
Hüseyin Canerik
Pülümür Çayı’nın doğusuna ya da batısına doğru yol aldıkça çalışkanlığın gurur verici örnekleriyle karşılaşırsınız. Çaya kuş uçuşu birkaç kilometre uzaklıktaki Kovuklu (Harşiye) köyü çalışkan çiftçileri ve ünlü ustalarıyla tanınan yerleşimlerimizden.

Kovuklu’nun yollarına, çeşmelerine, köprülerine, ziyaretlerine köylülerinin alın teri akmıştır. Köy içi yollara döşenen parke taşlar, kaç can aldığı bilinmeyen Çemesol Çayı üzerine kurulu köprü, boğazı kurumuş yolculara ferahlık veren çeşmelerinde yetenekli ustalarının ve çalışkan insanlarının emeği saklıdır.

Kovuklu insanı mutluluğu üretimde arayan gelenekten beslenir.
Pülümür Vadisi’nin batısındaki köyde yaşayan Ali Sarı, üreterek mutlu olan gençlerimizden. Pülümür Kırmızıköprü Yatılı İlköğretim Bölge Okulundan mezun olan Sarı, kahvehane köşelerinde ömür tüketmek yerine çalışmayı ilke edinmiş köylülerden.

84 yaşındaki annesi Gülüzar Hanım’la birlikte yaşayan Ali, yıllardır büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapıyor. Çalışmaları TRT’nin de ilgisini çekmiş. TRT Belgesel, yazın yaylaya çıktığı yaklaşık iki bin rakımlı Hınzori’de (Söğütlü) genç üreticinin çalışmalarını kayıt altına alarak yayınlamış.

Ali, tek başına mucizeler yaratan üreticilerimizden. Hayvanlarının bakımıyla ilgili bütün işleri kendi başına hallediyor. Fanatik her tür düşünceden uzak kalmayı başarmış, insancıl ve paylaşımcı kişiliğiyle çürüme iklimine direnen genç ağır ceza tehdidiyle karşı karşıya!

Sarı, 17 Eylül 2025’te tosun saldırısı sonucu ağır yaralanmış, ölümün kıyısından dönmüştü. Hayvanlarının tamamı kayıt altında olan çiftçi Tunceli Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde uzun süre tedavi gördü. Yaylada sahipsiz kalan hayvanları koruma altına almak, yetkililerin aklına bile gelmemişti. Tedavi altındaki üretici hayvanlarının kurtarılması için bazı kişilere ulaşmış ancak sonuç alamamıştı. Hınzori güzergâhını kullanan Afgan çobandan, Erzincan’da çalışan başka bir Afgan işçinin telefon numarasını almıştı. Numarayı kardeşi Deniz Sarı’ya iletmiş, iyileşinceye kadar soruna çözüm bulunmasını istemişti.

Deniz, ağabeyinin yaralandığını duyar duymaz memleket yoluna düşmüştü. Erzincan’da yaşayan Afgan’ı bulmuş, aracına almıştı. Pülümür Mutu Jandarma Yol Kontrol Noktası’nda yapılan kimlik kontrolünde Afgan’ın kaçak göçmen olduğu ortaya çıkmış, yasal işlem başlatılmıştı. Sarı’nın aracı bir süre alıkonulmuş, ağır para cezası uygulanmıştı.
Afgan uyruklu Firozdin Rahmani (?), ifadesinde, Sarı kardeşleri tanımadığını belirtmişti. Yaklaşık 1 yıl önce bir göçmen kaçakçısına bin 300 dolar ödeyerek yasa dışı yollarla İran’danTürkiye’ye giriş yapan 53 göçmenden biriydi. Van, Elâzığ, Erzurum ve Erzincan’da bir yıla yakın yaşamını sürdürmüştü. Kaçak göçmenin soyadı iddianamede üç farklı biçimde yazılmıştı:
Rahmani, Rahmai, Rahmini.

Pülümür Asliye Ceza Mahkemesi, üç farklı soyadlı kaçak göçmen iddianamesini kabul etti. Mahkeme, 16 Şubat’ta görülen ilk duruşmada kararını açıkladı. Ali Sarı 4 yıl 2 ay hapis ve 80 bin lira para cezasına, Deniz Sarı ise 2 yıl 1 ay hapis ve 80 bin lira para cezasına çarptırıldı.
Mahkeme, göçmenin kimlik bilgilerinin doğru yazılmadığı iddianameye dayanarak Sarı kardeşlere ceza yağdırmış. Kaçak göçmen Firozdin Rahmani (?) duruşmaya çağrılmamış, ifadesi bile alınmamıştı.
Ali Sarı’nın yaralanmadan önce çoban çalıştırmadığını öğrenmek için geniş çaplı araştırma yapmaya gerek yok. Gerçek, bölgede yaşayan ya da yolu Hınzori’ye düşen herhangi bir vatandaştan öğrenilebilirdi. Pülümür Akdik Güvenlik Kulesi’nde görevli personel, görüş alanlarındaki yaylada hayvancılık yapan üreticinin tek başına çalıştığını doğrulayabilirdi.
Bütün bunlar dikkate alınmamış, tanık olarak çağrılan kişiler dinlenmeden hüküm verilmiştir.

Ülkemize yasa dışı yollardan giriş yapan, çeşitli illerde çalışarak yaşamını sürdüren bir göçmenin faturasını yoğun bakım ünitesinde tedavi gören bir hastaya kesmek, ne kadar doğru? İnsan kaçakçılığının kaynağına inilmeden, hayvanlarını koruma duygusuyla geçici süreyle işçi arayışına giren genç bir üreticiye yönelik yaptırımın soğukkanlılıkla ele alınması gerektiği açık.
Ali Sarı’nın cezaevine girmesi, üretimden koparılması demektir. Hastanedeyken bile hayvanlarına bakacak birini bulamayan çiftçi, tutuklandığında hayvan varlığını kaybeder ve işsizlik gerçeğiyle yüz yüze kalır. Hukuk, yasa ve yönetmeliklerin de ötesinde anlam taşır. Cezaların, “ıslah” amaçlı olması beklenir. Ağır hükümle, ceza hukukunun bu temel gerçeğinin göz önünde bulundurulduğu söylenebilir mi? Erzincan-Mutu arasında yaklaşık yarım saatlik yolculuktan dolayı Afgan göçmenin “günahlarının” iki kardeşe kesilmesi, vicdan yaralayıcıdır.

Kaçak göçmenin dışarıda, onu bir gün bile çalıştırmayan ve yasal konumunu sorgulama yetkisi olmayan çiftçinin içeride olması Anayasal eşitlik ilkesinin yanı sıra adalet anlayışına aykırıdır.
Sarı kardeşler, daha önce tanımadıkları ve hiç çalıştırmadıkları Afgan göçmenden dolayı şimdi ağır ceza tehdidiyle karşı karşıya. Kamuoyu, yaşamını çalışarak kazanan üreticiye ve kardeşine uygulanan bu ağır yaptırıma hukuk zemininde çözüm bulunmasını talep ediyor.
(Körfez, 7 Mart 2026)





