
Hüseyin Canerik
Bireysel Silahlanma: Toplumsal Alarm
İzmir Balçova’da Salih İşgören Polis Merkezine düzenlenen silahlı saldırı, yalnızca iki polisimizin şehit edilmesiyle değil, aynı zamanda Türkiye’nin bireysel silahlanma gerçeğiyle yüzleşmesini zorunlu kılmasıyla da sarsıcı bir dönüm noktasıdır. Saldırganın yaşı, silahı edinme biçimi ve saldırının hedefi; bu olayın sıradan bir adli vaka değil, toplumsal bir alarm olduğunu gösteriyor.

16 yaşındaki bir lise öğrencisinin pompalı tüfekle polis merkezine saldırması, artık evlerdeki silahların sadece “kişisel güvenlik” bahanesiyle açıklanamayacağını ortaya koyuyor. On yıl önce alınan bu silah, kimin için ve hangi amaçla alınmıştı? En önemlisi de, bir çocuk bu silahı kullanmayı nasıl öğrendi?

Bu sorular, bireysel silahlanmanın sadece bir “hak” değil, aynı zamanda büyük bir “risk” meselesi olduğunu gösteriyor. Silah ruhsatı olan bir babanın evinde bulundurduğu pompalı tüfek, oğlunun elinde bir cinayet aracına dönüşebiliyor. Bu zincir, sadece bir aileyi değil, bir kurumu, bir şehri ve tüm bir ülkeyi etkiliyor.
Türkiye’de bireysel silahlanma, ne yazık ki sokak çatışmalarının, mafya hesaplaşmalarının, cinnet vakalarının ve şimdi de kamu görevlilerine yönelik saldırıların ortak paydası hâline geldi. Ateşli silahlar günlük hayatın sıradan bir parçası gibi görülüyor. Oysa her silah, potansiyel bir ölüm taşıyor ve her ruhsat, bir tehdit belgesi olabilir.

Yaşama Hakkı, Silahlanma Hakkından Üstündür
Bu noktada devletin ve toplumun birlikte düşünmesi gereken şey, “silahlanma hakkı” değil, “yaşama hakkı” olmalıdır. Kolluk kuvvetleri dışında kimsenin silah taşımasına gerek var mı? Ruhsatlı ya da ruhsatsız, bireysel silahların toplumda yarattığı korku ve güvensizlik iklimi artık görmezden gelinemez.
Polise sıkılan kurşun, sadece bir kuruma değil, kamu düzenine, toplumsal barışa ve devletin otoritesine yönelmiş bir tehdittir. Bu tehdide karşı sessiz kalmak, sıradaki kurbanı beklemek anlamına gelir.
Türkiye, bireysel silahlanmaya karşı kararlı, kapsamlı ve sonuç alıcı bir politika geliştirmek zorundadır. Silah ruhsatlarının iptali, mevcut silahların toplanması ve silah ticaretinin kesin olarak engellenmesi; bu politikanın temel taşları olmalıdır.
Çünkü silah, can alır. Türkiye, insan hayatına mal olan silahları toplum yaşamından bütünüyle çıkarmak zorunda.
Şimdi etkili, kararlı ve cesur adımlar atma zamanı…
(Körfez, 9 Eylül 2025)





