
Hüseyin Canerik
Hasan Doğan, 1948 yılında Pülümür Salördek (Saldag) köyünde dünyaya gözlerini açtı. Salördek, sürgün kapsamı dışında tutulan köylerdendi. Çocukluğunda, sürgün dönüşü yaşama tutunmaya çalışan köylülerin mücadelesine tanıklık etti.

Eğitim yaşamına 10 yaşında adım attı. İlkokulu komşu Çatalyaka köyünde okudu. Çatalyaka İlkokulunda okurken, en büyük destekçisi Mustafa Düzgün’dü (Ressam):
“En çok Mustafa Düzgün, benimle ilgilenirdi.”
Düzgün, köylüsü ve yakını Hasan’a eğitim araç gereçlerini edinmesi için yardımcı olurdu.

Ağabeyi Düzgün Doğan’ın, İstanbul’dan getirdiği kırmızı okul çantası ve askılı pantolonla okula giderdi.

İlkokul öğretmenleri İsmail Turan (Pülümür Çobanyıldızı) ve Metin’di (?) Binali Doğan (Bava Binali), Baki Düzgün, Mehmet Düzgün, Mustafa Düzgün, Müdür Şahin, Düzgün Gül (Kadısırtı), Hasan Arslan (Hesene Mama), Hasan Arslan, Hasan Geyik, Düzgün Geyik, Müslüm Dikme (Çatalyaka), Hüseyin Bozkurt (Çatalyaka Çoban), Kamer Dikme (Kılay), Hıdır Dikme, Hüseyin Dikme, Ali Dikme, Hüseyin Dikme (Tunalıgil), Ali Arslan (Avurtojige), Kadir Arslan, Hıdır Arslan, Ali Arslan, Ali Doğan, Nuri Doğan, Hasan Doğan, Kamer Doğan, Ali Hıdır Arslan, Hüseyin Derin (Beğendik), Musa Bektaş (Efeağılı), Kamer Bektaş (Efeağılı), Hüseyin Bektaş (Efeağılı), Veli Bektaş (Efeağılı), Abbas Bektaş (Efeağılı), Hıdır Bilgin (Efeağılı) ile Düzgün Doğan (Çatalyaka Çoban, Ford lakaplı) ilkokul arkadaşlarından unutulmayan isimlerden bazılarıydı.

Onun öğrencilik yıllarında ulusal bayramlar Kırmızıköprü’de kutlanırdı. Çatalyaka, Gökçekonak, Uzunevler, Mezra ve diğer yakın köylerin öğrencileri Kırmızıköprü Sağlık Ocağının önünde düzenlenen törenlere katılırdı.

1962’de İstanbul yolcusuydu. O zaman 14 yaşındaydı. Fatih Şişhane’de manavlarda, 1967-1968’de Komilide çalıştı. 1968-1970 yıllarında askerlik yaptı. 1970-1971’de köylüsü Hıdır Aslan’ın (1916-1987) yerinde kahvecilik yaptı. 1972’de, bin lira sermayeyle Kırmızıköprü’de manav açtı. Bu işi 1977’ye sürdürdü. İlk manavlık deneyimini Hıdır Akkılıç’ın (1925-1970) kahvehanesinde geçirdi. Gündüz bahçede sattığı sebze ve meyveyi akşam kahvehaneye taşırdı. ‘Ruhsatsız’ işletme açtığı gerekçesiyle şikâyet edilmiş, Maliye ‘kaçak’ işletmeye ceza uygulamıştı. Bu kez ruhsat almış, Akkılıç’ların binasında, lokantanın yanında manav dükkânı işletmeye başlamıştı.

Manav ürünleri için haftada bir gün Erzincan Sebze Meyve Haline gidilirdi. Genelde komisyoncu Kadir Karahan’dan alışveriş yapılırdı. Alışverişlerde ‘politik’ etkenlerden söz edilse de bunun her zaman geçerli olmadığı görülüyordu:
“Bir gün halde çok güzel üzüm gördüm. Komisyoncu Ciminli, yanına gittim, kendimi tanıttım. Tevfik Bey, senden telefondan istesem bana otobüsle gönderir misin, dedim. Gönderirim, dedi. İhtiyaç duyduğumda telefon ederdim o da otobüsle bana gönderirdi.”

Soğan, patates, salatalık, biber, domates, patlıcan, kayısı, erik, üzüm, havuç, portakal, mandalina, marul vb. ürünler getirilirdi. Erzincan’dan alışveriş yapan esnaf, ortak kamyon kiralardı. Hüseyin Yıldıran’ın (Kartolik), Hüseyin Ateş’in ya da hal önündeki kamyonlarla yük taşınırdı. Un, şeker vb. ürünlerin de yüklendiği kamyon dolusu gıda maddesi Pülümür ve Kırmızıköprü’ye taşınırdı. Yükün az olduğu günlerde otobüsler tercih edilirdi.

Manavda taze fasulye, domates, biber, kayısı bolca satılırdı. Erzincan üzümü, sonbaharda tüketilen meyvelerin başında gelirdi.:
“Günde10 kasa Erzincan üzümü sattığımı hatırlıyorum.”
Köylerden, özellikle Kovuklu’dan elma, armut, yumurta vb. alınır, manavda satışa sunulurdu. Yumurtayı sadece kamu görevlileri satın alırdı.

Bazı günler köydeki evine gidemediği olurdu. O zaman Kırmızıköprü Ortaokulu Müdürü Veysel Narin’le birlikte kalırdı. Sonraki yıllarda zaman zaman kız kardeşi İkbal Bektaş’ın Kırmızıköprü’deki evine konuk olurdu. O dönem görev yapan Hasan Fırat ve diğer öğretmenlerle ilişkileri iyiydi. Salördek İlkokulu öğretmeni Nuri Şen’in işi çıktığında, sınıfına girer öğrencilerle ders işlerdi. Öğrencilere çeşitli nasihatlerde bulunur, şarkı ve türkü söyletirdi.

1975 yılında göreve başlayan Kırmızıköprü Ortaokulu Müdürü Veysel Narin’le sıcak dostluk bağları kurmuştu. Narin’in, okula yeni atanan bir öğretmene (Hayati?) yaptığı ‘sürpriz’ yıllarca unutulmayacaktı. Hasan Doğan, öğretmenler odasına girdiğinde Okul Müdürü Narin ve öğretmenler ayağa kalkmış, kendisine yer göstermişti;
“Müdür Bey, buyurun.”
Hasan Doğan, yeni gelen öğretmene, Kırmızıköprü Nahiye Müdürü olarak tanıtılmıştı.
Doğan, böylece Müdür Bey unvanını kazanmıştı. Bu unvanla tanınmasında köylüsü Ahmet Aslan’ın da payı olmuştu.
O yıllarda Akdik/Şihanlı Müslüm Pekin, Mezralı Hıdır Fırat (Ahmet Çavuş, 1927-1979)), manav işleten diğer isimlerdi. Ahmet Çavuş’un oğlu Yılmaz Fırat (1965-2025), babasına yardım ederdi. Onun olmadığı günlerde Hasan Doğan kendilerine yardımcı olurdu.

1977 yılında Halk Manavını kardeşi Ahmet Doğan’a (1956-2021) devretti:
“Manavlık yaptığım dönemde hareketlilik vardı. Kamu kurumları vardı. Her esnaf umduğunu buluyordu. Para kazanıyorduk. Veresiyem çok gitti.”
Manavlıktan sonra inşaat alanında çalışmaya başladı. İlk ustalık deneyimini 1973’te kardeşinin binasının yapımında edindi. Kamber Canerik (1912-2005), İbrahim Canerik (1936) ve Akkılıç’ların binalarında çalıştı.

İstanbul Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi’nde (1 Mayıs Mahallesi) emek verdiği gecekondu, yol çalışmaları sırasında yıkıldı. Büyük umut beslediği koca kentte düş kırıklığına uğramış, yeniden memleketin yolunu tutmuştu.

Erzincan Yalınca köyünde 8 daire, Kadağan köyünde ahır ve samanlık, Aslanlı ve Cumhuriyet Mahallelerinde 3 katlı binaların yapımında ter döktü. Refahiye Yağmurtepe İlkokulu ve öğretmen lojmanının yapımını Abbas Bektaş’la birlikte üstlendi.

1993 yılında, terörden dolayı yaşanmaz hâle gelen bölgeden ayrılmak zorunda kaldı. Ailesiyle birlikte Bursa’ya yerleşti.

Bursa, zorluk ve yokluklarla mücadelenin yeni mekânıydı. Evsiz barksız kalmış, kendi yurtlarında ‘göçmen’ durumuna düşürülmüşlerdi. Kentte, acıların en büyüğüyle, evlat acısıyla tanıştı. İki çocuk annesi kızı Gülsüm’le birlikte sevinci de toprağa gömülmüştü. Köyüne gözü yaşlı veda eden mütevazı babanın yüreği, evlat acısıyla taşınması güç ağır bir yükün altında ezilmişti.

Ablası İkbal Bektaş ile ağabeyi Düzgün Doğan’ın ardından kardeşi Ahmet Doğan’ın acısıyla sarsıldı. 20 Kasım 2021’de, Viyana’da yaşayan 66 yaşındaki kardeşi Ahmet Doğan’ı kendi elleriyle toprağa vermiş, acıları katlanmıştı.

Salördek’te Doğan ailesinin yüzyıldan fazla yaşadığı evler, 1993’te terk edildikten bir süre sonra yıkılmıştı. Elektrik sayaçları bile yerinde duran yıkıntılara karşın aileye ait arsa ‘ormanlık alan’ olarak kayıtlara geçirilmişti!

Yıllarca zor koşullarda yaşamış, yakınlarının desteğiyle geçen yıl yapımı tamamlanan evine taşınmıştı. Tek katlı evi, Hasan Erkılıç (1946-1979) ile Metin Şanlı’nın (1981-2012) ebedî uykuya yattığı tepedeydi. 25 Mayıs’ta Salördek’teki mütevazı evinde bir araya gelmiştik. Bir süre önce rahatsızlanmış, Hüseyin Güler’le birlikte Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesinde bazı testlerden geçirilmişti. Nuri Satık’ın aracıyla gittiğimiz Salördek, yeşile bürünmüştü. Değerli kivramız, sevgili eşi Elvan Doğan, konukseverliğin en güzel örneğini sergilemişti.

Son görüşmemiz, temmuz başında Ali Arslan’ın işlettiği Ciran Kafede gerçekleşmişti. Akciğer rahatsızlığından dolayı durgun ve üzgündü. Tedavisiyle oğlu Sinan ilgileniyordu. Şener, babasının moralinin iyi olmadığını söylemişti. Kendisiyle ilgili kaleme almayı düşündüğüm yazıyı tamamlayamadan, ansızın göçüp gitti bu kirli dünyadan. Pülümür, 30 Ağustos’ta, ağırbaşlı bir beyefendisinden ebediyen yoksun kaldı. Ağırbaşlılığın, erdemliliğin, namuslu yaşamanın giderek zorlaştığı koşullarda güzel yürekli bir insanı sonsuzluğa uğurlamak, acı verici.

Pülümür’ün Müdür Bey’i, 77 yıllık ömrünü lekesiz tamamlayarak yıldızlara kavuştu. Salördek Mezarlığının yanından her geçtiğimde yüreğim burkulur. Kamer Dikme (Klay, 1942-2011), oğlu İrfan Dikme (1970-2024) ile torunu İlker Dikme’nin (1994-2025) anıt meşe ağaçlarına komşu mezarları, bir anne ya da babanın çekebileceği en büyük acıyı özetliyor. Şimdi onların yanına hilesiz hurdasız ömür süren Hasan Doğan’ı uğurluyoruz.
Anıt ağaçlardan süzülen damlalarla ıslanıyor mezarlar…

(Körfez, 1 Eylül 2025)





