
Hüseyin Canerik
Matematik Öğretmeni Şaban Tayfur’un ilk görev yeri, Kocaeli Karamürsel Lisesiydi (1979). 1984’te kendi isteğiyle Tunceli’ye atandı. Aynı yıl, Pülümür Kırmızıköprü Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda (Barbaros Hayrettin Paşa YİBO) çalışmaya başladı. 1986’da, yaklaşık bir yıl süren, okul müdürlüğü görevini üstlendi. 2005 yılında emekliye ayrılıncaya kadar bu okulda çalıştı. 2010 yılı Kasım’ına kadar Kırmızıköprü’de yaşadı. Babasının rahatsızlığı üzerine o yıl memleketi Manisa’ya döndü. 1980’li yıllarda Kırmızıköprü’de yalnızca matematik öğretmedi; arıcılık yaptı, doğayla ve bölge insanıyla derin bağlar kurdu.

Arıcılık, onun için yalnızca bir uğraş değil, neredeyse bir yaşam tarzıydı. Yüzlerce arı kovanına şefkatle yaklaşır, her birini bir bebek gibi korurdu. Sırtında çantası, Pülümür Vadisi’nin zengin bitki örtüsünde yürürken, ayak basmadığı bir taş, selam vermediği bir çiçek kalmazdı. Boğalı Hınzori Ormanı’nın derinliklerinden 3 bin 200 rakımlı Buyer Gölü’nün zirvesine kadar, onun ayak izleri doğanın belleğine kazınmıştı. Kim derdi ki, o izler bir gün bir meşe ağacının gövdesine yaslanmış bir merdivende karşımıza çıkacak?

Pülümür Kovuklu (Harşiye) köyünü Hınzori’ye bağlayan zorlu patikada ilerlerken, ormanın kalbinde yüzlerce yıllık bir meşe ağacına yaslanmış, zamanla bitki örtüsüne karışmış bir ağaç merdiven beliriyor gözümüzün önünde. İlk olarak Songül’ün dikkatini çeken merdivenin hemen yanı başında, artık kurumuş olan Aliye Sowşen Çeşmesi (Heniye Aliye Sowşen) sessizce bekliyor. Beton çivilerle sağlamlaştırılmış bu merdivenin iki ustası olduğunu öğreniyoruz: Şaban Tayfur ve Kovuklu’nun çalışkan evladı, eski İl Genel Meclisi Üyesi Kazım Yıldız.
Yıl 2006 ya da 2007… Kazım Yıldız, ormanda bir meşe kovuğunda rastladığı arı kolonisi için Tayfur’dan yardım ister. İki usta arıcı, zorlu bir yolculuğun ardından meşe ağacına ulaşır. Arı ve bala erişmek için meşe ağacından bir merdiven inşa ederler. Maskelerini takıp anıt ağaca tırmanırlar. Arıların zayıf olduğunu fark ettiklerinde, bala dokunmadan, tek bir canlıya zarar vermeden geri dönerler. O günden bu yana, o merdiven ormanın derinliklerinde zamana ve doğaya direniyor.

Şaban Tayfur, memleket bildiği Pülümür Kırmızıköprü’ye ve çok sevdiği arılarına 2010 yılında veda etti. Şimdi Manisa Gölmarmara’da, aileden kalma tarlalarda üretim yapıyor, arılarıyla ilgileniyor. Pülümür’ü ve Pülümürlüleri unutmuyor. Yakın arkadaşı Hasan Yaman’ın vefatından duyduğu derin üzüntüyle gözyaşlarını tutamıyor.

Şaban Tayfur, ardında doğaya duyulan derin bir sevgi, sessizce örülmüş bir yaşam bıraktı.

Kazım Yıldız ise hâlâ başı dik, ele güne avuç açmadan, tarım ve hayvancılıkla yaşamını sürdürüyor.

Merdiven mi, hâlâ orada, meşe ağacına yaslanmış hâlde… Kim bilir, daha kaç yıl doğaya direnecek?









(Pülümür Hınzori köyü, 9 Ağustos 2025)





