
Hüseyin Canerik
Bugün 12 Eylül… Şu kahrolası dünyadan bundan tam altı yıl önce çekip gitmiştin sessiz sedasız. Bozkırın ortasında hoyratlığa direnen ulu ağaçlarımızdandın. Bağnazlığa geçit vermeyen, yüreği aydınlık öğretmenlerimizdendin. Ankara Fen Lisesini kazanan oğlunu düşük notla cezalandıran çakma Görsel Sanatlar öğretmenini el üstünde tutan sistemin kıyıya sürdüğü aydınlarımızdandın.

Çürüyen sistemler, yetişmiş insan kaynaklarını kemiren kurtlardan farksızdır. Ülkesine katkı sunma potansiyeli yüksek, nitelikli insanlarını yaşamın kıyısına sürerler. Vatanseverliğin, çalışkanlığın ve dürüstlüğün mahkûm edildiği 12 Eylül darbesinin 40. yılında, sağlığın piyasanın ayakları altına serildiği koşullarda hastaneden evine bir daha dönemedin.

İzmit Körfezi’ne bakan mezarında, Kandilli’den Erzurum Lisesine 6. Zırhlı Tugayının cemsesinde giden zeki bir öğrencinin anıları saklı. Karabıyık’ın bitmek bilmeyen uzun kış mevsimlerinde tipiye kaç kez yakalandığını kim bilir? Fırtınalara meydan okuyarak çıktığın okul yolunda yapayalnız kaldığın günlerin çetelesini tutmayı belki hiç düşünmedin.
Acıların çetelesini şimdi biz tutuyoruz.

14 yıl boyunca çektiğin evlat acısını biz sevenlerine miras bıraktın. Gözbebeğin torunun Erinç’in, Doğubayazıt’taki bir sınır karakolunda yere serildiğini hiçbir zaman öğrenemeyecek, gözlerimizden süzülen damlalara tanık olamayacaksın.

Bugün 12 Eylül…
Önce kızın, sonra sen ve ardından torunun…
Acıları sırtlayarak düşüyoruz mezarlık yoluna…
(Körfez, 12 Eylül 2026)



