
Hüseyin Canerik
Pülümür Mezra köyünden Süleyman Ağa (Sadık, 1854–1935), Areli (Areyiz) aşiretinin lideriydi. İkisi kız, üç çocuk babasıydı. Oğlu Kamer Ağa (1885–1926), bir kan davası sonucu gerçekleşen aşiret saldırısında hayatını kaybetti. Babasının öldürülmesine tanık olan Ali Efendi, genç yaşta yakalandığı hastalığa yenik düştü. Bir dönem Pülümür Kaymakamlığında görev yapan Ali, Kovuklu köyünden Rıza Bey’in kızıyla evliydi. Genç yaşta dul kalan kadının gözyaşları ve ağıtları, Azgulere Ormanı’nın belleğinde hâlâ saklı.

Süleyman Ağa’nın kızlarından Beser Hatun (1897–1994), Uzunevler (Pardiye) köyünün ileri gelenlerinden Kamer (Porik) Ağa’yla (Kamer Kılıç, 1895–1959); Elife Hatun (?-1982) ise Mezra Köyü Muhtarı Hıdır Fırat’la (Ferhat Ağa’nın oğlu, ?–1938) evlendi. Elife Hatun, Hüseyin Fırat’ın (1937–1 Kasım 2025) annesiydi. Hüseyin, annesinin kucağında öksüz kaldığında Elife genç bir kadındı.

Hüseyin Fırat, kundakta bir bebekken uzun ve yorucu bir yolculuğa çıkarıldı. Gözlerini Çanakkale Biga’da açtı. Sürgünde bir bebekti artık. Biga’da 18 yaşına geldiğinde memleketine döndü. Öğretmen ağabeyi Pir Ahmet (?-1954), düğününe sayılı günler kala Elazığ’da apandisit tedavisi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Yaz mevsimiydi. Mezra köylüleri Keşiş Yaylası’ndaydı. Düğün için imece usulü toplanan süte acı ve gözyaşı karıştı.
Elife Hatun, eşinden sonra evlat acısıyla sarsıldı. 17 yaşındaki Hüseyin, babasının ardından ağabeyinin kaybıyla tanıştı. Ferhat Ağa’nın torunu, Nazımiye’nin tanınmış ailelerinden Mamağa’nın kızı Melek Hanım’la evlendi.

Pülümür’deki atölyesinde yıllarca elektrik ustalığı yaptı. İlçe merkezindeki evinin kapısı konuklara her zaman açıktı. Kirada oturan ailenin sofrası zengindi. Melek Hanım, konuklarını ağırlama konusunda kusursuzdu. Pülümür’ün girişindeki bu ev, hâlâ ilçenin en güzel yapılarından biri sayılır. Köyden ilçeye gelenlerin, kamu kurumlarında işi uzayanların, tedavi görenlerin tereddütsüz uğradığı bir evdi.

Hüseyin Usta, birkaç basamak inilerek girilen atölyesinde elektrikle ilgili her işi yapardı. Ancak yaşadığı travmalar ve çektiği acılar çoğu kişi tarafından bilinmezdi. 1938’de babasını, 1954’te ağabeyini, 1982’de annesini sonsuzluğa uğurladı. Yalova’ya taşındığında birkaç yıl huzur bulduysa da bu kısa sürdü. Hayat arkadaşı Melek Hanım’ı gözyaşlarıyla Paşakent Mezarlığı’na uğurladığında acıların yükü altında yorgun düştü.

Bir süredir yoğun bakımda tedavi gören Hüseyin Fırat, 1 Kasım akşamı aramızdan ayrıldı. Bugün saat 13.00’te Yalova Hacıbektaş Cemevinde ailesi, yakınları, dostları ve hemşehrileri son görevlerini yerine getirdi.
1937 yılında Pülümür Mezra köyünde dünyaya gelen, bebekliğinde öksüz kalan, kundakta sürgünle tanışan Hüseyin Usta, şimdi Yalova Paşakent Mezarlığı’nda sevgili eşi Melek Hanım’la yan yana uyuyor.
88 yıllık ömre bin yıllık acıyı sığdıran Albay’a yıldızlar ağlıyor şimdi…
(Yalova, 2 Kasım 2025)




