olay karşısında yapılması gereken ilk şey, kurum yönetiminin alınganlığa kapılmadan, gerçeği velilerle paylaşmasıydı. Genç yöneticiyi hırsızlıkla suçlamak oldukça ağır bir itham olur. Çalıp çırpmanın sıradanlaştığı koşullarda toplumsal tepki bazen sıradan insanlara ve olaylara yönelebilir (Beş lira için minibüs sürücüsüyle çatışmak, market çalışanların veremediği beş kuruş için belindeki tabancayı yoklamak vb.).
Olayın en önemli boyutu, ücretli yemeğe tepki duyan velinin çocuğuna uygulandığı öne sürülen baskıdır. Eğitimcilerden, öğrencilerini bu tür tartışmaların dışında tutmaları beklenir.

Sülüklü’deki olayı çözme görevinin, İlçe Millî Eğitim Müdürü Mahmut İşcan’a ait olduğu hatırlatılmalıdır. Olay duyulur duymaz genç yöneticileri ve öğretmenleri bir araya getirebilir, bu tür sorunlar karşısında ne yapılması gerektiğini anlatabilirdi. Böylece genç eğitimcilerin iyi niyetli olsa bile yanlış anlamalara yol açabilecek uygulamalardan kaçınmalarına yardımcı olunabilirdi.
Bu olay, saha çalışmalarının ve liyakatin önemine işaret ediyor. Eğitim yöneticilerinin, mesailerinin büyük bölümünü sahada geçirmeleri, can sıkıcı bazı sorunların çözümü açıcından büyük önem taşıyor.
(Körfez, 23 Haziran 2026)




