
Hüseyin Canerik
Türkiye son bir haftada art arda iki acı olay yaşadı. İlk olay 14 Nisan’da, Şanlıurfa Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde meydana geldi. Devamsızlık nedeniyle okuldan uzaklaştırıldığı belirtilen Ömer Ket’in (19), okulda av tüfeğiyle gerçekleştirdiği saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, polis memuru Emre Çopur ile kantin işletmecisi yaralanmıştı. Ömer Ket’in aynı silahla intihar ettiği açıklanmıştı.

İkinci olay 15 Nisan’da gerçekleşti. Kahramanmaraş Onikişubat Ayser Çalık Ortaokulu 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin okulda gerçekleştirdiği silahlı saldırıda 8’i öğrenci, 1’i öğretmen (Ayla Kara), 9 kişi yaşamını yitirmiş, 13 kişi de yaralanmıştı.

Saldırıyı gerçekleştiren Mersinli’nin, öğrenci velisi Necmettin Bekçi tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Önce babası, daha sonra annesi tutuklanan Mersinli’nin cenaze sürecinin kamuoyundan gizlendiği belirtiliyor.

14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’yi öldüren Necmettin Bekçi, bazı yayın organları tarafından kahraman ilan edildi.

TV kanalları, gazeteler ve dijital medyada kahraman ilan edilen Necmettin Bekçi’nin eylemiyle ilgili akla kaçınılmaz olarak şu sorular geliyor:
- Türkiye, okullarda giderek yaygınlaşan şiddet eylemleriyle mücadelede ekonomik önlemlerin yanı sıra etkili istihbarat ve sosyal önlemlere ihtiyaç duyuyor. Suç ve suçlularla mücadelenin etkin yollarından biri de kanıtların toplanmasıdır. Bu nedenle, özellikle silahlı saldırı faillerinin sağ yakalanmaları esastır.
- Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş Onikişubat saldırılarını gerçekleştiren öğrencilerin hayatta olmaması, saldırıların çok yönlü soruşturulmasını engelleyen etkenlerdendir.
- Onikişubat Ayser Çalık Ortaokulu saldırısının faili İsa Aras Mersinli’nin, öğrenci velisi Necmettin Bekçi tarafından öldürülmesi, bu yönüyle irdelenmelidir.
- İsa Aras Mersinli, üç kişi tarafından yere yatırılarak etkisiz hâle getirilmiştir. Biri kantinci, ikisi öğretmen, üç kurum personeli Mersinli’nin saldırı olanağını ortadan kaldırmıştır. Olaya sonradan müdahale eden Necmettin Bekçi’nin, saldırganı polise sağ teslim etmek yerine bıçağa sarılmasının, savunma amaçlı bir tepki olarak açıklanamayacağı düşünülmektedir.
- Üç kişinin elinden kurtulamayan saldırganın, gücü kuvveti yerinde olduğu anlaşılan dördüncü kişinin (N. Bekçi) müdahalesinden sonra nasıl kurtulabileceği sorusu yanıtsız kalmaktadır.
- Saldırganın, Necmettin Bekçi içeri girdiğinde yere yatırılıp yatırılmadığını anlamak için güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesi, kantinci ve iki öğretmenin ifadesine başvurulması yeterlidir.
- Necmettin Bekçi’nin basındaki ifadeleriyle polise verdiği ifade çelişmektedir.
- Saldırgan, saldırı sırasında, savunma amacıyla etkisiz hâle getirilmiş olsaydı herhangi bir tartışma yaşanmayacaktı. Dört kişinin yerde kımıldayamaz hâle getirdiği saldırgana kesici aletle ölümcül darbeler indirmek, saldırıyı engelleme girişimi olarak açıklanamaz.
- Hukuk devletinde suçluların da hukuku gözetilmek durumundadır. Suçlu da olsa bu tür cinayetlerin yaptırımsız kalması, herkesin kendi hukukunu uygulaması anlayışını güçlendirir.
- Saldırganı polise sağ teslim etme olanağı dururken öldüren bir kişinin kahraman ilan edilmesi, hukuk devleti açısından kabul edilemez niteliktedir. Bu tür cinayetlerin onay görmesi, linç kültürünü yaygınlaştırır, kolluk güçlerini ve yargıyı işlevsizleştirir.
- Etkisiz hâle getirilen saldırganın, Necmettin Bekçi’nin saldırısı sonucu yaşamını yitirmesi, kasten adam öldürme suçu kapsamına girmektedir (TCK Madde-81).
- Onikişubat saldırısının asıl kahramanı, öğrencilerine siper olurken şehit düşen Matematik Öğretmeni Ayla Kara ile saldırganı yere yatırarak etkisizleştiren öğretmenler ve kantincidir.
- Siverek ve Onikişubat’ta yaşanan yaralama ve cinayetler, hepimizi derinden üzen, acılarımızı büyüten travmatik olaylar olarak hafızalara kazındı. Bu acı olaylar, toplumu kuşatan şiddet ikliminden kurtulmak için sağduyulu ve sorumlu davranmanın önemine işaret etmektedir.

(Körfez, 23 Nisan 2026)




